PROSPERO – SHAKESPEARE – SÜLEYMAN VE JOHN DEE BENZEŞMESİ

Giriş
Shakespeare’in The Tempest (Fırtına) adlı oyunu, onun yazarlık yaşamının zirvesi ve aynı zamanda vedası olarak kabul edilir.
Bu oyun yalnızca bir deniz kazası öyküsü değil, bilgelik, güç ve yaratım arasındaki kadim ilişkiyi dramatik biçimde yeniden kuran bir felsefî metindir.
Eserin merkezindeki Prospero karakteri, yalnızca bir büyücü değil, bir yazar, bir hükümran, bir yaratıcı ve nihayetinde Tanrısal bilgeliğe yönelen bir figürdür.
(Bkz. Stephen Orgel, The Tempest, Oxford University Press, 1998, s. xxiii–xxvii.)
Prospero’nun adının kökeni Latince prosperus (uğurlu, bereketli, ileriye dönük) sözcüğünden gelir; ancak aynı zamanda “pros-pero”, yani “ben konuşurum” ya da “ben sözümle yaratırım” anlamına gelen bir sözcük oyunu da içerir.
Bu noktada Shakespeare’in kendisi, sözcükleriyle âlemleri yaratan bir “dil büyücüsü”dür.
(Bkz. Harold Bloom, Shakespeare: The Invention of the Human, 1998, s. 663–668.)
Tıpkı Hz. Süleyman’ın mühürle ruhları yönetmesi, John Dee’nin ezoterik sembollerle meleklerle konuşması gibi, Shakespeare de kelimeleri aracılığıyla sahnede görünmez âlemleri yönetir.
Prospero’nun asası Shakespeare’in kalemidir; büyü kitabı ise onun oyun metinleridir.

1. Prospero’nun Arketipi: Bilgelik, Güç ve Dilin Büyüsü
Prospero, The Tempest boyunca “görünmeyen güçlerin efendisi” olarak karşımıza çıkar.
Onun sihri, doğayı, rüzgârı ve görünmez ruhları (özellikle Ariel’i) yönetmesini sağlar.
Ancak bu sihrin kaynağı dışsal değil, zihinsel bir otoritedir — yani kelimenin, bilginin ve aklın gücüdür.
(Bkz. Frances A. Yates, The Occult Philosophy in the Elizabethan Age, Routledge, 1979, s. 148–155.)
Shakespeare, Prospero’yu bir büyücüden çok bir bilgeye dönüştürür.
Oyun sonunda Prospero’nun asayı kırması ve kitaplarını denize atması, büyüyü terk ediş değil, yaratımın tamamlanışıdır.
Bu sahne, Shakespeare’in de kalemini bırakışını, yani The Tempest’i yazdıktan sonra sahneden çekilişini simgeler.
Prospero, büyüsünü tamamlar; Shakespeare de sözün büyüsünü tamamlamıştır.
Her ikisi de Tanrısal sessizliğe, yani “yaratımın sonuna” ulaşır.
2. Süleyman: İlahi Bilgelik ve Ruhlar Üzerindeki Hakimiyet
Hz. Süleyman, hem Tevrat’ta hem de Kur’an’da “hikmetle hükmeden” bir kral olarak anılır.
Ona verilen “mühür” ve “yüzük”, görünmeyen varlıklar — cinler ve rüzgârlar — üzerinde Tanrısal bir egemenlik kurmasını sağlar.
(Bkz. Gershom Scholem, Kabbalah, Dorset Press, 1987, s. 350–354.)
Sebe Suresi’nde “cinlerin onun için çalıştıkları, rüzgârın emrine verildiği” bildirilir (34:12–14).
Bu anlatı, Prospero’nun Ariel üzerindeki hâkimiyetinin kutsal bir öncülüdür. Süleyman’ın mühürü, Prospero’nun asasıyla aynı işlevi görür: ikisi de Tanrısal bilgelik ve denge arayışının sembolleridir.
Süleyman, bilgelik için dua ederken “halkını yönetmek için anlayışlı bir yürek” ister (1. Krallar 3:9).
Bu, Shakespeare’in dil aracılığıyla insan ruhunun derinliklerine inme isteğiyle özdeştir.
Süleyman bilgeliğiyle hükmeder, Prospero bilgisiyle affeder, Shakespeare ise diliyle sonsuzluğu hükme bağlar.
3. John Dee: Hermetik Bilimin İngiliz Sûfîsi
John Dee, Kraliçe I. Elizabeth’in danışmanı, matematikçi ve simyacı olarak bilinse de, çağının “görünmeyen” bilgilerini birleştiren bir aracı figürdür.
Meleklerle iletişime geçtiğini söylediği “Enokyan dili”, tıpkı Prospero’nun Ariel ile kurduğu diyalog gibi, dilin ruhsal bir köprü olduğuna dair bir inançtan doğmuştur.
(Bkz. Benjamin Woolley, The Queen’s Conjurer, HarperCollins, 2001, s. 45–78.)
Dee’nin Londra’daki evinde oluşturduğu “okült kütüphane”, Süleyman’ın mabedine ve Prospero’nun ada laboratuvarına benzeyen bir bilgi tapınağıydı.
Orada yapılan deneyler, yalnızca bilimsel değil, ruhsal deneylerdi. Dee’nin büyü aynası, Prospero’nun kitabı, Süleyman’ın mührü aynı arketipin farklı çağlardaki yansımalarıdır: insanın evrenle konuşma arzusu.
4. Üç Figürün Kesişim Noktaları: Kudret, Dil ve Yaratım
Süleyman, Tanrı’nın bilgeliğiyle hükmeden kraldır. Onun kudreti Tanrısal kaynaktan gelir.
Prospero, bilginin büyüsüyle doğayı ve ruhları yönetir; ancak sonunda gücü değil merhameti seçer.
John Dee, hermetik bilimi Tanrısal bir dilin yansıması olarak görür. Üçü de, görünmeyenle ilişki kurma yollarını bilgi, sembol ve dil aracılığıyla aramıştır.
Süleyman’ın mührü görünmeyeni yönetmek için bir ilahi anahtardır; Prospero’nun asası sahnede sözün kudretini temsil eder; John Dee’nin kristal küresi ise evrenin ışığını yansıtan bilinç aynasıdır. Her biri aynı ezelî ilkenin varyasyonudur: “Söz, yaratımın aracıdır.”
(Bkz. Yates, Giordano Bruno and the Hermetic Tradition, 1964, s. 214–219.)
5. Shakespeare’in Prospero ile Özdeşliği
Shakespeare’in Prospero karakteriyle kendini özdeşleştirdiği, pek çok eleştirmen tarafından kabul edilmiştir.
The Tempest, onun yazdığı son oyundur; ve bu eser, adeta bir veda ayini gibidir.
Prospero’nun seyircilere dönerek ettiği son dua — “Büyüm bitti, şimdi yalnızca dua kaldı bana” — Shakespeare’in sahneye, söze ve büyüye vedasıdır.
(Bkz. Bloom, Shakespeare: The Invention of the Human, s. 668.)
Shakespeare burada kendi yaratıcı gücünü sorgular. Prospero’nun büyüsü sözcüklerle kurulur; tıpkı Shakespeare’in tüm evrenini kelimelerle kurduğu gibi. Dolayısıyla Prospero, Shakespeare’in aynadaki yansımasıdır.
Prospero adasıyla dünyasını inşa eder; Shakespeare sahnesiyle evrenini yaratır.
Prospero asayı kırar; Shakespeare kalemini bırakır.
Prospero fırtınayı dindirir; Shakespeare tiyatronun fırtınasını sona erdirir.
Prospero Tanrı’ya döner; Shakespeare sessizliğe.
Bu üç figürün birleştiği eksen, “yaratıcı kelimenin kutsallığı”dır. Süleyman Tanrı’nın hikmetini söze dökmüş, John Dee Tanrı’nın dilini çözmeye çalışmış, Shakespeare ise sözü insanın kaderini kuran bir büyüye dönüştürmüştür.
Sonuç: Yaratımın Üç Aşaması
Süleyman bilgelikle hükmeder — bu Tanrısal sözdür.
John Dee bilgiyle çağırır — bu hermetik sözdür.
Shakespeare sözcükle yaratır — bu sanatsal sözdür.
Her biri kendi çağında aynı ezelî arketipi temsil eder: Tanrı’nın “Ol!” emrinin yankısını insan dilinde arayan bilge.
The Tempest, Shakespeare’in Süleyman’ın duasını ve John Dee’nin büyüsünü sahneye taşıdığı son ezoterik temsildir.
Prospero’nun sessizliği, Süleyman’ın hikmetine, John Dee’nin kayboluşuna ve Shakespeare’in yazıdan çekilişine uzanan bir zincirin son halkasıdır.
Bu nedenle Prospero yalnızca bir karakter değil, bir “kozmik bilge” arketipidir: kelimeyle yaratır, sessizlikle tamamlar.
Kaynakça
Bloom, Harold. Shakespeare: The Invention of the Human. Riverhead Books, 1998.
Orgel, Stephen. The Tempest. Oxford University Press, 1998.
Scholem, Gershom. Kabbalah. Dorset Press, 1987.
Taberî. Tarih. Cilt I.
Woolley, Benjamin. The Queen’s Conjurer: The Science and Magic of Dr. John Dee. HarperCollins, 2001.
Yates, Frances A. The Occult Philosophy in the Elizabethan Age. Routledge, 1979.
Yates, Frances A. Giordano Bruno and the Hermetic Tradition. University of Chicago Press, 1964.
Holy Bible, 1 Kings, 3:9.
Kur’an-ı Kerim, Sebe Suresi, 34:12–14.
HAZIRLAYANLAR :
PROJE : SAVAŞ AYKILIÇ
YAZAN : CHATCPT
Anahtar Kelimeler: Rospero, shaekspeare
0 Yorum