Kişiler: Macit Koper


|
0
|
5162


Paylaş:


Diğer İçerikler

Eleştirmen Notları

Kırmızı Pazartesi - İstanbul Şehir Tiyatrosu

Şimdi, sorarım size: Bu roman tiyatroya uyarlanabilir mi? Ne yalan söyleyeyim, hiç düşünmedim! Ama usta yönetmen Macit Koper düşünmüş. Sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın 2008-2009 sezonu oyunları arasında değil, sezonun en iyileri, en önemlileri arasında değerlendirilmesi gereken “Kırmızı Pazartesi (Gronica de Una Muerte Anunciada)”yi İnci Kut çevirisinden sahneye uyarlamış. Uyarlamasında, bir yandan romanın özelliklerini korurken, diğer taraftan seyirciyi oyunla bütünleştiren bir yorum getirmiş. Romanda anlatıcı olan yazarı, tüm oyun boyunca Anlatıcı (Murat Garibağaoğlu) sahnede tutarak, olası uyarlama aksamalarını peşinen önlemiş. Anlatıcı, cinayet sırasında kasabada olan Santiago'nun bir arkadaşıdır. Yıllar sonra geri dönmüştür ve mahkeme tutanaklarını inceleyecek; o gün yaşananları, herkesin bildiği bir cinayetin neden önlenemediğini, kişilerin davranış biçimlerindeki bozukluğu seyirciyle birlikte belirleyecektir. Roman üzerindeki bu “oynama”, Koper'in yaratıcı zekâsının tipik örneğidir. Macit Koper , romanın akışına el sürmez, ancak sahneleme sırasında Márquez'nin sayfalarına gizli rötuşlar yapmaktan da kendisini alıkoyamaz. Örneğin, Angela ile Bayardo'nun düğününü ilk tablo olarak kullanır. Piyanonun, kemanın, bandoneonun, kontrbasın mükemmel tınıları ve aşkın, tutkunun, ihtirasın dansı tango… Daha ilk tablodan, seyircisini vurgun yemeye hazırlar Macit Koper.
 
İnsanın kendi öz kardeşini öldürmesi haklı nedenlere dayandırılabilir mi hiç? Elbette ki hayır! Macit Koper , insanın insanlığını unutması anının altını olabildiğince kalın çizer. İnsanın hayvanlığın da ötesine geçmesini ve bunu “töre” adına yaptığını savlayarak kendini haklı çıkarmaya çalışmasını, neredeyse yazarı da aşan bir kızgınlık içinde işler. Santiago Nasar'ın defalarca yinelenen bıçaklanma tablosuyla sanki: “İnsanlık dışına çıkmak için neden mi olurmuş,” diye inim inim inler. “İnsanın kardeşinin canına, yani bir anlamda kendi öz canına kıyması için neden mi olur,” diye sorar, sorgular. Cehaletten kaynaklanan baskının, önyargıların ve ruhsal durumların sonucu işlenen töre cinayetlerinden, Hrant Dink cinayetindeki tematik yapıya sıçrar. Anılar… Toplumla ilgili durumlar… Gelenekler… Görenekler… Bağlılıklar… Cinayeti engelleyemeyen insanlar… Cinayet işlendikten sonra, cinayetin yanında olanlar… Macit Koper, sonuç olarak, sıradan bir cinayet olayını, aile onuru sorununu kutlanası bir beceriyle evrensel boyuta taşır. Gabriel Garcîa Márquez'in “Kırmızı Pazartesi”sini tiyatro adına taçlandırır.
 
İnci Kut'un çevirisi mi, Faik Baysal'ınki mi? Bunu tartışmaya açmak elbette bana düşmez, Macit Koper 'in yeğlemesine saygı duyarım. Kaldı ki, İnci Kut'un çevirisi, içinde kültür birikimi barındıran bir çeviri. İnci Kut, “Kırmızı Pazartesi”yi hangi dilden çevirdi bilemiyorum, ama günlük hayatta geçen olayları anlatırken hangi sözcüklerin hangi anlamlarda kullanıldığını iyi bildiğine, sözcükleri iyi seçtiğine inanıyorum. Bir tedirginliğim kişilerin adlarında. Örneğin Angela'ya oyun içinde neden İspanyolca okunuşu gibi “Ancela” denilmiyor da, oyunculardan biri “Anyela”, diğeri “Anhela” diyor? Doğrusu hâlâ merak ediyorum. Üstün Akmen

http://tiyatronline.com/kirmizi-pazartesi_-istanbul-sehir-tiyatrosu-6851




Yorum

0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.


E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir