Kişiler: Kemal Aydoğan

KEMAL AYDOĞAN

Görevi

Yönetmen

Sosyal Medya

Oyunlar


|
0
|
1332



Ödüller

10. Afife Tiyatro Ödülleri - 2006 

Yılın En Başarılı Yönetmeni Adayı - Kemal Aydoğan (Jeanne d'arc'ın Öteki Ölümü - Oyun Atölyesi)


5.Yeni Tiyatro Emek ve Başarı Ödülleri

Tiyatro Mekanları Özel Ödülleri - Moda Sahnesi- Kemal Aydoğan 



Eleştirmen Notları

Yeni Bir Şarkı - Moda Sahnesi

Kemal Aydoğan rejisinde dikkatimi çeken iki önemli unsur var. Birincisi, konudaki aşırı diyaloglar seyircide dikkat dağıtmasın diye sahneye konulan kamera. İkincisi; Melis Birkan’ ın karakterine kattığı doğal oyunculuk ile Caner Cindoruk’ un oynadığı karakterin heyecanlı yapısının karşılaştırılması. Bir sinema filminin içine girer gibi, kamera sayesinde anın tamamını yaşayan seyirci konudan asla kopmuyor. Yönetmenin ince zekasından çıkan bu dokunuş konudaki algının önünü açmış, karakterler arası psikolojik gerilimi tırmandırmış.  Melis Birkan’ ın konuşur gibi oynadığı kadın karaktere katkısı son derece mükemmel. Kadının yüzünden algıladığımız içsel fırtınalar beynimizi delip geçerken, insan karakterin anlatımından kendi hayatının açmazlarına kadar ulaşabiliyor. Caner Cindoruk’ un eski eşine halen aşık olan erkek karaktere sundukları ise sahnedeki zıtlığı tamamlıyor. Heyecanı, aşkı, özlemi ve en önemlisi pişmanlıkları onun sözcüklerinden net biçimde anlıyoruz. İki oyuncu arasındaki uyum son derece iyi! 

Kemal Aydoğan ’ın keskin rejisinden çıkan Yeni Bir Şarkı, bir saat on beş dakika kadar süren derin psikolojik hesaplaşmaları içinde barındırıyor. Bengi Günay’ ın sade ve yerinde sahne tasarımı, Fransız yazarın naifliğine Türk yönetmenin şahane dokunuşu, oyunu sezonun iyileri arasına koymamdaki en büyük etki! Yaşam Kaya

http://tiyatronline.com/babami-kim-oldurdu_-moda-sahnesi-12740

Babamı Kim Öldürdü - Moda Sahnesi

Oyunu yöneten Kemal Aydoğan  sahneye yansıttığı görüntüler eşliğinde, boş yatakta babasıyla konuşan karakteri müthiş psikolojik açılımlara sokuyor. Boş yatak bir metaforsa, yönetmen seyirciyi yatağa yatırıp karakterle yüzleştiriyor. Asıl isyan etmesi gereken kişinin annesi olması gerekirken babasına isyan eden adamın sistem karşıtı söylemleri hariç, yazardan kaynaklı duygusal tüm tepkileri havada kalıyor. Oyun içinde doğru bir katarsis yok, ama sahnede rol yeteneğiyle muhteşem bir oyuncu var. Onur Ünsal’ ın tek başına canlandırdığı eş cinsel karakterin, Aqua’ nın  Barbie Girl şarkısını söylediği sahnede babasına isyan etmesi anlamlı, ama diğer konularda yazar boyuna hatalar yapıyor. Ünsal’ ın oyunculuk yeteneğine ilk dakikadan son dakikaya kadar hayran kaldığımı özellikle belirtmeliyim. Sahnede performansından ödün vermeden yönetmenin anlatmak istediğini cansiperane algıyla, etkileyici bir heyecanla oynayan oyuncu görevini eksiksiz yerine getiriyor. Yaşam Kaya

http://tiyatronline.com/moda-sahnesi_-yeni-bir-sarki--11816

Fırtına - Moda Sahnesi

Bu sezon Moda Sahnesi tarafından oynanmaya başlayan Fırtına için, yönetmen Kemal Aydoğan , günümüz iletişim teknolojilerinden yararlanarak, çoklu ortamlı bir sahneleme tercih etmiştir. Bu bağlamda sahne ve seyir yeri de klasik İtalyan sahneden farklılaşmıştır. Seyircilerin karşılıklı olduğu ve oyunun ortada oynandığı bir düzenek kurgulanmıştır. Sahnenin sağ ve sol yanlarına yerleştirilen yuvarlak barkovizyonlarda kapalı devre yayın aracılığıyla, oyunun ilk sahnesindeki fırtınayı izleriz. Fırtına, Prospero’nun yardımcısı Ariel tarafından çıkartılmıştır. Shakespeare’in metnindeki Ariel doğaüstü güçleri olan görünmez bir yaratıktır, onu sadece Prospero görebilir. Elif Yakut

http://tiyatronline.com/firtina_-moda-sahnesi-7155

Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler – Oyun Atölyesi

Kemal Aydoğan ve yaratıcı kadrosu 
Oyunu sahneye taşıyanKemal Aydoğan , artık iyiden iyiye biliyorum ki “öykü”, “izleyici”, “yazar/çevirmen” üçgeni arasında dikkatli ve yumuşak geçişlere olanak sağlayan beceriye ve eyleme sahip bir yönetmen. Sahne üzerinde ilerleyişi, düzeni, biçimi sağlarken her detayı da yakalayan, seyircinin nabzını bir an olsun elinden bırakmayan bir yönetmen. Bu kere de, oyunun her bileşenini kendi içerisinde ve diğerleriyle olan ilişkisi içerisinde incelemiş. Her bileşenin işleyişini amacına uygun yöntemler kullanarak dizgeli hale getirmiş. Üstün Akmen

http://tiyatronline.com/evlilikte-ufak-tefek-cinayetler-oyun-atolyesi-7121

Atinalı Timon - Oyun Atölyesi

KEMAL AYDOĞAN’IN TESLİM ALDIĞI TIMON ÖYKÜSÜ
Oyun Atölyesi, açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, bağnazlıktan uzak bir tiyatro topluluğu. “Shakespeare’in metninin tek sözcüğüyle bile oynanmaz”, “Shakespeare’in dokunulmazlığı vardır”, “Shakespeare’in aslından gayrı yorumlanması olanaksızdır” diyenlere kafa tutmaktalar. Bu kere de öyle olmuş. Varlıklı bir Atinalı olup, paraya değil insan ilişkilerine değer veren; elinde avucunda bulunanı dağıtan, her gün ziyafetler düzenleyen; ancak günün birinde parası ve mal varlığı tükendiğinde çevresindekilerin kendisine verdiği değerin nedeninin sadece “para” olduğunu anlayıp ruhen çöken Timon’un öyküsünü Kemal Aydoğan ’a teslim etmişler. Yönetmen Kemal Aydoğan , kendi “seyirciyi silkeleme” yöntemleriyle tragedyayı sahneye taşımış. Nedendir bilemem, örneğin Sabahattin Eyüboğlu’nun, Bülent Bozkurt’un değil de Orhan Burian’ın 1944 basımı (hâlâ) pırıl Türkçe çevirisini yeğlemiş. Haluk Bilginer ile Selçuk Aydoğan ile oturup metni yeniden düzenlemiş. Sonuç olarak, Shakespeare’in tazeliğinden yararlanıp, çözmesi için seyircinin eline bir sürü kod da vermiş.

KEMAL AYDOĞAN’IN YAPTIKLARI ETTİKLERİ
Şimdi, size bir sır vereceğim: Belki de, Oyun Atölyesi’nden cesaretlendim. Olabilir, ama neden bağnaz olayım? Neden tabuyu alkışlayayım? Shakespeare’in “Atinalı Timon”u bütünlüksüz, dağınık bir metindir. Çözümlenmemiş bir oyundur, var mı itirazı olan? Kemal Aydoğan , “Atinalı Timon”un özgünlüğünü korumuş, ancak yerelleştirmiş, tragedyanın bütününe maharetle komedya tozları serpmiş. Oyun karakterlerini mağara duvarlarına çizilmiş antik resim biçeminde seyirciye göstermiş. Özel ile genelin uyuşmazlığından, paradokstan komik olanı cımbızla ortaya çıkarmış. Gerçekle; mantıkla bağdaşmaz izlenimi veren; tuhaf, garip, çarpıcı, abartmalı ve şaşırtıcı durumlardan alışılagelmedik gülünçlükler yaratmış, içlerine güncel siyasal ve toplumsal iletiler şırınga etmiş. Pek de iyi etmiş.

ÖZELLİKLİ OYUNCU KADROSU
İsmail Yüksel, Erdal Çiftçi, Ayça Aykut, Evrim Alaysa, Fulya Ceylan, Tuna Kırlı oyuncunun en yoğun anlatım aracının hareket olduğunu bilmeleriyle beni pek bir keyiflendirdiler. Baştan savmacı değiller. Ne mutlu onlara ve Kemal Aydoğan ’a ki, dramatik sürekliliği koparmamak için sürekli “teyakkuz” halindeler. Üstün Akmen

http://tiyatronline.com/atinali-timon_-oyun-atolyesi--7108

7-Şekspir Müzikali - Oyun Atölyesi

İşin hem ilginç, hem övülecek, hem de (Türk tiyatrosu adına) övünülecek yanı, Kemal Aydoğan ’ın bir Shakespeare varyasyonu yapmamış olması. Aydoğan, gerçekten dört başı mamur, yenilikçi (innovative), belli yönleriyle dünyada bir ilk olarak tanımlanabilecek özgün bir müzikal yapmış. Kemal Aydoğan , Shakespeare’i ilk kez eğlenceli, hayli bıçkın, bir yanıyla saf, diğer yanıyla uyanık, esprili, yani içimizden biri, yani tabulaşmamış, efsaneleşmemiş biri olarak karşımıza çıkarmış. Kendi sözleri, kendi dizeleriyle… 

Çevirilere elbette söz söyleme yetkim yok, zira çevirmenlerin tümü bu ülkenin en iyi çevirmenleri arasında sayılan adlar. Kemal Aydoğan  ise, yönetirken dilsel olarak çok temiz metnin ussal olarak hem ayrıntıda, hem bütün olarak anlanmasını sağlamış. Estetiğinden zevk alınan bir bütün yaratmış. Seyircinin anlamlandırmasına ve algılamasına, Shakespeare’in gösterimin içindeki bağlarına açık bölgeden bakmış, seyircinin Shakespear’e zincirlenmesini sağlamış. Shakespeare’in söylediklerini sürekli evrim içinde tutmuş ve bu evrim sürecinin değişik katmanlarının sınırlarını açık bırakmış. Üstün Akmen

http://tiyatronline.com/7-sekspir-muzikali_-oyun-atolyesi-7073

Antonius İle Kleopatra - Oyun Atölyesi

Shakespeare bu basit öyküyü ballandırırken, tarihsel gerçekten nasıl ki bir adım bile uzaklaşmamaya dikkat etmişse, açıkça söylemeliyim Kemal Aydoğan  da aynı dikkati göstermiş. 

“İyi oyuncu” Mert Fırat da Caesar ile kendi kişiliği arasında hiçbir benzerlik bulamamış. Gerçeklerin dışa nasıl yansıdıklarını hiç saptamamış. Ha bir de neden saçlarını ayırıp başına yapıştırmış, anlayamadım. O dönemde bilebildiğim kadar kimsenin saçı taralı değil. Acaba Kemal Aydoğan  bir Hitler çağrışımı mı yaratmak istemiş? Kostümü de baştan aşağı siyah olduğuna göre, tespitimde haklı mıyım ne! Üstün Akmen

http://tiyatronline.com/antonius-ile-kleopatra_-oyun-atolyesi-7035

Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler - Oyun Atölyesi

KEMAL AYDOĞAN VE YARATICI KADROSU
 
Oyunu sahneye taşıyan Kemal Aydoğan , artık iyiden iyiye biliyorum ki “öykü”, “izleyici”, “yazar/çevirmen” üçgeni arasında dikkatli ve yumuşak geçişlere olanak sağlayan beceriye ve eyleme sahip bir yönetmen. Sahne üzerinde ilerleyişi, düzeni, biçimi sağlarken her detayı da yakalayan, seyircinin nabzını bir an olsun elinden bırakmayan bir yönetmen. Bu kere de, oyunun her bileşenini kendi içerisinde ve diğerleriyle olan ilişkisi içerisinde incelemiş. Her bileşenin işleyişini amacına uygun yöntemler kullanarak dizgeli hale getirmiş.Üstün Akmen

http://tiyatronline.com/evlilikte-ufak-tefek-cinayetler_-oyun-atolyesi-6879

Testosteron - Oyun Atölyesi

Kemal Aydoğan , Andrzej Saramonowicz'in metninin özgün bir sahneyle somutlaştırılan yeni bir yorumu kışkırtmaya izin vereceğini iyi keşfetmiş. Kemal Aydoğan , kendisinin dramatik bir yapının dışında yer alan bir öğe olmadığının ayırtında olan bir yönetmen. “Testosteron”u yorumlarken de biçimini dramaturjik ve sahnesel yapıda olduğu kadar metnin anlamlarında da aramayı savsaklamamış. Aydoğan, Saramonowicz'in karakterlerini (kahramanlarını) oyunsal durumlara girmiş somut kişilikler olarak görmemiş. Çapkın ve at gözlüklü baba; terk edilmiş, kendine sahip olmaya çalışan, ama yapısal olarak fevkalâde fevri kuş bilimci; vurdumduymaz müzisyen; sessiz görünen, ama her erkek gibi söz konusu kendi kadını olunca canavara dönüşebilen magazin gazetecisi; uyumlu, kuşkucu ve duygusal avukat; bilgili, kibar, sakin biyolog ve tipik erkek profili garson Aydoğan'ın yorumunda, uslamlamanın (“muhakeme” anlamında kullanıyorum) ilerlemesini göstermekle yükümlü mantıksal soyutlamalar olarak kullanılmış. Felsefi diyalogun soyut dramaturgisinin edimcileri onlar… Neredeyse ahlaki bir tartışmanın hatipleri… Aydoğan, karakterleri ironik bir biçimde bilerek ve isteyerek çok kodlamış. Yazarın yüksek yazınsal içerikli uzun söz alışverişlerine dokunmazken, onları birbirlerini anlamamaktan yakınan, iletişimin, hatta üstiletişimin kuramcıları olarak öne çıkarmış.
 
Kısacası başarılı bir oyun sahneye koymuş Kemal Aydoğan . Gerçekten başarılı… Bu arada, Tretyn'in zaman aralığı olmayan ikinci perdede yaraları bereleri nasıl olup da yok olmuştur merak etmedim de, üçüncü perdeyi küçük makaslar atarak ikinci perdeyle birleştirmesini, sahnedeki enstrümanları oyunculara çaldırtarak coşkulu bir finale gitmesini alkışladığımı söylemeden edemem. Üstün Akmen

http://tiyatronline.com/testosteron_-oyun-atolyesi-6875

Torun İstiyorum - Moda Sahnesi

Kemal Aydoğan , oldukça sert olan bu metni sahneye koyarken yine aynı sertlikle anlatım yolunu tercih etmiş haklı olarak. Karakterler arasındaki ilişki özellikle abi kardeş sahnesi ve Lager ile Norma arasındaki yakınlaşmalar önceki izlediğimiz oyunlara göre oldukça cesur. Yalnız metin ve biçim açısından (dili ve anlatımı) zorlayan oyun gerek uzunluğu gerekse yoğun temposuyla bir süre sonra kendini tekrarlıyormuş algısı yarattı bende. Grotesk türünün kendi içinde kaos barındırması oyunculara geniş alan yaratması gerekirken eylem açısından kısır bir döngüye, beklendik tepkiler verilmesine neden oldu. Diğer taraftan oyunun doruk noktasında suflözün devreye girerek oyunu kesmesinin oyuna hizmet etmediğini ve bütünselliği baltaladığı kanısındayım.

Ayrıca Kemal Aydoğan ’ın müthiş bir kast oluşturduğunu söyleyeyim. Çok ama çok doğru bir rol dağılımı olmuş. İhsan Ata

http://tiyatronline.com/torun-istiyorum_-moda-sanat-tiyatrosu-3904

7 Shakespeare Müzikali - Oyun Atölyesi

Shakespeare’in ustalığı; eleştirel bakış açısını incelikli söz oyunlarıyla estetize etmesindedir, onu tüm zamanların büyük yazarı yapansa tartışılmaz evrenselliğidir. Onun derinlikli zekası, kurgusal becerisi ve söz ustalığının alt metnini kavrayabilmek, insani özelliklerin sınırlarını zorlayan karakter boyutunu keşfedebilmek, kuşkusuz bir yönetmenlik becerisidir. Shakespeare yaşadığı çağı geçmişle karşılaştırarak sorgular. Zaten klasik anlamda sahnelendiğinde bile kalemiyle çağının ötesine geçen bir yazardır. Bu bağlamda Shakespeare’i bugüne uyarlamak isteyen bir rejisör, yaratıcılığın sınırlarını zorlamalı, farklı sahneleme teknikleriyle Shakespeare’e yaraşır nitelikte kurgusal denemelere girişmelidir. Shakespeare, satır araları keşfedildikçe felsefesi derinleşen bir söz ustasıdır. Adeta matematik problemi gibi parçaları birleştirdikçe bütünü görebilirsiniz. Bu yönden bakıldığında, Kemal Aydoğan ’ın “7 Shakespeare Müzikali” de yazarın hayat felsefesini çözümlemeyi başarmış, onun verileriyle kurgulanmış bir metin.
 
   Kolajı sahneye taşıyan Kemal Aydoğan , insan hayatını yedi evreye bölerek anlatıyor ve her evrenin sunumunu Shakespeare’in “Bütün dünya bir sahnedir ve kadın-erkek birer oyuncu, sırası gelen girer…” sözüyle yapıyor. İlk evrede büyüme süreci gerçeği yansıtılıyor. Haluk Bilginer’i üzerinde W. S. harflerinin işli olduğu mama önlüğüyle bebek Shakespeare olarak görüyoruz. Ağlayan, altına yapan bebek, geleceğin büyük yazarı bile olsa birilerine muhtaçtır, her bebek bir gün büyüyecek, keder gelip onu da bulacak ve insanoğlu zamana kurban olacaktır. Başak Sakızlıoğlu

http://tiyatronline.com/7-shakespeare-muzikali_-oyun-atolyesi-3719

Macbeth - Oyun Atölyesi

Oyunun çevirisi Haluk Bilginer'e ait. Mina Urgan' ın Macbeth çevirisini okuyan birisi olarak, karşımızda gerçekten sağlam bir uğraş olduğunu fark ediyoruz. Bilginer, bazı saadetleştirdiği konuşmaları, şiirsel hava içinde geçen sözcüklerle boğmamış. Akıcı, anlaşılır bir dil kullanmış. Kemal Aydoğan , oyunu yönetirken anlaşılır konuyu daha sade tutmuş. Zaten bu sadeliği kullanılan dekordan anlayabiliriz. Kuru kafalarla donatılan sahnenin her yerinde Macbeth' in ölüm saçan hırslarını görebiliyoruz. Kemal Aydoğan ' ın yönetim başarısı oyuncuların bitmek bilmeyen temposuyla doruk noktasına ulaşıyor. Yaşam Kaya

http://tiyatronline.com/macbeth_-oyun-atolyesi-3601

Don Juan'ın Gecesi - Oyun Atölyesi

Oyunun yönetmeni Kemal Aydoğan , kısıtlı imkanları doğrultusunda sahnesini her açıdan donatmayı başarmış. Eski bir köşkün gizemli görüntüsü, Fransız aristokrasisinin ahlaki çöküntüsü, her kadının kalbinde yaşayan Don Juan hayalleri, yazarla aynı paralellikte verilmiş. Yönetmen, küçük ama önemli malzemelerle oyunun ufkunu açmış. Dönem itibariyle seçilen kostümler iyi, ama kadınların giyindikleri biraz daha göğüs dekolteli olsa fena olmaz.  Yaşam Kaya

http://tiyatronline.com/don-juan-in-gecesi_-oyun-atolyesi--3527


Parkta Güzel Bir Gün - Moda Sahnesi

Peki yönetmenin sahne uygulaması nasıl? 

Kemal Aydoğan  konuyu Türkiye sınırlarına ‘kör göz parmak sokar’ gibi taşımadan oyuna eğilmiş. Sadece karakterler üzerinden bizi bize anlatan bazı anlatılar mevcut. Sınır koruyucusu Reiver kraldan kralcı tipik Türkiye memuru gibi konuşuyor. Yönetmenin zekice kurguladığı bu karakterde Mert Fırat’ ın oyuna katkısı çok büyük. Komedi onun olduğu bölümlerde zirveye çıkarken, sınırlara karşı oluşturulan sistemli eleştiri yine oyuncunun rol başarısında gizli. Didem Balçın ‘Olivia’ nın onurlu duruş gösteren politik algısını doğru analizlerle çözümlemiş. Özellikle sevgilisine ‘sınırları kaldırma’ fikrini aktardığı bölümlerde ve kişisel menfaatin ağır basıp kimsenin elini taşın altına sokmak istediği yerlerde Balçın’ ın karakter yorumlama etkisi göze çarpıyor. Arthur’da ise Volkan Yosunlu’ nun yüksek temposu oyun için önemli bir artı! 

Bengi Günay’ın kusursuz sahne tasarımı, seyirciyi hızlıca park atmosferine çekmiş. Kemal Aydoğan ’ ın George üzerinden ilerleyen dokunaklı göndermeleri yerine ulaşmış. Sezon yeni açılmışken böylesi etkileyici bir gösteriyle karşılaşmak beni fazlasıyla memnun etti.  Mutlaka bu yeni oyunu ajandanıza not edin. Yaşam Kaya

http://tiyatronline.com/parkta-guzel-bir-gun_-moda-sahnesi-3386

En Kısa Gecenin Rüyası - Moda Sahnesi

Yönetmen Kemal Aydoğan ' ın oyuna dokunuşlarını görüyoruz. Modern görüntüyle sahneye çıkan karakterler, günümüz dünyasının (özellikle Türkiye şivesi) esnaf temsilcileri ve halktan olanları seyirciyi konuya bağlı tutuyor. Olayın temposunu düşürmeme adına dekor kullanımını arka plana itip, sadece yatılacak ve de oturulacak mekanları sahneye yerleştiren Aydoğan, oyuncuların rol performanslarını belirgin hale getirmiş. Modern Shakespeare uyarlamasının içine, konunun geçtiği Atina dönemine ait izler yerleştiren yönetmen, perilerin görüntüsünü Shakespeare' in anlatımına uygun sunuyor. Tüm bunların yanında ormanı ışıklarla belirginleştiren sahne düzeni sahne değişimlerinin hızlıca gerçekleşmesini sağlamış. Oyuna hangi noktadan bakarsanız bakın, kusursuz bir gösteriyle karşılacaksınız. Shakespeare izlemek aslında bazı noktalarda sıkıcıdır; uzadıkça uzayan diyaloglar, bitmek bilmeyen şiirsel konuşmalar, devamlı değişen sahneler yönetmenlerin karşılaştığı en büyük handikap. Sahnede bir takım grotesk ögeleri kullanan Aydoğan, sevgililerin dans sahnesinde sözcükleri elinin tersi ile itip beden dilinin muhteşem ritmiyle büyük bir bölümün özetini geçiyor. 

Kemal Aydoğan 'ın, Can Yücel çevirisinde olduğu gibi oyunun son bölümünde 'zengin-yoksul' ayrımına dokunup, aristokrat kesme yamanmaya çalışan Atinalıları göstermesi, günümüz dünyasının siyasetine ayna tutuyor. Aşağılandıkça yukarıdakilere yalakalık yapmaya çalışan insan yığınları, mutlu sonla biten aşk hikayesinin önemli ayrıntısı oluyor. Yaşam Kaya

http://tiyatronline.com/en-kisa-gecenin-ruyasi_-moda-sahnesi-3338




Yorum

0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.


TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir