Kişiler: Genco Erkal

GENCO ERKAL

Görevi

ÇevirmenDramaturgOyuncuOyunlaştıranSahne TasarımUyarlayanYazarYönetmen

Sosyal Medya

Oyunlar


|
0
|
1670



Ödüller

Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri 2017

"Emek Ödülleri"

Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri 2014

"Yılın En Başarılı Yönetmeni"

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) Ödülleri 2012

Ben Bertolt Brecht  "Yılın Tiyatro Ödülü"

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) Ödülleri 2011

"Yılın Onur Ödülü"

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) Ödülleri 2008

"Yılın Tiyatro Ödülü"

Afife Tiyatro Ödülleri 2000

"Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü "

Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri 2000

"Yaşam Boyu Başarı Ödülü"

Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali Ödülleri 2000

"Onur Ödülü"

Afife Tiyatro Ödülleri 1998

Simyacı - "En İyi Erkek Oyuncu"

Avni Dilligil Ödülleri 1998

Üzbik Baba - "Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu"



Eleştirmen Notları

Marx’ın Yeniden Dönüşü

Kaçırılmaması gereken oyunlardan biri de “Marx’ın Dönüşü”. Genco Erkal’ın gösterdiği muazzam performansla asla unutulmayacak bir Marx portresi çizdiği oyun, belki de tüm zamanların en iyi oyunlarından biri. Şimdi sizi Dostlar Tiyatrosu’nun halkın erişimine açtığı “Marx’ın Dönüşü” oyunuyla baş başa bırakıyoruz.

Bu kadar çok kişinin gelmesini beklemiyordum. Marx öldü diyen salaklar ordusu size engel olamadı demek” diye söze girdi Genco Erkal. “Marx’ın Dönüşü” oyununda, Marx’ı ailesine düşkün bir baba, vicdani sorumluluğu olan bir aydın, sevecen bir eş, sıra dışı ilişkileri, dostlukları ve olaylara karşı takındığı filozof tavrıyla çevresinde sevilen bir kimlik olarak izliyoruz. 

Howard Zinn’in yazdığı “Marx’ın Dönüşü” Genco Erkal tarafından sahneye konuyor. Tek kişilik oyunda Genco Erkal’ı misafir odamıza konuk gelen kapı komşumuz Marx olarak izliyoruz. Öylesine yakın, öylesine sıcak ve öylesine samimi bir dille yüreğimize giriyor. Marx’a yakışır son derece sade ve yalın bir dekor. Bir masa ve sandalyeden ibaret. 

Bütün salon alkıştan yıkılıyor. Bir dakika öncesinin Marx’ı günümüzün Genco Erkal’ı sahnede kocaman bir dev. Deli gibi alkışlıyoruz. Geride oraya buraya sızan sözcükler, bazıları akıllarda, bazıları yüreklere takılı kalmış. Çıkışa doğru ilerlerken havada bir ışık, bir aydınlanma kokusu. 

Genco Erkal sahnede tek başına ama anlattığı hikayedeki karakterleri görünür hale getirme yeteneğiyle oyunda adı geçen herkesi sahnede gördüğümüze bizi inandırıyor. Samimiyeti ve sahiciliğiyle Marx’a gerçekten hayat veriyor. Arka planda yer alan ekrana yansıyan görüntülerle desteklenen oyun son derece akıcı ve heyecanından hiç kaybetmeden müthiş bir ilgiyle izleniyor. Sahne dekoru çok basit. Bir masa, bir sandalye ve Genco Erkal.ın çantasından çıkararak okuduğu gazetelerden ibaret ama Genco Erkal bu sadelikten zengin bir hayat çıkarmayı başarıyor. Paris’teki Café de la Régence’dan Londra Soho’da yaşadıkları eve kadar hayatının bütün dönemlerine tanıklık ediyoruz. Seval Deniz Karahaliloğlu

http://tiyatronline.com/marx-in-yeniden-donusu--12496


17. Yaşını Kutlayan Kıbrıs Tiyatro Festivali Adada Sanatın sesi oldu.

‘Merhaba’ ve Genco Erkal ve ….
Festival ‘in uzun yıllardır değişmeyen konuğu Genco Erkal ve Dostlar Tiyatrosu yine değişmezliğini festivalin ilk gecesinde ‘Merhaba’ ile göstermiştir. Bu gecenin Genco Erkal için ayrı özelliği de sanatının 60. Yılını yine burada kutlama nezaketini seyircisiyle paylaşması olmuştur. İlk geceye uygun tek kişilik bir oyun  olan ‘Merhaba’ile seyircileri  kucaklayan usta sanatçı , Aziz Nesin, Bertolt Brecht, Can Yücel, Nazım Hikmet için benim şairlerim dediği bu şairlerle seyircisine güldürücü, hüzünlü ,öfkeli ama umut aşısı işlevi ile yaklaşmaya özenle dikkat ettiği oyun içinde verdiği mesajlarla görülmüştür. Füsun Balkaya

http://tiyatronline.com/17-yasini-kutlayan-kibris-tiyatro-festivali-adada-sanatin-sesi-oldu--11547


Bir Delinin Hatıra Defteri - Dostlar Tiyatrosu

Gerçekçi edebiyatın en önemli isimleri arasında sayılan Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol, Bir Delinin Hatıra Defteri adlı öyküsünü memur olarak çalıştığı günlerden etkilenerek yazmıştır. Genco Erkal tarafından kurulan Dostlar Tiyatrosu, öyküyü sahneye uyarlamış ve oyun Genco Erkal tarafından yıllar boyunca üç farklı yorumla oynanmıştır. Elif Yakut

http://tiyatronline.com/bir-delinin-hatira-defteri_-dostlar-tiyatrosu-7152


Yaşamaya Dair - Dostlar Tiyatrosu

Hem de Genco Erkal’ın Nâzım Hikmet tutkusunun yeni ürünü “Yaşamaya Dair-Bursa Cezaevinden Mektuplar” başlıklı müzikli bir gösteriyle. Genco Erkal’ın Nâzım Hikmet uyarlaması, genç mimar Selen Erkal’ın tasarımı ve uygulamasıyla 185 kişilik açık hava tiyatrosu haline gelen aile yadigârı hanın doğal dekoru içinde oynanmakta. 

Genco Erkal’ın, Nâzım’ın 50. Ölüm Yıldönümü vesilesiyle bir metronom titizliğiyle kurguladığı ve santim santim hesaplayarak yönettiği, şairin Bursa Cezaevindeki yaşamını, eşi Piraye Hanım’a olan tutkusunu anlatan, giderek sürgün yıllarına ve vatan hasretine odaklanan kolaj, sezonun tam da sonunda “izlenmezse olmaz”, “sakın kaçırmayın”lık bir eser.

YARATICI KADRO
Genco Erkal, sahne düzenini kurarken, avluyu çevreleyen iki katlı yuvarlak tuğla payelere oturan kemerlerin meydana getirdiği revaka (sırtı bağlı bulunduğu binaya dayalı, ön cephesi açık, üstü örtülü mekân) açılan kapıları çok iyi kullanmış. 

… VE DE GENCO ERKAL
“Yaşamaya Dair”de Nâzım Hikmet, Genco Erkal’ın sahne üzerinde oluşturduğu eylemlerin içsel hareket ve itkilerinden oluşuyor. Genco Erkal’ın sahne üzerindeki oyunculuğu, asla fiziksel değil ruhsal bir etkinlik. Nâzım Baba, Genco Erkal’ın bedeninde ve beyninde merkezden çevreye, içselden dışsala, duyumsanandan fiziksel biçime doğru hareketleniyor. 

Genco Erkal, gene Nâzım Hikmet ile arasındaki yakınlığı tamamlıyor, ama bu kere oyun akışına yön veren ve ilgi çekici eylem kazandıran, aynı zamanda yazılı metnin boşluklarını dolduran bazı somut ayrıntılar da ekliyor. Oynarken sürekli olarak “eğer Nâzım’ın yerinde olsaydım ne yapardım” sorusuna yanıt arıyor, Nâzım oluyor. Böylece oyunculuğunu birimlere ayırıyor, rol yaratımında bulguladıklarıyla rolün iç asal niyetini belirleyen açmaca ulaşıyor. 

Rolden çıkıyor, oyunun “organik bir parçası” haline geliyor. 

Genco Erkal oynuyor.

Genco Erkal , Tülay Günal birlikte “”Yaşamaya Dair”de oynuyor.

Bu oyun oynanmıyor, yaşanıyor. 

Genco Erkal , Tülay Günal ile birlikte Nâzım Hikmet’e saygı duruşunda bulunuyor.

Genco Erkal  ile Tülay Günal oynuyor, Nâzım Hikmet’in ruhu bir kez daha mutlu oluyor. Üstün Akmen

http://tiyatronline.com/yasamaya-dair_-dostlar-tiyatrosu-7038


Bir Delinin Hatıra Defteri - Dostlar Tiyatrosu

Genco Erkal ’dan Virtuozite Örneği: Bir Delinin Hatıra Defteri

Küçük sıradan insanların trajikomik yaşamlarını sergilemedeki başarısıyla Çehov, Gorki ve Dostoyevski gibi ünlü Rus yazarlarına esin kaynağı olmuş; Rus gerçekçiliğinin kurucularından Nikolay Gogol (1809-1852)’ün “Bir Delinin Hatıra Defteri”ni, 50 yıl sonra Genco Erkal ’dan yeniden izlemeye gidiyorum. 

Hafızam tazelenirken, “Bir Delinin Hatıra Defteri”nin 50 yıl önce ülkemizde Genco Erkal  tarafından oynanan tek kişilik “ilk” oyun olduğunu, düşünüyorum. 

Düşünürken oyunun ilk kez Ankara Sanat Tiyatrosu sahnesinde oynandığını, Genco Erkal ’ın yıllar akarken aynı eseri üç kez, üç değişik yorumla sahnelediğini aklıma akıtıyorum. 

Perde açılıyor. 

Genco Erkal sahnede.

BİRİSİNİN ÖZEL EŞYALARINI KURCALARMIŞ GİBİ
Oyunu uyarlayan, yöneten, oynayan Genco Erkal

Genco Erkal ’ın oyunu uyarlarken, “kaybedenin” öykünün içindeki öfkesini satır aralarından cımbızladığını, cımbızladıklarını oyun tekstinin tamamına eşit oranda serpiştirdiğini seziyorum. 

Hınç ile kontrol edilen tuhaflıklar silsilesi…

Toplumun hastalıklı hiyerarşisinin derece derece delirttiği Poprişin’i izliyorum. 

Genco Erkal ’ın usta işi oyunculuğunda, herkesin kendisini aşağılamak, yok etmek için ortaklık ettiği bir dünyanın sanrısı ile karakterin gerçeklik duygusunun yitmeye başlaması su yüzüne çıkıyor. 

Kuşku, Genco Erkal’ın oyunculuğunda Poprişin’in dışında kalan dünyayla arasında koruyucu bir kalkan oluşturuyor, ama kendi gerçekliğinin tasarımında da yapı taşı oluyor.

Genco Erkal ’ın rejisi de öyle bir reji ki, bir ara kendimi birisinin özel eşyalarını kurcalarmış gibi duyumsuyorum. 

GENCO ERKAL’IN OYUNCULUĞU

Oyun son sürat akıyordu, aktı.

Poprişçev, Sofi’ye kendini açmaya bir türlü cesaret edemediği için hedefini müstakbel kayınpedere çevirdiğinde, yani hayallerinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususu kafasını giderek daha fazla kurcalamaya başladığında, Genco Erkal ’ın oyunculuğunda ilk sanrıları ayan beyan gördüm. 

Kahramanımız, köpeklerin konuştuklarına ve birbirleriyle mektuplaştıklarına inanıyor, hayal gördüğünden kuşkulanmak ne kelime, bu olayın bir de peşine düşüyor, köpeklerin mektuplarını ele geçirmeyi planlıyordu. 

Derken, sevdiği kızın bir talibi olduğunu öğrendi. 

Poprişçev’in ruh dinamiğinin giderek yok olmaya başladığını Genco Erkal ’ın gözlerindeki şimşeklerden, burun deliklerinden, devinimlerinden, nefesinden anladım. 

Genco Erkal , Poprişçev’in yavaş yavaş hastalık tarafından ele geçirilişini onun kişiliğinden bağımsız biri varmış gibi yorumladı, kendini onun organizmasında gibi duyumsadı. 

Aslında Poprişcev deliydi, ortalıkta konuşan köpekler ya da mektuplar da yoktu. Bunların hepsi hastalıktandı, biliyordum, ama Genco Erkal  gerçekmiş gibi anlattı. 

Bir ara, Poprişcev ile birlikte, bende de gerçeklik algısı yitti, bitti, gitti. 

GENÇ TİYATROCULAR: GENCO ERKAL’I İZLEYİN!

Genco Erkal  uyarlamasında, sahnelemesinde ve oyunculuğunda Poprişçev karakterine çağdaş yaklaşım yolları aramıştı. 

Uyarlama, sahneye koyma ve oynama çalışmaları sırasında, karakterin üstün amacını ve idea gibi ana yol haritasını titizlikle belirlemişti. 

Gogol’ün yarattığı karakteri, kavramların bulundukları çağa göre taşıdıkları anlamlar doğrultusunda sıraya dizmişti. 

Zaten uyarlamada, sahnelemede, Poprişcev karakterine can üflemede başarı başka türlü gelmezdi ki, gelemezdi ki!

Başarı elde edilmişti.

Genco Erkal, sahnede bu kere de Gogol’ün Poprişçev’i ile özdeşleşmişti. Üstün Akmen

http://tiyatronline.com/bir-delinin-hatira-defteri_-dostlar-tiyatrosu-7020


Aymazoğlu ile Kundakçılar - Dostlar Tiyatrosu

Meğer Genco Erkal on yıldır bu oyunun üzerindeymiş. Oyunun dramaturgisini yapan Zehra İpşiroğlu ile on yıla yayılan bir zaman dilimi içinde konuşur, tartışır, mektuplaşırlarmış. Soyut yapılı bir oyunla, yaşanılan gerçekleri verememe korkusuyla boğuşmuşlar yıllar boyu. Sonuçta,Genco Erkal  İsviçreli yazar Max Frisch'in (1911-1992) Nazizmin göz göre göre tırmanışını anlattığı oyunu "Biedermann ve Kundakçılar"ını, "Aymazoğlu ve Kundakçılar" adıyla uyarlamış. Bir de güzel sahneye taşımış.

GENCO ERKAL'DAN İNCE AYAR

Genco Erkal 'ın uyarladığı oyunda bunlar aynen olmuş. Bir mesajı iletmek adına bu oyunu uyarlamış, iletiyi estetik bir biçim ve biçem içinde kodlamış Genco Erkal . Frisch'in metnini başarılı bir şekilde yerelleştirirken, adları da anlamlarını koruyarak Türkçeleştirmiş. Genco Erkal ın elinde zengin işadamı Biedermann Şeref'e; kundakçılardan eski profesyonel güreşçi Schmitz dini bütün, sakallı, takkeli, tespihli, "Hayırlı akşamlar" diyen, "hâşâ" şarap içmeyen Tosun'a; hapisten çıkan arkadaşı Eisenring ise, Demir Çelik'e dönüşmüş. Bu arada, sinsice yaklaşan tehlikenin altını da olabildiğince kalın çizmiş Genco Erkal . Brecht tadında kotardığı itfaiyeci korosunu, kundakçılarla birlikte aydınımızı simgeleyen öğretim görevlisinden oluşturarak, günümüz Türkiye'sindeki işbirlikçilere ince bir göndermede bulunmuş. Son derece dozunda bir komedi-dram ayarı yapmış. Hiç black-out yapmadan tablo değiştirerek, oyunu bir buçuk saate sığdırmış.

Genco Erkal  kuşkucu, korkak, iddialı, ayamayacağı ayan beyan ortada olan Aymazoğlu'nun yaşamını tümüyle kabul edip, sahiplenirken; Meral Çetinkaya, Hanımefendi'nin dışsal olguların altında gizli bir nehir gibi akan o canlı ruhu, seyirciye pek güzel aktarıyor. 

Koşun bre artık, Genco Erkal sizi kurşun eritmeye çağırıyor. Üsün Akmen

http://tiyatronline.com/aymazoglu-ile-kundakcilar_-dostlar-tiyatrosu-6867


Marx ın Dönüşü - Dostlar Tiyatrosu

Seyirci, dramanın ve tiyatro sanatının tüm gerekliliklerini ve yeterliliklerini bünyesinde toplamış Genco Erkal  gibi bir oyuncu tarafından oynanan bu oyunda, tam bir saat yirmi dakika kimi zaman kıs kıs, kimi yerde de kahkahalarla gülüyor, ama en önemlisi günümüz ortamında düşünme gücü kalanlar yeniden düşünmeye sürükleniyor.

Genco Erkal , sahnede gene üretici-sanatçı örneği verirken, bir kez daha olamazı olur yapıyor, Karl Marx’ı temsil ettiğini ve böylece bir “artefact” oluşturduğunu unutturuyor, bütünüyle rolün içine girerken, Zinn’in tasarladığı Marx kimliğine kendisinden de paylar katıyor. Performansı metronom tiktakları titizliğinde… Genco Erkal , oyun karakterinin ne değişen ruh hallerinde ne de harekete, sese, sözcüklerin gücüne dayadığı anlambilimsel oyunculuğunda bir kez olsun tekdüzeliğe düşmüyor, dolayısıyla oyunu da düşürmüyor.
 
Sözün özü, yüz elli yıl önce yazdıkları bugün hâlâ geçerliliğini koruyan, egemen sınıfların korkulu rüyası Karl Marx, yüz elli yıl sonra Dostlar Tiyatrosu’ndaki boş sahneye dönüyor. Bir masa, birkaç iskemle… Genco Erkal , Karl Marx olarak sahneye giriyor, bakınıyor, seyirciyi görünce biraz şaşırıyor, ama biraz da seviniyor. “Bu kadar çok izleyici beklemiyordum doğrusu,” diyor. Karl Marx, Genco Erkal  olarak çantasını boşaltıyor. Birkaç kitap, gazete, bir şişe bira… Genco Erkal, Karl Marx olarak dönüyor, sahnenin önüne yürüyor: “Gelmeniz iyi oldu,” diye seyirciye sesleniyor. “Gelmeniz iyi oldu. ‘Marks öldü’ diyen o salaklar ordusu size engel olamadı demek... Evet, aslında öldüm ben... Ama ölmedim de... İşte size diyalektik…” Üstün Akmen

http://tiyatronline.com/marx-in-donusu_-dostlar-tiyatrosu-6866


15.Kıbrıs Tiyatro Festivali'nde Sanatın Zirvesi Buluştu

Festival’in değişmez ilk gece ve ilk oyun konuğu yine Dostlar Tiyatrosu olmuş, komite ile Dostlar Tiyatrosu ve Genco Erkal ’ın güçlü  dostluğunun yansımasının izlerini tüm festivali aydınlatan sanatsal güzelliklerin öne çıkarılmasının   üzerinden geçen 15 yılı  yine birlikte kutlamanın  ortak anlayışına ayna tutmuşluğu en doğal akışı  ile yine festival belirlemiştir.

‘Güneşin Sofrasında’ Brecht ile Nazım’ın buluştuğu müzikal söyleşi de  Genco Erkal  sahne büyüsünü bir kez daha hayranlıkla izleme şansı bulmak Tülay Günal’ın sahne de  oyunculuğuyla devleşmesine eşlik eden müzikal özelliğine  şahit olmak da yaşamaya dair her şey için  duyulan özlemsel yapıda seyirciyi tatlı bir şaskınlığa sürüklemiştir. Füsun Balkaya

http://tiyatronline.com/15-kibris-tiyatro-festivali-nde-sanatin-zirvesi-bulustu--5541


Sivas 93 - Dostlar Tiyatrosu

Genco Erkal  ve Dostlar Tiyatrosu bu sezon çok büyük bir projeye imza atıyor. Anadolu coğrafyasında herkesin gözleri önünde yaşanılan dramı sahneye aktarıyor:

Genco Erkal  çağdaş sahneleme tekniği ve görsellerle desteklediği oyunu “Sivas 93” ü tiyatro severlere sunuyor. Oyun ‘belgesel tiyatro’ nun en önemli temsillerinden birisini oluşturuyor. Genco Erkal oyununu salt tarihsel bilgiye dayandırmıyor. 

Genco Erkal  Yorumu 

Sevgili Genco Erkal  oyunu sahneye aktarırken tiyatro sanatına geniş harmanlarla katkılar sağlıyor. Edebiyatı, müziği, dansı, sinemayı aynı sahnede birleştiriyor. Duyguları mantık süzgecinden geçirerek seyirciye aktarıyor. 

Sevgili Genco Erkal  bu durumu çok iyi bilerek işe koyulmuş. Sahneyi sadece oyunculara bırakarak bir nebze de olsa seyirciyi rahatlatmış. Oyuncular oyunun dekorunu oluşturarak bütün olayların hareket noktası olmuşlar. Oyunda Genco Erkal  ve Meral Çtinkaya ile beraber Yiğit Tuncay, Nilgün Karababa, Murat Tüzün, Cağatay Mıdıkhan, Şirvan Akan görev alıyorlar. 

Din sömürgecileri iktidarda koltuklarını sağlamlaştırırken, Genco Erkal  15 sene öncenin acılarını unutturmayarak ‘Sivas 93’ oyunu ile onlara tokat gibi bir cevap veriyor. Yaşam Kaya

http://tiyatronline.com/sivas-93_-dostlar-tiyatrosu-3665


Nereye Gidiyoruz? Dostlar Tiyatrosu

Genco Erkal ile Nereye Gidiyoruz?
 
Genco Erkal , Aziz Nesin'in ölümünün 15. yılında kolektif bir çalışma ile seyircisi karşısına geçiyor. Türkiye'nin en önemli yazarlarından Aziz Nesin'in yapıtlarından harmanlaştırdığı "Nereye Gidiyoruz", Türkiye' nin içinden geçtiği karanlık günleri mizahi bir dille eleştiriyor.

Genco Erkal , Nesin'in bizlere çizdiği karanlık ülke gündeminin 2011 yılında da devam ettiğini anlatıyor. Uzun yıllardır süre gelen karanlıklaştırma adımlarının artık eylemsel harekete dönüştüğü aleni ortada. 

Genco Erkal , Nazım Hikmet şiirlerinden Marx'a kadar geniş yelpazede oyunlarla seyircisi karşısına geçiyor. Aziz Nesin'i de kendi yelpazesi içine katarak ilerleyen usta oyuncunun hata yaptığı bazı noktalar var. Mesela sadece kişi ve sistem eleştirisi üzerinden yürütülen konular belli noktalarda oyuncuyu tekrara düşürüyor. Evet, bu tarz oyunların var olması gerekli; ama sahnede anlatılan konuları yaşayan halka bunları defalarca göstermek beklentiyi karşılamıyor. Ki Genco Erkal'in dünya tiyatrosuna nasıl hakim olduğunu herkes biliyor. 

"Nereye Gidiyoruz", Usta Oyuncu Genco Erkal'ın bizlere sunduğu büyük bir hazine. Aziz Nesin gibi ülke sanatına damga vurmuş ismi sahnelerde yaşatmak herkesin yapabileceği iş değil. Yaşam Kaya

http://tiyatronline.com/nereye-gidiyoruz-dostlar-tiyatrosu-3568


Can - Tiyatro Kumpanyası

Türkiye Tiyatrosu’ nun yaşayan en iyi oyuncularından birisi olan Genco Erkal , Can Yücel’ in şiirlerinden şairin yaşam öyküsünü oyunlaştırarak, yaşamını sol ve sosyalizm uğruna, baskılara boyun eğmeden geçiren bir şairi ölümsüzleştirmiş.

Genco Erkal , ‘CAN’ oyununda şairin şiirleriyle yaşamını kronolojik biçimde birleştirirken, tiyatro seyircisine mücadelerle geçen koca bir çınar sunuyor. 

Genco Erkal ’ ın yazdıklarını sahnede canlandıran Kemal Kocatürk, bazen bir meddah gibi olanları anlatıyor bazen de Can Yücel’ in eşine az rastlanır ses tonuyla şiirlerine hayat veriyor. Yaşam Kaya


http://tiyatronline.com/can_-tiyatro-kumpanyasi--3516


Genco Erkal - Fay Hattı

 12. Diyalog Tiyatro Festivali için Berlin'e gelen Dostlar Tiyatrosu sanatçılarıyla oyundan bir gün önce Ballhaus'da buluştum. Provalarının bir kısmını ve usta oyuncu Genco Erkal'ın büyük bir titizlikle sahne dekorlarının yerini ve ışık ayarlamalarını gözlemledim. Bu konuda hiç toleranslı olmayan, "kılı kırk yaran" bir dikkat ve hesapla koltuğun ve ışığın nereye geleceğinin ayarını bizzat kendisinin yaptığını gördüm. Birkaç sene önce de Fay Hattı'nda aynı titizliği kendisinde görmüştüm. O zaman da şöyle yazdığımı hatırlıyorum:
 
"Boşu boşuna Genco Erkal "Genco Erkal" olmamış!.."   Aynı titizliği Dostlar Tiyatrosu'nun diğer elemanlarında da gözlemledim. Bülent Emin Yarar, Meral Çetinkaya ve Hikmet Karagöz; hepsi de provalarında aynı titizliği gösteriyorlar. 12. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali'nde Onur Ödülü'ne layık görülen Genco Erkal, 2008 tiyatro sezonunda Sivas '93 adlı oyununu sergileyecek.
 
5 Ocak 2008'den başlayarak Muammer Karaca Tiyatrosu'nda sergilenecek olan oyunun yazarı ve yönetmeni Genco Erkal. Baştan sona belgesel film eşliğinde oynanacak oyun, Sivas '93 Madımak Oteli'ndeki yangının öyküsünü anlatıyor. Müziği ise Fazıl Say'a ait. Oynayacak oyuncular: Genco erkal, Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Murat Tüzün, Nilgün Karababa, Şirvan Akan ve Çağatay Mıdıkhan.,,

2008'in 4 Mart günü Dostlar Tiyatrosu'nun sergilediği belgesel oyun olan SİVAS'93'ü Caddebostan Kültür Merkezi'nde seyrettim. Ülkemizde yavaş yavaş unutulan 37 aydınımızın yakıldığı bu lanet olası 2 Temmuz 1993 gününün bir belgeselini yapmış değerli usta Genco Erkal Ben gözyaşlarımı tutamadım bu oyunu seyrederken. Vahşet gününün görüntüsünün perdeye aksadığı görüntüdeki dumanlar salona doldu, nefes alamadım... Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için unutulmaması gerekir. İşte bu olayı belgeselleştirerek unutulmaz kılmış Genco Erkal; yarınlara kalması için... iyi de yapmış!.. Genco Erkal'ın belgelerden, tanıklıklardan ve tutanaklardan yazıp yönettiği bu belgesel SİVAS'93 belgesel oyunun müziği Fazıl Say'a ait. Genco Erkal'ın dışında oyunda oynayan diğer sanatçılar: Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Nilgün Karababa, Murat Tüzün, Çağatay Mıdıkhan, Saliha Şirvan Akan.
 
Dostlar Tiyatrosu: Tiyatro yaşamına daha önceki dönemlerde başlayıp günümüze kadar sürdüren ve kendi sant politikasını tutarlı biçimde izleyen toplulukların başında Dostlar Tiyatrosu gelir. Topluluğun kurucusu, yöneticisi, baş ve çoğu zaman tek oyuncusu Genco Erkal, sanatın topluma karşı sorumlu olduğu, seyirciyi, görmezden gelinmek istenen acı gerçekler konusunda uyarma görevini üstlenmesi gerektiği konusundaki inancını seksenli ve doksanlı yıllarda da sürdürmüş, usta bir oyuncu ve usta bir yönetmen olarak bu uyarıyı sanatsal biçimde yapmaya özen göstermiştir. 1969 yılında kurulmuş olan Dostlar Tiyatrosu, Genco Erkal'ın önderliğinde sürekli olmayı başarmış olan ve Türk tiyatrosuna yeni bir ufuk açan önemli bir topluluktur. Kurucuları Genco Erkal, Mehmet Akan, Şevket Altuğ, Arif Erkin, Ferit Erkal, Nurten Tunç'tur. Atilla Alpöge'nin de katıldığı oyuncu kadrosunun büyük bir bölümünü Genç Oyuncular elemanları oluşturmuştur. İlerici ve toplumcu dünya görüşünü benimsemiş olan Dostlar Tiyatrosu elemanlarının başlangıçtaki amacı tiyatroyu dar bir çevrenin tekelinden kurtararak yoksul halka götürmek olmuştur. Dostlar Tiyatrosu'nda, Ayla Algan, Zeliha Berksoy, Jale Erdoğdu, Bilge Şen, Halit Akçatepe, Metin Deniz, Tuncay Çavdar, Sevim Çavdar, Meral Çetinkaya, Elif Türkan Çölok, Ayberk Çölok, Umur Bugay, Metin Tekin, Yavuz Özkan... gibi pek çok sanatçı zaman zaman görev almıştır. Dostlar Tiyatrosu'nun lokomotifi, bu tiyatroya yaşamını adamış olan Genco Erkal'dır. (Sevda Şener-Türk Tiyatrosu) Adem Dursun


http://tiyatronline.com/genco-erkal_-fay-hatti-3190


Marx'ın Dönüşü - Dostlar Tiyatrosu

Nazım Hikmet, Aziz Nesin ve Karl Marx… Genco Erkal yaşadığımız toplumla ilgili derdi olan aydınları sahneye çıkararak toplumu aydınlatmaya devam ediyor. 

Aynı zamanda yaşamından küçük kesitlerin anlatıldığı oyunda tarihe de gönderme yapılıyor. Jenny ile olan evliliği, Londra’ya sürülmesi, üç çocuğunun ölümü, 1848 devrimleri, Paris komünü, Genco Erkal’ın usta anlatımıyla ete kemiğe bürünüyor.

Oyun genel olarak kapitalizme dair eleştirilerden oluşuyor.  Marksizm öldü diyenlere şiddetle karşı çıkan oyun, ekonomi sorunlarına yaptığı güncel eklemelerle seyirciyi diri tutarak kapitalizm gerçeğini gözler önüne sürüyor.
 
Oyunun en önemli gerçeğinden biri de Bakunin’le Marx’ın girdiği tartışmalar. Tarihte böyle bir tartışmanın hatta karşılaşmanın bile söz konusu olmadığı gerçeği, oyun broşüründe netlik kazanıyor. Zekice kurgulanan metin ve kullanılan yalın dil Genco Erkal’ın performansıyla buluşunca ortaya harika bir oyun çıkıyor.

Aynı zamanda Sadri Alışık Sinema Ve Tiyatro Ödüllerinin 2010 ayağında “Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülünü de alan Genco Erkal, yaklaşık 1.30 saat boyunca teklemeden, oynadığını hissettirmeden, sıkmadan, sıkılmadan, uyutmadan, dinlettiren, izlettiren bir Marx’ı canlandırıyor sahnede.  

Marx’ın yazdığı milyonlarca ciddi satırdan uzaklaştıran ailesiyle birlikte verdiği yaşam mücadelesine tanıklık etmemizi sağlayan oyunun en büyük etkisi şüphesiz Genco Erkal’ın performansı.  Bir teorisyen ya da devrimciden çok aile babası olarak karşımıza çıkan Marx’ın hiç bilinmeyen yönleri izleyiciye barkovizyon eşliğinde anlatılıyor. 

Sonuç olarak, kapitalizm eleştirisinin yapıldığı oyunda kriz konusundaki eklemeler ile günceli yakalayan, sinevizyonla tarihsel bilgileri görsellerle zenginleştiren ve kapitalizmin sunduğu tabloyu gözler önüne sererek izleyiciyi hayata ve siyasete dair düşünmesini sağlayan metin Genco Erkal’ın neşeli, hareketli, muzur bir Marx tasviriyle de aynı zamanda eğlendirmeyi başarıyor. İhsan Ata

http://tiyatronline.com/marx-in-donusu_-dostlar-tiyatrosu-3054


Kerem Gibi - Dostlar Tiyatrosu

Genco Erkal’ın Nazım sevdası ‘Kerem Gibi’nin her satırına işlemiş. Kendisinden tek bir sözcük bile eklemediğini söylüyor Genco Erkal ama her sahnelenişinde tiyatral dili açısından devamlı bir arayış içerisinde.
 
Genco Erkal madımak otelindeki korkunç olaylar hakkında çok kapsamlı bilgilere ulaştıran bir belgesel filme sahip oyun olan ‘Sivas 93’ gibi bu oyunda da Nazım’ın şiirlerini görüntüler eşliğinde ‘şiir dinletisi’nden uzak belgesel bir tiyatroya dönüştürmeyi başarıyor. Nazım’ın şiirleri Genco Erkal’ın etkileyici yorumuyla ete kemiğe bürünüyor. İhsan Ata

http://tiyatronline.com/kerem-gibi-dostlar-tiyatrosu--2933


Nazım Hikmet ve Genco Erkal'dan

Oyundaki şiirlerin lezzeti damağınızda kaldıysa, oyunla ilgili kitabı seçkin  kitapevlerinden edinebiliyorsunuz. Kitap hem geleceğe kalacak çok kıymetli bir belge özelliği taşıyor, hem de bütün şiirleri dört ayrı CD’de Genco Erkal’ın sesinden dinleyebilmenin keyfini çıkarıyorsunuz. “Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni” YKY  çıktı ve kitapçı raflarında yerini aldı.   

Oyundan bize kalan, kıssadan hisse “ Genco Erkal’ın dudaklarından dökülen her dize, bize anamızın ak sütü gibi helal oluyor”. Bir kez daha inanıyoruz ki gelecekte “günden kalanlar” arasında en önde Genco Erkal olacak. Seval Deniz Karahaliloğlu

http://tiyatronline.com/nazim-hikmet-ve-genco-erkal-dan-yasamaya-dair--2776


Genco Erkal'dan

Bir Delinin hatıra Defteri, usta oyuncu Genco Erkal’ın olağanüstü, destansı oyunculuğu ile unutulmazlar arasına girdi bile. Genco Erkal tek kişilik oyunda canlandırdığı karakter ve diğer hayali karakterlerle öylesine büyüyor ki, adeta devleşiyor. 

Genco Erkal, Poprişçine ve anlattığı karakterlere hayat verirken vücut dilini o kadar başarıyla kullanır ki gerçekten o karakterleri sahnede görür gibi oluruz. Sahnede gösterdiği samimiyet ve sahicilik duygusu bizim bunları hayal etmemizi sağlar. Mesela, dağınıklığından ve yayıntısından bıkmış olan oda hizmetçisi Finli Mavra. (Poprişçin kiraladığı yoksul bir pansiyon odasında yaşamaktadır) Sokakta görsek tanıyacak kadar kendimizi aşina hissederiz. Çünkü Genco Erkal 50 yılın birikimiyle öyle hissetmemizi sağlar. Sonra Sofya’nın köpeği Meçi. Mektuplaştığı erkek arkadaşı. Poprişçin Sofya’nın köpeği Meçi’nin diğer köpeklerle konuştuğunu bizzat kendi kulaklarıyla duyar, üstelik bir adım ileri giderek onların aralarında mektuplaştıklarını bile söyler.  Seval Deniz Karahaliloğlu

http://tiyatronline.com/genco-erkal-dan-bir-delinin-hatira-defterine-sigan-butun-popriscinlere-bir-saygi-durusu-2767


Nereye Gidiyoruz - Dostlar Tiyatrosu

GENCO ERKAL KORKU İMPARATORLUĞUNDAN SORUYOR “NEREYE GİDİYORUZ?”

Genco Erkal , 1960’larda oynadığı Aslan Asker Svayk’la büyülediği Türk tiyatro seyircisini “Bir Delinin Hatıra Defteri” gibi tek kişilik bir oyunla seyirciye dev kişilik bir kadro sunan bir isim. 

Genco Erkal’ın bizzat Aziz Nesin’den izin alarak öykü deneme ve yazılarından oluşturduğu derlemeyi Azizname adı altında bir taşlma örneği olarak ortaya çıkardı. Oyun 1973-1974 yılları arasında sahnelendi.1995’te ise Büyük Usta Nesin’in ölümünün ardından ustaya saygı oyunu olarak Yücel Erten tarafından sahnelenen Aziz Nesine’e Saygı olarak oluşturulan "Azizname" oynandı. Aziz Nesin’in ölümünün ardından bu kez Genco Erkal, Büyük Usta’nın öykü , şiir ve denemelerinden tek kişilik “Birtakım Azizlikler” oyununu sahneye koydu. Genco Erkal “Azizname” ve “Birtakım Azizlikler”’den sonra 2000’lere gelindiğinde Türkiye’nin gidişatına bakmış olacak ki bu iki metinden yola çıkarak “Azizlikler” adlı 21.yy taşlayan oyun çıktı. 2009-2010 döneminde Eskişehir Büyükşehir Belediye Tiyatroları tarafından sahnelendi.

Genco Erkall “Tek kişilik tiyatro benim parçam haline geldi” dese de Genco Erkal sahnede asla tek kişi değil, içinden çıkardığı binlerce karakterle adeta bir ordu. "Sayın bayanlar baylar merhaba,sayın olmayan bayanlar baylar merhaba” diyerek seyircinin içinden giriyor Genco Erkal sahneye. Hukuk devletine uygun olmayan yasaların ve baskı rejiminin getirdiği yasaklamaların arttığı, gazetecilerin gazeteci olamadığı bir ülkede Erkal “Yasalar kimi zaman var kimi zaman yok” diyor. Ve boy aynasında kendimize bakıp Türkiye tablosunun traji-komik episotlarına kendimizi bırakıyoruz.eri  Genco Erkal’ karakterden karaktere büründükçe ağlanacak halimize gülme tabiri yerini buluyor. Uzun tiradından sonra Sadi Bey’in hikayesiyle başlıyor .Sadi Bey; 1956’da doğmuş, evde susmayı öğretmişler. Biraz büyümüş misafirin yanında susmayı öğretmişler. İlkokula gitmiş öğretmeni “sus” demiş.Çok konuşmuş ve hep susmuş. Böyle böyle derken Sadi Bey üniversiteye gelmiş “aman ha sus olaylara karışma “ demişler. Ve Sadi Bey yaşlanmış, yaşlılar sussun demiş gençler. Susmak, susturulmak,bastırılamak,koyun sürüsünden biri olmak. Bize Sadi Bey’in hikayesi hiçte yabancı gelmiyor değil mi? eri  Genco Erkal’’ın kendi düzenlediği basit ama işlevsel sahne dekoru tahtadan şeritlerden oluşuyor. İnce tahta zemini mükemmel bir bedensel hareketlilikle -bir sirk cambazı gibi- kullanarak başka başka hikayelere sürüklüyor. Ergenekon, hükümet, İslami burjuvazi, liberalizm kavram ve paradigmaları; hem karagöz, meddah ve orta oyunu hem de batının tiyatral dilinin de kullanılmasıyla sentez bir taşlamaya dönüşüyor. Devlet kürsülerinden, basın-yayın organlarından kimsenin sormaya cesaret edemediği gerçekleri tek başına çok kişilikli bu adam sormayı başarıyor. ”Atam izindeyiz” diye bağırıpta her türlü karanlık işi yapanlara “Sorma Atam halimizi hal mi kaldı anlatacak işte geldik dizindeyiz” diye cevap veriyor hükümete lafını esirgemekten korkmayan usta. Kapitalizmin dişli çarklarını hızla ördüğü, İstanbul’un taşının toprağının AVM’lerle dolduğu günümüz dünyasına en güzel cevabı eri  Genco Erkal’; televizyon ekranın arkasından bol hicivli ekonomi programı sunarak veriyor. 

Oyunun müzikleri Genco Erkal’ın uzun zamandır beraber çalıştığı mimar,müzisyen,tiyatro-sinema sanatçısı A rif Erkin’e ait. Geleneksel motiflerden, çağdaşa varacak nitelikte güzel bir kompozisyon yapılmış. Ne oyunun önüne geçecek kadar epik ne de oyunun çok arkasında kalacak kadar yalın olması ayrıca önemli bu yüzden Arif Erkin’i tebrik etmek gerekiyor.

“Bu alacakaranlıkların hiç sabahı yok”

Öğrenci hareketlerinin kuvvetlenmesi, sendikaların bilinçlenmesi, halkın baskıya ve susturulmaya olan tepkisinin artması, durdurulmaya çalışılsada devam eden eylemler, gazetecilerin gazetecilik mesleğini yapamaması, medyanın hükümetin eline geçmesi, onca sefalete karşın steril bir Türkiye tablosu çizilmesi politik tiyatroya ilgiyi artırıyor. Ancak değil ödenekli tiyatrolarda, özel tiyatrolarda bile bağırara bağıra bir “taşlama” örneği görmek imkansızlaştı, imkansızlaştırıldı. Aziz Nesin’in hiç eskimemiş ,belki de bu düzen devam ettikçe eskimeyecek metinleri  Genco Erkal’ın hem yönetmenliğini, sahne tasarımını  Genco Erkal’ın her sosyo-kültürel ve etnik gruptan kişiye bürünüp bir Türkiye fotoğrafı çizdiği bu oyunu kaçırmadan seyretmeye ve seyrettirmeye çalışın. Elçin Gürler

http://tiyatronline.com/nereye-gidiyoruz_-dostlar-tiyatrosu-2664




Yorum

0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.


TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir