MAKALELER

Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk - İstanbul Devlet Tiyatrosu

2012.01.16 00:00
| | |
5162

Paylaş:
Dramatik bir hızla ilerliyor saat ve Elif ortalarda yok. Mahallenin Serseri’si/ayyaşı arada sırada dışarıdan laf atıyor ona.

 



  

OYUNDAN İZLENİMLER…
Sevgililer günü. Ve yalnız bir genç adam. Bütün gece sevgilisi Elif’in gelmesini bekliyor.

Entelektüel bir yazardır genç adam. Bunalımda. Sürekli karıştırarak içiyor ve yalnızlığını sorguluyor. Nerede ilk hatayı yaptı ? Neden yalnız ?

Dramatik bir hızla ilerliyor saat ve Elif ortalarda yok. Mahallenin Serseri’si/ayyaşı arada sırada dışarıdan laf atıyor ona. O , bir kız arkadaşına Elif’i aratıyor , intihar etmek ve evini yakmak üzere olan terk edilmiş bir erkek arkadaşı O’nu arıyor. Yazılarını takip eden bir  bayan hayranı arayıp  O’nun “Bir Adaya gitmek”  yazısını okuyor O’na…

Merve-eski kız arkadaşı- intihar etmiş. Ötekini o terk etmiş , berikine değer vermemiş. Ne zaman çağırsa eve gelen bir kız arkadaşını arıyor ama aksilik bu ya o da bu akşam meşgul.

Kendisine önem ve değer verenlere önem ve değer vermemiş ; kendisine önem ve değer vermeyenlere sırılsıklam aşık olmuş , bağlanmış adam. Altusser’in toplama kampında kendisine verilen yemekleri gömüp saklaması gibi O da sürekli sevgililerini başkalarıyla yedeklemiş ama bir gün bir de bakmış ki toprağa gömülen yiyeceklerin bozulması ve kokuşması gibi yedeklediği sevgilileri ile olan ilişkisi de benzer bir akıbete uğramış (mundar olmuş).

O’nu yazdığı son dergi makalesini okuyan telefondaki ses tanıdık bir sese benziyordu sanki. Adam o kadar çok içmiş v öyle yürek yorgunu ki kendi ile hesaplaşmaktan , çıkaramıyor o sesin sahibini.

Makalesinde anlattığına göre , O , ıssız bir adaya gitmek üzere hazırlanıyor. Hiçkimsenin onu yargılamayacağı , sorgulamayacağı , aşk acısı çekmeyeceği  bir adaya…

Sonunda anlıyor ki O , bu akşam dağıttığı oda , o adadır ; o adam kendisidir ve o ses de bütün gece yolunu gözlediği sevgilisidir.
        

OYUNCULUK
Tek kişilik sayılabilecek ( arada sırada çıkan Mahallenin Serseri’sini/ayyaşını saymazsak) oyunda  Kürşat Alnıaçık yüksek bir sahne performansı ile karşımızda. Son zamanlarda izlediğim bir oyunculuk virtiözlüğüne  imza atıyor. Kaçırılmamalı , mutlaka izlanmeli.

Akşamdan kalma , bunalımlı , bir yazarın “bilinçaltından notlar” okuyan bohem aydın kompozisyonu  ile Alnıaçık seyir keyfi üst sınırlarda bir gösteri sunuyor. Modern dansçı olmasının ve canlandırdığı karakterin iç dünyasının çatışmalarını ve acılarını görselleştirmede modern dansı ustaca kullanması seyir zevkini adeta ikiye katlıyor.Bu anlamda bu rolü böyle modern dansla kotarabilecek  oyuncu sayısı ya çok azdır ya da yoktur.

DEKOR VE KOSTÜM
Dekor ve kostüm tasarımında Serpil Tezcan markasını konuşturmuş. İlk sahnede bu soğuk kış gününde niçin yazlık kostüm giydirdiğini oyunun finalindeki süprizle  anlıyorsunuz ancak. Dekor da sade ama oyunun ihtiyacı kadar.

Oyuncunun yerden yere vurduğu ,üstüne bindiği , tekmelediği , devirdiği , kadın gibi adeta seviştiği askılı koltuk tasarımı yönetmenin mi , oyuncunun mu , yoksa dekaratörün mü ; yoksa her üçünün de mi çok merak ettim ve çok beğendim. Çünkü çok işlevsel. Adamın hem yalnızlığı  , hem bunalımını , hem sevgilileri ve kendi  ile yaşadığı  çatışmaları bu objelerle anlatım buluyor.

IŞIK
Ayhan Güldağları, sade ama titiz ışıklaması ile göz dolduruyor. Özellikle sahnenin önünde ve yerden verilen (ramp) ışıkları ile geneldeki incelikli ışık tasarımı ; oyun kahramanının çeşitli mekanlarda ve durumlardaki değişimlerini ve iç hesaplaşmasının tonlarını ustalıkla sergilemesine yardımcı oluyor.

REJİ
Serap Eyüboğlu , belli ki , her usta yönetmen gibi , oyuncusunun yeteneklerine ve yaratıcılığına güvenmiş , oyuncusunun önünü açmış.  Metne getirdiği  “yazarın ‘ada’daki iç hesaplaşması konsepti/yorumu ve bu yoruma uygun gerçekleştirdiği dramatik kurgu ile sıkı bir dramaturgi çalışması yaptığı belli oluyor.

Belki de biliçakışı tekniği ile serbest çağrışımla birbiriyle iç bağlantıları kurmada zorlanılan ve bu yüzden de biraz dağınık izlenimi veren metni  , Eyüboğlu tiyatro dili ile ustaca toparlamış görünüyor.

Bir saatlik , kısa ama vurucu , çarpıcı , şaşırtıcı , sarsıcı ; aşk hakkında yeni şeyler söyleyen ; bir entelektüelin-cesur bir şekilde- kendi ile , çağı ile , dünya ile , devrim ile , annesi ve aşkları ile hesaplaştığı ilginç ve sıra dışı bu güzel oyunu kaçırmayın.

Anahtar Kelimeler: kendi kendine konuşmaktır aşk, istdt, istanbul devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir