MAKALELER

Gabo İllias

2023.11.30 00:00
| | |
1771

Kasım ayında Koma Sahne'de izleme fırsatı bulduğum Gabo İllias, bu sezon izlediğim en etkileyici işlerden biriydi.


 
Kasım ayında Koma Sahne’de izleme fırsatı bulduğum Gabo İllias, bu sezon izlediğim en etkileyici işlerden biriydi. Elçin Gürler’e ait metin ilk olarak Monologlar Müzesi kapsamında kısa versiyonuyla ve ardından Monologlar Müzesi yapımı uzun versiyonuyla sahnelenmeye başladı. Oyunun proje danışmanlığını Ahmet Sami Özbudak, yönetmenliğini Tamer Can Erkan yaparken, İllias karakterinde ise tek kişilik performansıyla fazlasıyla göz ardı edilmiş nefis bir oyunculuk sergileyen Lütfi Can Bulut’u izliyoruz. Oyuncu, İllias karakteriyle sahnede seyirciye kimi zaman fırça çekip kimi zaman da hâl hatır sorup onlarla laflarken interaktif bir oyunun da altından kalkabildiğini pekâlâ gösteriyor. Kendi deyimleriyle üç kişilik tek sesli bir ekip işi bu oyun.

".....Placida Linero Yozgat’tan çıkmayan anam, José Arcadio Buendía tarlada gocuğu ile kalp krizinden ölen babam, Ursula İguaran horantanın ortasında bağıran ninem, Pablo Vicario’da abim... Bağrı açık gömleğiyle dalyan gibi süzülen abim." İllias’ın bu sözleriyle anlıyoruz ki onu için ha Kolombiya ha Yozgat’ın bir köyü. Yozgat’da büyümüş halihazırda İstanbul’da bir güvenlik görevlisi olarak çalışan İllias’ın yaşadıklarını dinlerken bize ait olmayan çok az şeyle karşılaşıyoruz. Yeni yetmelik zamanında keşfettiği Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık kitabı, hayatının tüm anında ona eşlik eden, kendi coğrafyasını anlatan, umuduna da rehberlik eden bir meclis olmuş. 

Oyun, kendi kültürümüzün mistik, kimi zaman masalsı, gerçeküstü gelenekselliğini anlatırken diğer taraftan geçmişten bugüne onca kültürel zenginliğin, siyasi kirliliğin altında nasıl ezildiğini de mercek altına alıyor. Kurtuluş mu? Yok, diyor İllias. Kuraklıktan umudunu yitirmiş köydeki evlerinin çatısına köyüne ait tüm inançları, evliyaları, hızırları ve Kolombiya’nın haşmetli mistiklerini de yanına alıp çıktığı için köyüne yağmuru yağdırdığına inanan umudunu kırılganlığıyla yaşayan bir genç o. Kendi içinin kalabalığında herkesin bir o kadar yalnız olduğu bir toplum sarmalını bizlere abartısız, duygusal, geride duranlardan biri olarak veriyor. Bir yandan İstanbul’da gün içinde en çok gördüğümüz insanlardan biri olan güvenlik görevlilerinin de şehrin görünmez nöbetçileri olduğunu bize hatırlatıyor. 

Lütfi Can Bulut, son derece doğal Yozgat ağzıyla oynadığı abartsız, canlı mı canlı çok bizden Gabo İllias karakteriyle sezonun ödüllere doymasınlar dediğim en etkileyici performanslarından birini sergiliyor. Bu oyunda en çok hoşuma giden şeylerden birisi Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş bu kadim inançlarının tüm sadeliğiyle bizimle sohbet etmesiydi. Bu topraklardaki masal destan esinlenmeleri, kehanetler, büyüler, Anadolu kadınıyla vücut bulan yerleşmiş imgeleşmiş abartı masal destan örgeleri, Anadolu’nun müzmin yalnızlığına mahkûm edilenlerden sadece biri olan Gabo İllias ile dile geliyor. Yalnızca bu topraklara has olmayan bu varoluşun, insanlığın yalnızlığına dair umudu ve umutsuzluğu, birbirinden uzak bu iki kültürün karakterleriyle yakalıyoruz. Aynı Yüzyıllık kitabındaki gibi İllias da ailesine, kendi şehrine, köyüne bugünden bakarak bir kader sorgulaması yapıyor. Evet yalnızız ama giderek birbirinden uzaklaşan bir yalnızlar kalabalığı olduğumuzu bize tekrar hatırlatan, yanımızdakini anlamak istemeyen bir o kadar kopuk kırılgan ve öfkeli kalabalıklarız artık. 

Herkesi farklı bir yerinden yakalayacak bu oyun bizlerin birer dökümanı gibi. Gabo İllias, en yakın 8 Aralık Cuma Koma Sahnesi'nde, 20 Aralık Çarşamba Endless Art Taksim'de izleyiciyle buluşuyor. Bu sezonda bu oyunu mutlaka izleyin derim.  

 

Anahtar Kelimeler: Gabo İllias, Asmalı Sahne, Endless Art Taksim



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir