MAKALELER

Sadece Birkaç Satır Başı

2024.05.14 00:00
| | |
5835

Paylaş:
Susmayı senden öğrendim anne. Hiç sesin çıkmadı. Her şeye tamamdın. Sen de haklısın. Tek bildiğin buydu...

" Susmayı senden öğrendim anne. Hiç sesin çıkmadı. Her şeye tamamdın. Sen de haklısın. Tek bildiğin buydu. " 

Akşamüstü.Havanın kararmasına daha çok var.Aylardan Mayıs.Nedense, ben de, tıpkı Onat Kutlar gibi " Bir türlü bastıramıyorum yüreğimdeki ozanın sesini.Bahar  isyancıdır." Doğru...bahar isyancı !

Gün gelmiş, zaman olmuş yeryüzünün bütün gözyaşlarını içine akıtmış Dilek Uluer.Çok acı bir deneyim sunmuş hayat ona.Bir evlat kaybı...ölümle yaşam arasında savruluşlar.

" ...o günlerde kendimi dipsiz bir hendeğin başında buldum.Tutunmam için birşeyler yapmam, belki de sığınmam, yepyeni bir uğraşla teselli bulmam gerekiyordu.Tiyatro, geçti aklımdan... neden olmasın, dedim. " 

Tiyatro hangi hastalıkları tedavi etmez, hangi yaraları onarmaz ki zaten ? 

1960'lı yılların birinde Adana'da başlayan yeryüzü yolculuğu boyunca 'çalışmak, kendini geliştirmek, yılmadan mükemmelin izini sürmek ve insanları ötekileştirmeden sevmek, anlamak', hiçbir koşulda ödün vermediği ilkeleri olmuş hep.Benzemeyeni yok saymamış, yeri geldiğinde önerilen/ dayatılan hayatlara sanatıyla isyan etmiş.

     2008 yılına dönelim...

Bireysel Oyunculuk Eğitimi almaya başlayıp, akabinde Bakırköy'lü Sanatçılar Derneği ( BASAD ) 'ın açtığı kurslara katılmış.Üç yıl boyunca oyunculuk konusunda birşey öğrenmek için, sürekli çalışmış.Sonrasında Craft Oyunculuk Atölyesi...Bu arada, hemen belirteyim, Dilek Uluer tekstil sektöründe çok önemli bir firmanın genel müdürlüğünü yapmış, halen de şirketlere ihracat ve ithalat konusunda danışmanlık hizmeti veriyor.Yani, kimliksiz değil, "adı olan" kadınlardan biri.

Evet, yine tiyatroya getirelim sözü...

"  Ocak", " Sevgili Doktor ", " Çılgın Yenge ", " Araf " ," Hepimiz Sustuğumuz Yerden Yaralıyız " oyunlarında rol alıyor Dilek Uluer.Fringe Festivali'ine katıldıkları "Shakespeare Museum" da yaşar kıldığı 'Kraliçe Margaret'i de unutmayalım.Sahi, "Kimsin Sen" adlı eserde hem oyunuyor, hem de oyunun yönetmeni...

   Ve 2023 yılı...

Deniz Bulut'un yazdığı "Hepimiz Sustuğumuz Yerden Yaralıyız"ın teksti öneriliyor kendisine.Okuma tiyatrosu yapılacak.Tuğçe Tanış yönetecek.Bu arada hemen bir açıklama yapayım, istiyorum :
Oyuncular, eser, yönetmen arasında oluşan uyum ve ortaya konan başarı oyunun okuma tiyatrosu olarak kalmasını engelliyor ve sahneye taşınma kararı alınıyor.

'Zeynep' karakterini ilk okuduğunda ürperiyor Dilek Uluer.Alzheimer hastası, geniş zamanlarda yaşamaya mahkum olmuş bir kadının, üstelik trans bir evladı olan annenin öyküsünü kaleme almış yazar.Yaşayan bir kadını anlatmış.

İşte tam da o günlerde, otomobilleri kırmızı ışıkta durduğunda bir an göz göze geldikleri bir trans kadın, herşeyin çözümü oluyor.Çocuğum hayatta olsaydı ve böyle bir kimliğe sahip olsaydı tepkim, ne olurdu, diye düşünüyor.

" Kabullenir, daha çok sever ve hep yanında dururdum.Evlatlarını farklı cinsel tercihlerinden ötürü yadsıyan annelerin varlığı, beni üzüyor..."

Ve ilk provalarda, daha ilk repliğini okurken ve oyun boyunca Dilek Uluer, 'Zeynep' ile öyle bir özdeşleşiyor, aralarında öylesine güçlü bir bağ kuruluyor ki, kelimenin tam anlamıyla bütünleşiyorlar.Hayatın taa içinden çekip, damıttığı duygularını, gözlemlerini, izlenimlerini, sınandığı onmaz acıları ilave ediyor...crescendo - decrescendo geçişlerde ustalığını konuşturuyor her defasında.'Zeynep' karakterini hayata kavuştururken, söze dökülmesi zor, enikonu olanaksız bazı hislere, donmuş 'an' lara yeni boyutlar, duyarlıklar serpiyor cömertçe.Irina Arkadina'dan Amanda Wingfield, Musaver Hanım'a hatırlayışlar, çağrışımlar yaşatıyor izleyiciye.

Dahası da var diye mi devam etsem acaba ? Yoksa ; 
'Sahnede yorumculuktan öte yaratıcı olmak için verdiği çaba...her oyun bitiminde avuçlarının acısını önemsemeyerek, önünde sevgiyle, saygıyla eğilen izleyiciler'den mi bahsetsem, şimdi ? 

Belki de Giorgio Strehler'e kulak vermem daha doğru olacak :

" Sahnede oynadığımız tüm roller, yaşamda oynamamız gereken bu rol için bir bahanedir.Mesele, kendimizi, bu rolümüze aşkla, bilinçle vermemiz..."(*)

Hatırlıyorum, oyunu izlediğim akşam defterime şu satırları kaydetmiştim :

" Deniz Bulut'un yazdığı, Tuğçe Tanış'ın yönettiği, ışık tasarımını Muharrem Uğurlu, yönetmen yardımcılığını Pelin Koçak, reji asistanlığını Seda Keleş İnangu ve koreografi tasarımını Serap Üsküplü'nün, yapımcılığını Asmalı Sahne'nin gerçekleştirdiği, "Hepimiz Sustuğumuz Yerden Yaralıyız" hüzünlü, lirik senfoni tadında bir eser.

Oyun fotoğrafları Volkan Erkan  imzasını taşıyor. Efekt kumandada Emre Wolf, müzik yorumda  Noineo oyunun özünü yakalamışlar.

Dilek Uluer yaşar kıldığı 'Zeynep' karakterinde inandırıcı, sahici, doğal ve kelimenin tam anlamıyla dorukta bir performans sergilemiş.Yüz ifadesi, beden dili kullanımı son derece etkileyici.Özellikle, gözleriyle konuştuğu anlar, es'lere verdiği hayat, sesiyle, tavrıyla, duruşuyla, sahne hakimiyeti ve üst düzey, nitelikli oyunculuk performansıyla kutlamayı, fazlasıyla hak ediyor ve farkında olmadan yıldızlaşıyor." 

Dilek Uluer, bu arada başta Deniz Bulut olmak üzere tüm ekibin annesi oluyor...çok çocuklu bir anne, anlayacağınız.Şefkatli, sevgi dolu, billur kalpli...buğulu bir  pencere camına hiç düşünmeden "Koşulsuz sevgi," yazarım diyen, kirpiğinde biriken çiy damlalarını gizlemeye gerek görmeyen bir anne.

Dağarcığına hayatın bunca rengini, duygusunu katmış, özenli, soluk kesici bir performansa imza atarak izleyiciden tam not alan Dilek Uluer, VIII.Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri kapsamında, 2023-2024 tiyatro sezonundaki başarısıyla "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" ödülüne de değer bulundu geçtiğimiz hafta.Acılar, hüzünler, hayat kırıklıkları yerlerini sevinç ve dakikalarca devam eden alkışlara bıraktı.

Takip ışığının aydınlattığı sahnede, elinde plaketi öylece duruyordu.Sesi boğazında düğümlendi bir an.

Dilek Uluer hiç kuşkusuz gerçek bir roman kahramanı, seyircinin oyundan bir saniye olsun kopmasına izin vermeyen, söylenecek sözü olan bir oyuncu.

Hep tiyatro oyunculuğundan bahsettim.Oysa birkaç reklam filminde, "Parayı Bulduk" adlı uzun metrajlı sinema filminde ve "Olmayan İnsanlar","Aile Meselesi","First In Last Out" isimli üç kısa filmde de rol almış. 

Buraya kadar okuduğunuz, konuştuklarımızdan sadece birkaç satır başı...

Eğer, henüz izlemediyseniz " Hepimiz Sustuğumuz Yerden Yaralıyız"ı hemen seyredin, derim.Yepyeni, usta bir yazar, başarılı bir yönetmen ve üç oyuncu ( Can Yılmaz, Güneş Sayın, Ezgi Yılmaz ) ile tanışacak, Dilek Uluer'e hayran kalacak ve onu anlatırken ne denli yetersiz kaldığımı, anlayacaksınız.


(*) Oral Z.: " Esintiler 90'lı Yıllar ".Cem Yayınevi.1999  

Anahtar Kelimeler: Asmalı Sahne, Giorgio Strehler



1 Yorum
Melek Erten14.05.2024 12:40:33

Konusuyla oyuncularıyla çok iyiydiler. Dilek Uluer çok yönlü çok yetenekli bir sanatçı bu başarısını dizilerde ve sinemalarda da görmek isteriz.Tebrik ederim.

Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir