MAKALELER

Ziller Kimin İçin Çalıyor

2014.10.27 00:00
| | |
4507

Paylaş:
Bu kez oynandı. Adana'da "Gezi" konulu bir oyunun sahnelenmesine izin verilmemişti. Ankara Ekin Tiyatrosu bütün muhalif duruşunu sergileyerek Adana Sabancı Devlet Tiyatroları Festivalinde "Üçüncü Zil" adlı oyununu sergiledi...

"ZİLLER KİMİN İÇİN ÇALIYOR"
 

  
 

Bu kez oynandı.  Adana'da "Gezi" konulu bir oyunun sahnelenmesine izin verilmemişti. Ankara Ekin Tiyatrosu bütün muhalif duruşunu sergileyerek Adana Sabancı Devlet Tiyatroları Festivalinde "Üçüncü Zil" adlı oyununu sergiledi. 


 
Tuncer Yığcı tarafından yönetilen oyun Haluk Işık tarafından yazılmış. Haluk Işık'ın muhalif duruşu öylesine net ki Türk tiyatrosunun pek çok önemli ilkine sahip: Bir sezonda en çok yasaklanan oyun yazarı (Memleket Hikayeleri), 12 Eylül üzerine yazılan ilk oyun (Kül Rengi Sabahlar). Üçüncü Zil oyununun metni de adı anılan diğer eserlerden farklı bir siyasi duruşta değil.

Oyunda iki yaşlı tiyatrocunun bir oyun yazma süreci anlatılır ve bu sürecin içine dahil olan iki kadın  vardır. Yaşlı kadının tiyatroculara bodrum kattaki dairesini kiralamasıyla oyun başlar. Her ne kadar birbirinden zıt karakterde olsalar da iki tiyatrocumuz, bir arada olmadan yapamazlar. Adeta birbirlerini tamamlamaktadırlar. Oyun yazmada ve yazılan oyunu sahnelemede sıkıntı yaşayan tiyatrocularımız, oyunlarında genç bir kıza ihtiyaç duyarlar. İşte o anda "açık bırakılan kapıdan" içeri genç bir kız girer. Hırsız olduğu sanılan kız polisten kaçmaktadır. Bu nedenle dışarı çıkamaz ve mecburiyetten de olsa yazılmakta olan oyunun aranan genç kızıdır artık. Oyunun ikinci perdesiyle beraber tiyatrocularımızın yazdığı oyun değişime uğrar ve genç kızın istediği doğrultuda ilerler. Artık ortada yepyeni bir oyun vardır. 

Oyun metni, Mayıs 2013 itibariyle yaşamımıza giren Gezi olaylarına dayanır. Gezi süreci genç kızın oyuna girmesinden önce kadının bodrum kattan dışarıdaki olayları takip etmesi ve eve sonradan gelen tiyatrocunun taktığı maskeyle hissedilir. Ancak "kırmızı" kıyafetiyle eve giren kız kendi ifadesiyle "çapulcu" dur. Sokakta yaşanan olaylara anlam vermekte zorlanan kadın ile tiyatro yapmaya çalışan oyuncularımızın gerçekle bağının zayıf olduğu anlaşılmaktadır. Tiyatrocular alt metinde olduğu gibi üst metinde oynadıkları ile de olaylardan habersizdir. Hatta kendilerine verilen ilk metinde asıl oyun metninin sahibi Haluk Işık'a da dokundurmada bulunurlar. -Gerçekte bu durum Haluk Işık'ın metni üzerinde oynadığı bir oyundur.

 

Yönetmenin politik ve belgesel tiyatroyu sunma biçimi de oyuna en çok yakışacak olan açık- göstermeci biçimle mümkün oluyor. Oyun içerisinde rolünden çıkan karakterlerimiz anlatıcı konumunda hem alt metinde gelişen olayları  hem de asıl oyunun mesajını  aktarıyor. Açık biçim tiyatrocularımız tarafından öylesine benimseniyor ki asıl metinde kıza tiyatro dersi verilirken Türk tiyatrosunun epik/diyalektik tiyatrocularının -Haldun Taner, Vasıf Öngören...- isimleri sayılıyor. Epik tiyatroya saygı duruşu niteliğindeki bu sözler, oyun yazarının kendini bağlı gösterdiği tiyatro anlayışıyla da örtüşüyor. Güncel olaylara oldukça yer veren ve belgesel niteliği ön planda olan oyunun geleneksel Türk tiyatrosundan yararlandığını da görüyoruz. Zıt karakterlerin çatışması ve mizahın bu şekilde sağlanması, açık biçimci yaklaşım ve ileti üzerine kurulu olaylar geleneksel Türk tiyatrosunun oyun üzerindeki izlerini gösteriyor.

 

Yönetmen Tuncer Yığcı, Picator'un politik tiyatrosu ile belgesel tiyatro bireşiminde bir çizgi edinmeye çalışıyor. Eleştirel bir tutumla politik yanını öne çıkaran oyun, özellikle sözel göndermeleri ve kısmi sembolleriyle günceli yakalamaya çalışıyor. Oyun boyunca oyuncularımızın dilinden düşmeyen göndermeler, başta gezi süreci olmak üzere iktidara ve onun söylemlerine yöneliktir. İkinci ağızdan ironik bir biçimde aktarılan sözlerin dışında genç kızın eve girerken üzerinde bulunan kırmızı elbise, Gezi olaylarında hayatını kaybeden gençlerin adının anılması ve oyunun Berkin Elvan'a adanması önemli sembollerdir. 


     
DİL VE ANLATIM
Üçüncü Zil oyununun en belirgin anlatım özelliği, kullandığı göndergesel ifadelerdir. Bu göndergeler, Ekin Tiyatrosu'nun politik tavrıyla da yakından ilişkili. İktidara yaptığı eleştiriler kimi zaman dolaylı kimi zaman doğrudan bir biçimde aktarılmış. Hatta kimi ifadeler oyunun belgesel yanının da ötesine geçerek politik bir tutum sergiliyor. Bu durum Ekin Tiyatrosu'nun muhalif  tavrıyla da örtüşüyor. Eleştirel dilin yoğunluğu sert bir hicvi de beraberinde getiriyor. Oyun metninin diyaloglarıyla sağlanan mizah da seyircinin ilgisini çekmekle kalmıyor, olaylara eleştirel bir gözle bakmasını sağlıyor. Özellikle iki tiyatrocumuzun kendi aralarındaki ve sponsor firmayla iletişiminde kullanılan dil sağlam bir mizah içeriyor.

 

Oyundaki ileti yoğunluğunun yanında az da olsa simgesel anlatımlar bulunmakta. Bahsettiğimiz kırmızı elbisenin dışında, sürekli açık bırakılan/ unutulan kapı da oyunun ilerleyişinde önemli bir paya sahip. Bodrum katının zenginliğini her insana açık bırakılan kapıyla açıklayabiliriz. Ev sahibesinin dilinden düşürmediği "Siz Tiyatrocular" ifadesi yazarın, yönetmenin ve hatta oyuncuların bir öz eleştirisi gibi değerlendirilebilir. 

Oyun metni ile alt metin arasındaki önemli bir benzerlik her ikisinin de aynı yazar tarafından yazılmış olması. Alt metin kadar olmasa da asıl metin de sonuç odaklı ve iletiye bağlı olarak zorunlu bir sona doğru akıyor. Oyun içindeki oyunun tiyatrocuları her ne kadar diksiyon dersi verse de  "Uzayca dili" gibi basit bir hataya düşmekten kendilerini alıkoyamıyorlar.

SİZ TİYATROCULAR
Ölen kocası subay olan yaşlı kadının sıkıyönetimle ileri demokrasi arasında kaldık sözüyle oyunun arabulucusu olduğunu belirtebiliriz. Öncelikle kavgalı olan iki tiyatrocuyu barıştırır ve oyunun ilerleyen sahnelerinde sokağı içinde yaşayan kız ile gerçek dünyadan kopmuş olan tiyatrocular arasındaki duygusal yakınlaşmayı da sağlıyor. Genç kızın annesi konuma girerek onun yaşamındaki en büyük eksikliği de böylece gidermiş oluyor.  Her ne kadar fiziksel olarak çok yaşlı görünmese de ev sahibesi rolüyle Işıl Poyraz dengeyi kuran kişiyi sahne üzerinde başarıyla yansıtıyor. 

Tiyatrocularımızdan hınzır, yerinde duramayanını  Şener Kökkaya ete kemiğe  büründürmüş. Kökkaya özellikle diyaloglardaki göndermelerin oluşturduğu mizah ögesini jest ve mimikleriyle bir bütün olarak sunuyor. Oyunun dingin karakteri diğer tiyatrocumuz ise Nusret Çetinel. Tam bir görev adamı. Tiyatroyu da sevdiği ve kendisine biçtiği bir görev olduğu için yapıyor. Bu zıt tiyatrocu karakterlerin bir araya gelmesi ile oyunun çatışma noktalarından biri oluşuyor. Oyundaki mizah ögelerinin önemli bir kısmı bu ikilinin atışmalarına ait. Zıtlıkların uyumu ancak böyle sağlanabilir doğrusu.

Diksiyonu bozuk, gezi eylemcisi genç kızımız Gizem Türker de alt metinde aldığı oyunculuğu asıl metne taşıyıp hatta biraz da ileri gidip politik tavırla nutuk çekercesine oyunculuğunu ilerletiyor. Oynamaya çalıştıkları "Bir Oyun Gibi" metni de kendisine ait olarak sunulunca oyunun ilettiği mesaj da yerine gitmiş oluyor: Gençlere inanan tiyatrocularımız, geleceğe de umutla bakabiliyor.

SAHNE TASARIMI
Başak Özdoğan'ın dekor çalışması oyunun belgesel yanına güç katıyor. Oyunun dekoru bodrum kattaki bir evin tek odasını gösteren sabit bir biçimde hazırlanmış. Bodrumda yer alması da polisten kaçan genç kızın sığınabileceği tek yer olması dolayısıyla oldukça işlevsel. Tavandan sızan suyun akıntısı da bu gerçeklik dozunu artırmış. Dekorla birlikte kostümün de oyunun iletisine katkısı var. Ancak bu oyuncuların sürekli kostüm değiştirdiği anlamına gelmiyor. Oyun boyunca yalnız genç kız bir defa giysi değiştiriyor. Kızın oyunun başında polisten kaçarken  ve oyun sonunda üzerinde bulunan kırmızı elbise "Üçüncü Zil"in en büyük imgesi. Seyirciyi doğrudan Gezi olayları sırasında tanıdığımız "kırmızılı kadın"a götürüyor.

Osman Koçak, oldukça doğal bir ışık kullanımı tercih etmiş. Açık biçimin anlatıcı kişisinin kendisini gösterdiği bölümlerde takip ışığı kullanılarak oyunun iletisi vurgulanıyor. Takip ışığının bu kullanımının dışında oyunda sadeliği ön plana çıkaran bir doğallık olduğunu belirtebiliriz.

Işık için kullandığımız cümlelerin aynısı  oyundaki müzik için de geçerli. Bütün eleştirel söylemlerinin aksine oyunun sonunda geleceğe dair olumlu bakışı yansıtan "Bella Ciao " dışında herhangi bir ritmik ögeyle karşılaşmıyoruz.

"Bedeli Ödenmiştir" ön adıyla sahnelenen Üçüncü Zil, belgesel/ politik tiyatronun açık biçim tiyatroyla bireşim halinde olduğu bir oyun. Oyunun güncel yanı ile seyirciyi düşünmeye sevk eden tutumu, kolay ilerleyen oyun metni ile birleşiyor. Oyuna ön yargısız gelen seyircinin gelişen olaylara ve metnin iletisine duyarsız kalacağı düşünülemez. Amacına ulaşmış bir oyun. 


KÜNYE:
YAZAN: HALUK IŞIK
YÖNETEN: TUNCER YIĞCI
DEKOR - GİYSİ TASARIMI: BAŞAK ÖZDOĞAN
IŞIK TASARIMI: OSMAN KOÇAK
OYUNCULAR: ŞENER KÖKKAYA,IŞIL POYRAZ, NUSRET ÇETİNEL, GİZEM TÜRKER

 

Mustafa BAL

Anahtar Kelimeler: ekin tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir