‘Tiyatro 3 Uç’, Türkiye Tiyatrosu’na yeni adım atan genç bir ekip. Geçtiğimiz günlerde ilk oyunları olan ‘Sonrası Kadın’ la tiyatro seyircisinin karşısına çıktılar.
Sözün yerini susmaya bıraktığı anlarda sahnede fısıltı’nın bile çığlıklaşabileceği ’’Şems’de’’
1971-99 yılları arasında yaşayan İngiliz oyun yazarı, Post-dramatist oyun türünün en önemli temsilcilerinden biri...
Yukarıdaki satırlar doğumunun 80. Yılında anılan Cemal Süreya’ya ait. ‘Bir hayalim vardı’ cümlesiyle yola çıkan Hakan Gerçek...
Kantocu adlı müzikli oyun,Cumhuriyet’e bir adım kala ,Bursa’da başlayan İstanbul’da devam eden Kantocu Verjin’in öyküsüdür.
Bu yıl 9.’su düzenlenen “Tiyatro Ödülleri 2011” Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu.
'Garaj İstanbul' kültürler arası kimlik oluşturan projesi 'Ashura' ile bugüne dek irdelenmeyen bir öyküyü sahnelerimize taşıyor...
Öğretisi ve "aşkı" Uluslararası bir düzeye erişmiş 13.yy’dan bu yana hiç ölmemiş,hep var olmuş bir düşünür,,,
Çok cana yakın bir insan. Yaklaşık bir saat sürdü söyleşimiz. Söylediklerini satırı satırına sizlerle paylaşıyorum.
Ülkemizde üniversitelerin tiyatro bölümlerinin sayısı epeyi arttı galiba. Bu bölümlerden mezun olan gençlerin sayısı da gün be gün çoğalmakta…
İstanbul Devlet Tiyatroları, yeni dönem tiyatro sezonunda geçmiş sezondan kalma eksiklerini tamamlayarak ilerliyor...
Oyun, Cahide Sonku'nun yaşadıklarından yola çıkarak bir nevi ülke tiyatrosunun sinemasının bugünlere nasıl geldiğini de izleyenlere gösteriyor...
Tüm dünya çapında hem en çok bilinen tiyatro oyunu hem de William Shakespeare’nin en iyi bilinen eseridir...
İstanbul Devlet Tiyatrosu inançların arkasına gizlenip, silahlarından ölüm püskürtenlerin cehenneme çevirdikleri Lübnan'da...
Geçtiğimiz tiyatro sezonu içinde fütürizm üzerine genel anlamda bir değerlendirme yazısı yayınlamıştım...
Birçoğunuzun malûmudur; Anton Çehov yazdığı oyunları gerçekçi bir üslûpla yazar ve bütün oyunlarının da aynı gerçekçilikle yönetilmesini ister.
Onikinci Gece, W.Shakespeare’in en bilinen, en çok sahnelenen ama bir o kadarda en zarif komedilerinin başını çekiyor...
sikiyatr koltuğuna uzanmış, hatırlamak istemedikleri üzerine derin bir çalışmaya girişen doktor ve küçük kız...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, yeni dönem tiyatro sezonunu Ermeni yazar Hagop Baronyan’ ın yazdığı ‘Şark Dişçisi’ adlı oyunla sürdürüyor...
Sade anlatımıyla günlük yaşamın ayrıntılarını işlediği öyküleri ve özellikle de tiyatro oyunları ile tanınan Ülkü Ayvaz’ın (1955) II. Abdülhamit dönemi
Wajdi Mouawad imzalı “Yanık”, bu sezon İstanbul Devlet Tiyatroları tarafından tiyatro sahnesine aktarılmış...
Oyuna geçmeden önce yeni kurulmuş bu topluluk hakkında kısa bir değerlendirme yapmanın yerinde olacağı kanısındayım.
Tiyatro Rast, Türkiye’de son dönemde tırmanışa geçen “namus cinayeti – töre” olaylarını sorgulayan bir oyunla perdelerini açtı...
Oyun ayrıca 1950 yılında dünya sinema tarihinin gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerinden Akira Kurosawa tarafından...
Martin McDonagh 27 yaşındayken üçleme tarzında bir oyun yazmaya başlar. Sekiz günde bitecek bu oyunlar silsilesi bir kara komedi toplumunu anlatacaktır.
2009-2010 sezonunda ilk kez perdelerini “Eksik” adlı oyun ile açan “A4” adlı yeni oyunuyla yeni sezonda da yolculuğuna devam ediyor.