
İngiliz yazar Willy Russell tarafından kaleme alınan Shirley Valentine'nin yönetmenliği ve oyunculuğu Sumru Yavrucuk, çevirisi Semra Karamürsel, sahne tasarımı Cihan Aşar, ışık tasarımı Yakup Çartık tarafından yapılmış. Tek kişlik müzikli komedinin yapımcısı Sumru Yavrucuk ve organizasyon Hasan Özkaya.
İngiliz yazar Willy Russell’ın yazdığı oldukça başarılı Shirley Valentine eseri, usta oyuncu Sumru Yavrucuk tarafından uyarlanmış.

Piyesin metin uyarlaması ve dramaturji çalışmaları Sumru Yavrucuk tarafından yapılmış. Sanatçı aynı sahnede tek başına tüm karakterlere hayat vererek adeta devleşiyor. Tek kişilik müzikli komedi, uzun yıllardır kapalı gişe olarak.seyircisi.ile buluşuyor, hemde artan bir ivmeyle.
Piyesi Trump Sahne de izlemeye gittim. Evet, Sumru Yavrucuk performansının okuduğum yorumlar ve kulaktan kulağa dolaşan fısıltılarla çok iyi olduğu duymuştum. Ancak bu performansın çok iyi değil muhteşem bir performans olduğunu gördüğümde ağzım açık izledim ve oyun sonunun geldigini anladığım da yine aynı hayranlıkla ağzım açık sahneye bakıyordum. Gerçek bir hipnoz ve ve ilizyon ustası..Tabi solumda Eda Ece, İbrâhim Selim var. İnanın herşeyi unutturdu bana, sadece sahneye performansa kilitlendim. Oyundan çıktığımda kafamda binbir sorular ve bir "Diva"nın hayranlığı kaldı.

Willy Russell’ın kaleme aldığı, dünya tiyatro literaturünün en özel monologlarından biri olan Shirley Valentine, bir kadının mutfak duvarlarıyla başlayan içsel yolculuğunu, kimlik arayışını ve hayata yeniden doğuşunu anlatır. Bu metnin Türkiye sahnelerindeki karşılığı ise, onu bir tiyatro eserinden öte kültürel bir ritüele dönüştüren Sumru Yavrucuk’un devleşen yorumudur.
Yaklaşık olarak 800 den fazla sahnelenmesi ve coğrafi sınırları aşarak dünyayı dolaşması, yalnızca bir oyunun başarısı değil; evrensel bir kadınlık halinin, yerel ama evrensel bir dille en zirvede bir perfonmastı.
Shirley Valentine, orta yaş sıkışmışlığının, evliliğin görünmez kıldığı bir kadının ve "anne/eş" kimliğine hapsedilmiş bireyin trajikomik portresidir. Oyunda Shirley, mutfaktaki duvara dert yanar; çünkü duvarlar yargılamaz, dinler. Duvarlarla konuşmaktan kendi sesini bulmaya çalışan bir kadın.
Sumru Yavrucuk, bu metni sahneye taşıdığında, Türk kadınının toplumsal rollerle örülmüş "mutfak duvarlarını" adeta yerle bir etti. Oyunu yerelleştirirken özünü bozmadan, Anadolu kadınının sezgisel sıcaklığıyla evrensel bir mizahla harlanmış.

Anladım ki, performas estetiği sahnede onlarca farklı karakteri tek başına var ederken bir illüzyon yaratmıyor; aksine seyirciyi o illüzyonun tam merkezine, oyunun bir katılımcısı haline getiriyor. Bayan Valentine'nin mutfaktan Yunanistan'ın güneşli kumsallarına uzanan yolculuğu, Sumru Yavrucuk'un fiziksel tiyatro disiplini ve kusursuz zamanlamasıyla bir "özgürleşme manifestosu"na dönüşür. 800 üstü temsil bu manifestonun her seferinde aynı tazelikte ve inandırıcılıkta kurulabildiğini gösteriyor bizlere.
Sumru Yavrucuk’un tiyatrodaki bu devrimci ve dönüştürücü duruşu, televizyon dizilerindeki rollerine de aynı entelektüel titizlikle yansıyor. O, popüler televizyon kültürünün "tip" (karikatür) üretmeye meyilli yapısını, her defasında derinlikli "karakterlere" dönüştürmeyi başarmış ender sanatçılardan.
Bir kaç televizyon projelerine baktığımda,
Bizim Evler ve Yabancı Damat (Toplumsal Bellek ve Mizah.Televizyonda geniş kitlelerce tanındığı projelerde (özellikle Yabancı Damat’taki Feride rolü), geleneksel Türk kadınının sınırlarını çizen ama aynı zamanda o sınırları esneten anaç, korumacı ve fevri figürleri canlandırmış. Yavrucuk, bu rollerde asla ucuz bir karikatüre düşmemiş, yerel mizahı, dramatik bir alt metinle besleyerek izleyiciye sunuyor. Bu da nasıl güçlü bir karekter yorumcusu olduğunu gözler önüne seriyor.
Mesela No: 309 ve kadın dizilerindeki çeşitlilik. Daha yakın dönem işlerinde; örneğin Kadın dizisindeki Hatice karakterinde, suskunluğun, bastırılmış suçluluk duygularının ve anneliğin en sancılı yüzünü ekrana taşıyan karekterlere hayat vermişti... Günümüz dizilerin hızla tüketilen formatına rağmen, karakterlerinin arkasındaki psikolojik motivasyonları seyirciye aktarmayı başarmış. Komedi den dramaya geçişte ki bu akışkanlık, ustalığını ve oyunculuk skalasında ki becerilerini bizlere net olarak gösteriyor

Tabi ki tiyatro sahnesindeki diğer kilometre taşları Yavrucuk'un tiyatro kariyeri yalnızca Shirley Valentine ile sınırlı değildir. Onun sahne tercihleri, toplumsal meselelere duyarlılığını ve metin seçmedeki rafine zevkini açıkçası doğru seçimler yapmasıyla net olarak ortaya koyuyor.
Tiyatroda klasik metinlerle kurduğu ilişki, onun oyuncu olarak sınırlarını sürekli test ettiğini gösteriyor.
Sadece oynamakla kalmayıp, yönetmenlik koltuğuna oturduğu ve kadın odaklı metinleri sahneye taşıdığı projeler, onun tiyatroyu bir ifade ve dönüştürme aracı olarak gördüğünü net olarak kanıtlıyor.
Yavrucuk, tiyatroyu bir ticari eğlence aracı değil, zihinsel ve duygusal bir arınma alanı (katharsis) olarak ele alıyor. Shirley Valentine’in 800'ü aşkın performansla ayakta kalması, seyircinin bu samimi ve dönüştürücü sanatsal enerjiye duyduğu açlığın en net göstergesidir diye düşünüyorum.

Hayatın, evliliğin veya yaş almanın dayattığı duvarlar ne kadar kalın olursa olsun, insanın kendi sesini bulma cesareti her zaman o duvarları yıkmaya yeter.
Türk tiyatrosunun ve sinemasının en güçlü, en karakterli ve en çok yönlü isimlerinden biridir. Sumru Yavrucuk. Kimi zaman izleyiciyi kahkahalara boğan tez canlı bir komedi figürü, kimi zaman da yüreğindeki acıyı sessizce taşıyan derin bir dram kahramanı bir sahne bukalemunu... O, sahneye çıktığı an salonun bütün atmosferini değişiyor büründüğü her karakteri yaşayan ve yaşatan nadir oyunculardan açıkçası hayran kalmamak elde değil.
Gelin hebberaber ve sanatçının konservatuvar yıllarından bugüne uzanan; alkışlarla, ödüllerle ve unutulmaz karakterlerle örülü tiyatro yolculuğuna sahneler üzerinden bakalım.
Sahneye ilk adım atışı,
Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olduktan sonra sanat hayatına adım atan Sumru Yavrucuk, profesyonel kariyerine Devlet Tiyatroları’nda başladı. Genç yaşta sahnede sergilediği disiplin ve göz alıcı kumaş, onun kısa sürede başrol sorumluluklarını omuzlamasını sağlamış.
Ankara ve İstanbul Devlet Tiyatroları sahnelerinde izleyiciyle buluştuğu ilk dönem oyunları, onun tiyatrodaki geniş aralığının da habercisiydi. Klasik metinlerden çağdaş oyunlara uzanan bu süreçte;
Kırmızı Pelerin,
Kadın Olan Kadın,
Yalınayak Sokrates
gibi yapımlarda gösterdiği performanslar, tiyatro eleştirmenlerinin dikkatini çekti ve onun gelecekteki parlak kariyerinin temel taşlarını döşedi.
Gülün ve Acının Kardeşliği: Kadın Portreleri
Yavrucuk'un tiyatro kariyerindeki en belirgin özellik, kadın ruhunun zıtlıklarını kusursuz bir dengeyle sahneye taşıyabilmesidir. O, sahnede sadece bir karakteri oynamaz; o karakterin omurgasını, hayal kırıklıklarını ve direnişini seyirciye geçirir.

Bu dönemin en parlak halkalarından biri, İstanbul Devlet Tiyatrosu sahnesinde yer aldığı Leonce ile Lena oldu. Ardından gelen Kabare ve benzeri müzikal/dramatik işler, onun sadece dramatik bir oyuncu olmadığını, müzik ve ritim duygusunun da ne denli yüksek olduğunu gözler önüne serdi.
Ancak tiyatro tarihimize adını altın harflerle yazdığı dönüm noktalarından biri, muazzam bir mizah ve dram harmanı olan Leenane'in Güzellik Kraliçesi (The Beauty Queen of Leenane) idi. Buradaki oyunculuğuyla tiyatro ödüllerini silip süpüren sanatçı, seyirciye adeta bir duygu fırtınası yaşattı.
Tiyatroda "Tek Kişilik" Bir Devrim: Shirley Valentine ve Woyzeck
Sumru Yavrucuk denince akla gelen ilk efsanelerden biri, şüphesiz ki Shirley Valentine’dır. Willy Russell’ın aynı adlı eserinden sahneye uyarlanan bu tek kişilik dev kadro oyunda Yavrucuk, mutfağa sıkışıp kalmış bir ev kadınını canlandırıyor.
Bir Kadın Başlı Başına bir Tiyatro Tiyatrosu:
Shirley Valentine, sadece bir oyun değil, Yavrucuk’un rejisörlük yeteneğini de konuşturduğu bir başyapıttır. Oyunda hem mutfaktaki sıkışmışlığı hem de hayatını yeniden kurma cesaretini tek başına omuzlayan sanatçı, yıllarca kapalı gişe oynayarak tiyatro salonlarını doldurdu, nesiller boyu izleyiciye ilham verdi. İş
Klasik metinlere getirdiği yenilikçi özgün yorumlarla da adından söz ettiren Yavrucuk, Woyzeck gibi sarsıcı metinlerdeki performansıyla da tiyatro edebiyatına unutulmaz izler bırakmaya devam ediyor.
Casablanca'dan Bodas de Sangre'ye: Sinema klasiklerinin sahne uyarlamalarından çağdaş metinlere kadar pek çok projede yer aldı.
Yalnız Kadın (La Donna Sola): Dario Fo ve Franca Rame’nin yazdığı, kadının toplumdaki yalnızlığını ve ezilmişliğini trajikomik bir dille ele alan bu tek kişilik oyunda yine devleşti. Yavrucuk, bu oyunda da tek başına sahnede adeta bir orkestra gibi çalışarak izleyiciyi hem güldürdü hem de kalbinden vurdu.
Ödüllerle Taçlandırılan Bir Hayat
Sanatçının bu zengin tiyatro kariyeri, ülkenin en prestijli ödülleriyle taçlandırıldı. Afife Tiyatro Ödülleri başta olmak üzere pek çok kurumdan "En İyi Kadın Oyuncu" ve "Yılın Başarılı Yönetmeni" ödüllerini kucaklayan Yavrucuk, ödül almanın ötesinde, her defasında ödülün onurunu yükselten bir duruş sergiledi.
Perde Hiç Kapanmıyor...
Bugün dönüp arkaya bakıldığında; Sumru Yavrucuk’un tiyatro kariyeri sadece oynanan oyunların bir listesinden ibaret değildir. O, sahnede var olmanın, kadını ve insanı anlamanın, seyirciyle kurulan o sihirli ve kopmaz bağın adıdır. Her yeni oyunda sanki ilk kez sahneye çıkıyormuş gibi taşıdığı o çocuksu heyecan ve devasa ustalık, Türk tiyatrosunun en kıymetli hazinelerinden biri olmaya devam ediyor.
Perde her açıldığında o sahne ışıltıyla doluyor; çünkü sahnede, SUMRU YAVRUCUK var.
Oyun Künyesi
Yazan : Willy Russell
Yöneten ve Oynayan : Sumru Yavrucuk
Tür : Müzikli komedi / Tek kişilik
Çeviren : Semra Karamürsel
Sahne Tasarımı : Cihan Aşar
Işık Tasarımı : Yakup Çartık
Yapım : Sumru Yavrucuk
Organizasyon : Hasan Ozkaya
Anahtar Kelimeler: Shirley Valentine
0 Yorum