MAKALELER

Hititler Ve Karagöz Konusu

2024.02.14 00:00
| | |
3106

Bugün internette gezinirken bir tezde rastladım artık ana kaynağında bile bulunmayan bu eski makalemi.

Aşağıdaki makaleye yazalı tam 23 yıl olmuş.

Bugün internette gezinirken bir tezde rastladım artık ana kaynağında bile bulunmayan bu eski makalemi.

Önce ona bir göz atalım.

Ama daha önce araştırmalarıma göre ülkemizde basılı yayınlarda ilk kez HİTİT  VE KARAGÖZ bağlantısını 1970 yılında kuran Folklor Araştırmacısı Sayın Gülsen Diktürk'ün hakkını teslim edelim.

Diktürk'ün Türk Folklor Araştırmaları Dergisi'nde yayınlanan makalesinde , Yazılıkaya'da Hititlerden geriye kalan tanrı ve insan motiflerinin Karagöz ve Hacivat motiflerine eşit olduğunu belirtmiştir.

Bizim 2000 yılında TiTTiyatronline.com yayımlanan aşağıdaki yazımızdan tam on yedi yıl sonra ise yine internette Hitit-Karagöz Bağlantısı yapan başka bir araştırmacıya rastlıyoruz.

"Hititli Karagöz-Hacivat Gerçeği" makalesinde Kemal Soyer , https://www.yolunezeli.com/?p=4470 adresli sitede  yayınladığı bu yazısında , Hacivat adının Hititçe karşılığı Dağ Tanrısı d.WATA , tanrıyla görüşme -varoluş-kutsal törenler ve hiciv anlamına gelen "Hazziwata" 'dan geldiğini öne sürmektedir. Gerçekten de bu benzerlik tesadüf olmasa gerektir.

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim.

Karagöz ve Hacivat , Yaz ve Kış Aylarını (iki mevsimde/iki Tanrı ile) temsil eden Hızır ile İlyas gibi yılda bir kez bir araya gelen karakterlerden esinlenilmiş olmalıdır.

Ekinox-Dönence ; yaz ve kış eşitliği zaten mitolojide tanrıların doğum ve ölüm günlerine denk getirilen , adına törenler kutlamalar yada büyük yas ve perhis ritüelleri yapılan , bayramlar -karnavallar-nevruzlar -hıdrellezler -kekevalar-faşing ve eğlenceler yapılan kutsal günlerdir.

Ki bana göre mevlidler de yılda dört kez yaşanan dört ekinoksa denk geliyor olmadır ama bu başka bir konu.

Kargöz'ün kırmızı ve Hacivat'ın da yeşil kostüm giymesi de yine bu mevsimlerle ilgilidir. Bahar ve yaz yeşil ile ve kış ve güneş de kırmızı ile temsil edilir.

Kısaca Karagöz ne Ortasya'dan ne Çin'den  , ne Mısır'dan ve ne de başka bir yerden gelmiyor da olabilir. Belki de farklı adlarla hep burada Anadolu'da idi Karagöz. Kimbilir...

HİTİT GÖLGE OYUNU 

"Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel mirası Hitit'ten Roma'ya Roma'dan Selçukluya Selçukludan Osmanlı'ya ve Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne bir bütündür" (T.C Anayasası.)

Oysa , Tiyatro Araştırmacısı Sayın Metin And'a göre ise  gölge oyunu Türkiye'ye XVI yy. Mısır'dan gelmiştir. 

And , XVII.yy.'da artık Karagöz'ün kesin biçim aldığını  (Evliya Çelebi ve Türkiye'ye gelen yabancı gezginlerin anılarını kaynak göstererek) bildirmektedir.

Sayın And,"Geleneksel Türk Tiyatrosu" adlı dev yapıtının Karagöz bölümünde Karagöz ile ile ilgili iki söylentiye de yer vermektedir.

Birinci ve yaygın söylentiye göre: Sultan Orhan çağında Hacivat'ın duvarcı ,Karagöz'ün demirci olduğu ,Bursa'da yapılan bir cami de çalıştıkları, söyleşmeleri ile öteki işçileri oyalamaları, bu yüzdende cami yapımının gecikmesi üzerine Sultanın bunları ölümlerini buyurduğunu , sonradan pişman olarak anısını perdede yaşatılmasını istediği yolundadır.

Daha az bilinen ancak konumuz Karagöz'ün Hititler ile bağlantısını incelemek üzere bize göre daha anlamlı olan ikinci Karagöz söylentisi ise şöyledir:

Evliya Çelebiye göre Efelioğlu Hacı eyvad,Selçuklular zamanında Mekke'den Bursa'ya gidip gelen Yorkça Halil diye tanınmış biridir, bu yolculuklardan birinde kendisini eşkıyalar öldürmüştür.Karagöz ise İstanbul Tekfuru Konstantin'in cevici olup Edirne dolaylarından Kırk Kilise (Bu günkü Kırklareli S.A.)'den Kıpti Sofyozlu Bali Çelebi idi.Yılda bir kez Tekfur kendisini Alaaddin Selçuki'ye gönderdiğinde Hacivat ile buluşup konuşurlardı.Hayal-i zıll sanatçıları onların söyleşmelerini gölge oyunu olarak oynatırlardı.

Yukarıda zikredilen ''yılda bir kez bir araya gelmek'' motifinin altını çizerek devam edelim.

Sayın And, bu ikinci söylentiyi andıktan sonra amacını aşan ilginç bir yorumda bulunuyor ; ''Evliya'nın kendi cağından şöyle bir dört yüzyıl öncesinin olayları üzerine vereceği bilgi ne denli doğru olabilirse bu söylentiye de o denli güvenilebilir. Kimi incelemeciler bu söylentiyi tarih yanlışlarına rağmen doğru olarak benimsemişler , öyle ki bundan Selçuklularda gölge oyunu bulunduğu gibisinden dayancasız bir sonuca varmışlardır. ''

Sayın And, yukarıda anılan ikinci söylentideki tarih yanlışından söz ediyor. her şeyden önce ortada bir tarih yok ki tarih yanlışı olsun. ''Tarihsel'' demek istiyorsa o başka.Tarihsel , yani dönemsel bir hata , belki hata da değil , akronolojik bir montajla Osmanlı ve Selçuklu devirleri , sözlü gelenekle , anonim bir şekilde bir araya getirilmiş olabilir pekala.

Söylentiler ,söylenceler, efsaneler, masallar birebir bir gerçeğe karşılık olmasalar da , en dipte bir gerçeğe işaret ederler çoğu kez. 

Tıpkı Troya söylencesinde Şileman'ın antik Truva kenti keşfettikten sonra ortaya çıkan gerçek gibi.

Neden bu ikinci Karagöz söylencesi de, isimler ve yerler değişse de, kılık değiştirmiş olsa da , bizi Karagözün en eski köklerine Osmanlı-Selçuklu-Bizans (Roma) yolunu Takip ederek Hititlere kadar götürmesin?
Sayın And, Hıristiyanlık dininin; kendisinden önceki binlerce yıllık geleneği olan bayram ve mevsim kutlamalarını "Yortu" ,"Noel", "İsa'nın Dirilişi" gibi yeni adlara nasıl kılık değiştirerek eski inanışların yeni inanışlara nasıl sızdığımı kanıtladığı kuramı eğer bu ikinci Karagöz söylencesinde de uygulamış olsaydı sonuç şimdi çok farklı olabilirdi.

Bu satırların yazarına göre Karagöz, büyük bir olasılıkla Hititlere ve belki de Hititlerden bile önce Anadolu'da yaşayan bilinen en eski halk olan Luvilere kadar dayanıyor.

Ne yazık ki bu sevimizi bilimsel alanda kanıtlayacak belgelere günümüzde sahip değilsek de her gün ilerleyen arkeolojik çalışmalar sayesinde Çatalhöyük örneğinde olduğu gibi, bir gün sanat ve tiyatro ve Karagöz tarihinin yeniden yazılacağını umuyoruz.

Karagöz ve Hititler yap-boz resmindeki eksik parçaları arkeologlara bırakarak eldeki kırık dökük parçalara bakarak anlamlı bir projeksiyon yapabiliriz sanırım.

Her şeyden önce Hitit ülkesinde yaşayan Luvilerin hiyogralif yazı kullandıklarını biliyoruz.Çivi yazısı kullanan Hititler kendilerinden önce Anadolu'da yaşayan Hatti ve Luvilerin (ve Hurrilerin) yalnızca görenek ve geleneklerini değil , aynı zamanda dinlerini ve dillerini de aldıklarını söylüyor uzmanlar.

Hiyoraglif, yani resim yazı, daha incelmiş ve karmaşık konuları ele alabilen çivi yazısına oranla geniş halk kesimine seslenen görsel yapısı ile o zamanlar dinsel konuları kolayca anlatmada büyük kolaylık sağlamış Mısırda olduğu gibi Anadolu'da da.Dinsel konuları işleyen ikonaları ve resimleri anımsayınız  Hıristiyanların.

İşte Hititlerin başkenti Boğazköy'de (Eski adı Hattuşaş) Yazılıkaya adı verilen ve kayaların üzerine yapılmış bir çok duvar kabartmaları ve hiyeroglif yazıları bulunan yerde böyle dinsel merkez olduğu sanılıyor.

Yazılıkaya, 1000 tanrılı Hitit Panteonunun en önemli tanrı ve tanrıçalarından 64'ünün tasvir edildiği bir açık hava din müzesi görünümünde.Tanrıçalar-sıkı durun-Tıpkı Mevleviler gibi giyinmiş : döndüklerinde açılan geniş etekli ve uzun külahlı! Mevlevi ilişkisi başka bir yazı konusu.

Yazılı kayada daha da ilginci ve çarpıcı olan Tanrı ve erkek tasvirleri.Çünkü uzaktan tam bir Karagöz tasviri gibi duruyor ve her biri.

Başlık desen aynı Karagöz başlığı!...Karagöz gibi sakallı! Karagöz gibi profil duruş, bir elleri sakallarının altında, diğer ellerin öne uzanmış!...
Karagöz gibi baldır bacak açıkta ve Karagöz gibi ayakkabılarının uçları  kalkık , çarık-yemeni karışımı çizmelerinin  .

Başka bir ilginç benzerlik Yazılı kayanın sağda erkekler, solda kadınlarla süslü iki konvoy ortada sonradan adı Zeus olacak Fırtına ve Şimşek Tanrısı Teşup ile sonrada adı Hera olacak karısı Hepat yılda bir defa gerçekleşen kutsal birleşme (Hieros Gamos/Kutsal Birleşme /Kutsal Evlilik) halinde tasvir edilmeleri.

(İlginçtir Mevlena da , "Ölüm gününün düğün (yeniden doğum) günü olduğu"nu söyler.)

Tıpkı yılda bir kere bir araya gelen Hızır ile İlyas (Hıdırellez) gibi.

Tıpkı yine yukarıda andığımız üzere, yılda bir kez biraraya gelen Karagöz ile Hacivat gibi.

Söz burada bitiyor.Bundan sonrası konunu uzmanı arkeolog ve tiyatro uzmanlarının işi Karagöz ve Hititler konusunda öne sürdüklerimizi aşağıdaki resimleri karışlaştırarak bir de siz gözden geçirin.

Bakalım bize katılacak mısınız_?
Bu
Kaynak
Savaş Aykılıç
KARAGÖZ VE HİTİTLER isimli makalesi 5.10.2000
tiyatronline.com/editsav1.htm

Anahtar Kelimeler: hititler, hitit, karagöz, gölge oyunu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir