MAKALELER

"Bireycilik düşmanlığın nefesidir" FİLLER ve KARINCALAR (CAS)

2026.02.20 00:00
| | |
3742

Paylaş:
"Filler ve Karıncalar" minimal dekoruyla ve yaratıcı atmosferi ilk saniyeden itibaren seyirciyi avucunun içine alıyor...

"Bireycilik düşmanlığın nefesidir.”  FİLLER ve KARINCALAR (CAS)

 

Cihangir Atölye Sahnesi ( CAS ) tarafından sahneye konulan Yaşar Kemal'in yazdığı  " Filler ve Karıncalar " piyesini sahneye uyarlayan ve yöneten Arzu Gamze Kılınç,
müzik Berkay Özideş, koreografi ve ışık tasarımı Muhammet Uzuner, afisf tasarımı Ali Can Elagöz, ışık kumanda Ekin Bora Boran, efekt kumanda Barış Can Güler tarafından yapılmış.
O muhteşem "Filler ve Karıncalar" a muhteşem performansları ile hayat veren oyuncular; Boran Özsaygı, Canberk Dikmen, Can Seçki, Derya Özsoy, Dorukhan Kenger, Erdi Öztürk, Murat Aytekin, Nihal Parlak, Onur Çolak, Seren Köken, Serhat Güney.
 
“Filler ve Karıncalar” minimal dekoruyla ve yaratıcı atmosferi ilk saniyeden itibaren seyirciyi avucunun içine alıyor. Flexibl Boru  hortumları ustaca kullanılan oyuncular, ışık ve müziğin yarattığı atmosfer fillerin o görkemli varlığını sahnenin her köşesine tıpkı bir ressam edasıyla ustalıkla bizlere resmediyor. Oyuncuların parmakları ile hayat bulan karıncalar giderek devleşiyor, izleyiciyi şaşırtan zekice tasarlanmış inanılmaz bir sihirle ilizyon yaratıyor sahne üzerinde. Piyes de 11 oyuncunun ansambl performansı tamamının sahnede eşit bir ağırlıkla var olması sağlıyor.. Piyes bütünlüğünü muhteşem bir uyumla tüm dikkatleri üzerlerine çekiyor oyuncular. Uyarılması yönetmenliği Arzu Gamze Kılınç ve CAS ekibi tarafından yapılan " Filler ve Karıncalar"  tam not almaya büyük bir ilgiyle devam ediyor.
 
Biraz oyunun konusundan bahsedecek olursak;

Yaşar Kemal’in Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı romanından Arzu Gamze Kılınç’ın uyarladığı Filler ve Karıncalar, sahneye taşınan güçlü bir anti-emperyalist manifesto.

Oyun, kapitalist sömürü düzenine ve kültürel asimilasyona karşı ezilenlerin direnişini masalsı bir alegoriyle anlatıyor. Karıncalar, emekçi sınıfın kolektif gücünü ve dayanışmasını, Filler Sultanı ise burjuvazinin ve sömürgeci otoritenin baskısını temsil ediyor.

Filler ve Karıncalar, kültürel kimlik mücadelesini, sınıf çatışmasını, iş birlikçi zihniyetin eleştirisini ve direnişin umut dolu yanını sahneye taşıyor. Yaşar Kemal’in bu güçlü eseri, adaletsizliğe karşı birleşme ve dayanışma ihtiyacını hatırlatıyor.
 
 
Piyesin, uyarlaması ve yönetmenliğini yapan  Arzu Kılınç Arslan ile oyuna dair güzel bir sohbet gerçekleştirdik.
 
(
 
Arzu Gamze KILINÇ / Uyarlayan-Yönetmen
Bireycilik düşmanlığın nefesidir.”
 
Serkan Aydın - Arzu hanım sizi birçok dizi ve sinema filminden tanıyoruz. Ancak tiyatroda ise “Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!”, “Yanlışlıklar Komedyası” piyeslerini yönettiğinizi biliyorum. Ancak CAS’ta bu sezon sahneye koyduğunuz Yaşar Kemal’in “Filler ve Karıncalar” oyununu izledikten sonra açıkçası tek kelimeyle nokta atışı yaptığınızı düşünüyorum. Biraz tiyatro geçmişinizden bahseder misiniz?
 
Arzu Gamze Kılınç - Tiyatroya 16 yaşında Ankara’da bir çocuk tiyatrosuyla başladım. Sonrasında Halkevleri, Anadolu Sanat Merkezi bünyelerinde devam ettim. 1989 yılında bu işi meslek olarak seçmeye karar verip Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü 4. sınıfta bırakıp Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk Anasanat Dalı’na girdim. Mezun olduktan sonra üst sınıflarımdan Muhammet Uzuner’in Antalya Belediyesi bünyesinde başlattığı tiyatro hareketine katıldım. On yıl boyunca Antalya Belediyesi Tiyatro Atölyesi’nde oyunculuk, eğitmenlik ve yönetmenlik yaptım. 2017’de Muhammet Uzuner ile birlikte Cihangir Atölye Sahnesi’nin kurucularından oldum. Halen CAS’ta oyuncu, yönetmen ve eğitmen olarak tiyatro çalışmalarımı sürdürmekteyim. 
 
Serkan Aydın- Yaşar Kemal’in “Filler ve Karıncalar” eserini sahneye koymak nerden aklınıza geldi? 
 
Arzu Gamze Kılınç- CAS’ta eğitim projeleri yapıyoruz. Yine bir eğitim projesi için oyun ararken bir Yaşar Kemal uyarlaması yapabilir miyiz dedim. Sonra bütün eserlerini tekrar gözden geçirdik ve “Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca” romanıyla karşılaştık. Çocuk romanı denmesine rağmen bizi çok heyecanlandırdı ve aslında bu eserin ‘yaş’sız bir eser olduğu kanısına vardık. Böylece de uyarlama ve sahneleme çalışmalarına giriştik. 
 
Serkan Aydın -  Ben, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve daha birçoğu gibi yazarlarımızın eserlerine tiyatro sahnelerinde daha çok yer verilmesi gerektiğine inanıyorum. Bunun için ayrıca çok teşekkür ederim. Size Yaşar Kemal diye sorsam? 
 
Arzu Gamze Kılınç - Edebiyat eserlerinin sahne yahut sinema uyarlamaları her zaman hepimiz için ilgi çekici olmuştur. Okuyucu olarak eserle kurduğumuz tekil ve kişisel ilişkinin sahnedeki yahut perdedeki karşılığını diğer insanlarla birlikte izlemek hem uyarlamanın ortaya koyduğu yeni dili merak ettiriyor hem de diğer insanların eserle ve uyarlanan haliyle nasıl bir ilişki kurduklarını gözlemleme şansımız oluyor.
Yaşar Kemal saydığınız diğer isimler gibi ülkemizin önde gelen büyük kalemlerinden biri. Yaşar Kemal’in düşüncesi ve diliyle kurduğum ilişki o kadar büyük etki bıraktı ki bende, çocukluğumdan beri tanıdığım, sohbet ettiğim, akıl danıştığım, çok yakın ilişkide olduğum bir büyüğüm gibi hissettirdi. Ve bana hissettirdiği ve düşündürdüğü kıymetli yaklaşımını kendi ifade aracım olan tiyatro yoluyla çok daha fazla insana ulaştırabilmeyi hedefledim.
 
Serkan Aydın - Peki “Filler ve Karıncalar”?
 
Arzu Gamze Kılınç - “Filler ve Karıncalar” diye sorduğunuz için oyunu kastettiğinizi anlıyorum. Oyun ve çalışma süreci benim için on bir oyuncumuz, müzisyenimiz, ışık tasarımcımız ve koreografımızla birlikte çıkılan uzun ve tutkulu bir keşif yolculuğu, hala devam ediyor… 
 
Serkan Aydın - Sahnede ansambl oyunculuk konusunda CAS çok başarılı. Bu oyunda da “İki Efendinin Uşağı Alaturka”da olduğu gibi çıtayı oldukça yükseltmişsiniz. 
 
Arzu Gamze Kılınç - CAS’ta ansambl oyunculuğu konusunda çabamızın görünüyor olması beni mutlu etti, teşekkür ederim. Oyun çalışmayı sonuçlarından emin olmadığımız bir araştırma olarak görüyoruz. Bu nedenle çıta yükseltmek yahut bir öncekinden daha iyi oyun yapmak gibi bir hedefimiz olmuyor. Bütün ekip bir oyunla birlikte yaşamaya başlıyoruz. Ortak akıl ve kolektif emek ile elimizden gelenin en iyisini yapmaya çabalıyoruz. Oyunlarımızın seyirciler tarafından kıymetli bulunması bizi çok mutlu ediyor ve yeni oyun yapma motivasyonumuzu arttırıyor. 
 
 
 
Serkan Aydın -  “Filler ve Karıncalar” kitabını daha önce okumuştum, oyunu izledikten sonra tekrar okudum ve emin olmak istedim. Hiçbir eksik olmadan en önemli detayları atlamadan oyunu 60 dakikaya sığdırmışsınız? Bu resme bir illüzyon yani saniyede iki bin üç bin ilmek atmak gibi. Bunu nasıl başardınız? Bu kurgu ve örgüyü kurmak hiç de kolay değil.
 
Arzu Gamze Kılınç - “Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca” adlı roman haliyle 216 sayfa. Elbette romandaki her şeyi sahnelemeye kalkışsaydık oyun üç buçuk dört saat sürerdi. Romanın belli bölümlerini oyunun dışında tuttuk ancak özünü ve sözünü en etkili biçimde sahneye getirmeye çalıştık. Elbette tiyatro sanatının bütün ifade araçlarını (oyuncu, ışık, müzik, koreografi ve görsellik) seferber ettik. Uyarlamaları bu açıdan çok seviyorum. Roman kendi yapısı gereği edebi dili ve uzun betimlemeleriyle okuyucuya büyük keyif veriyor ancak tiyatro sahnesinde bu keyfi görselleştirmek bazen saniyelere sığabiliyor. Elbette aynı tadı vermiyor ancak başka bir tat yaratabiliyor. Aslında okuyucuyu seyirci kılmak diyebiliriz. En önemlisi tek akla tutsak olmadan her aşamasında kolektif üretim ile yol aldık.
 
Serkan Aydın - Işık, koreografi, makyaj ve müzik harikaydı; kostüm, dekor ve aksesuarları es geçmemek lazım. Hele o Flexible Boru filllerin hortumu, yerdeki tülleri toprak olarak havalandırırken, karıncaların gerçekten karınca gibi toprak altında yürürken ışık, müzik ve koreografi çok etkileyiciydi. O ellerin karınca hızında kullanılışı ve estetiği; siz nasıl bir dünya kurdunuz, bu nasıl bir marjinal ve entelektüel bakış açısıdır? Bana bu derinliği anlatmanızı rica etsem. 
 
Arzu Gamze Kılınç - Yaşar Kemal’in yarattığı alegorik atmosferi sahneye taşıyabilmek için sözünü ettiğiniz bütün departmanlar “Bunu en iyi nasıl aktarırız?” sorusuyla kendi hünerlerini ortaya koydular ve bunu bir ahenk içerisinde yaptılar. 
 
Serkan Aydın - Asıl mesele tüm bu derinliği oluşturduktan sonra oyuncuların uyumu, ansambl sinerjiyi nasıl bu kadar güçlendirdiniz? En başarılı oyuncu ve projeler bile 50 ile 70 prova yapıyor. Siz kaç provada tamamladınız oyunu? 
 
Arzu Gamze Kılınç - CAS tiyatro ve tiyatro eğitimini birlikte düşünen bir yapı. Tiyatronun kendi kaynaklarından beslenmesi gerektiğine inanan, bu nedenle kendi oyuncularını yetiştiren uzun soluklu bir eğitim sürecine sahip bir tiyatro. Sahnede gördüğünüz oyuncular neredeyse birlikte büyüdüler diyebiliriz çünkü CAS’ın eğitime yaklaşımı ders dışında da beraber yaşamak ilkesine bağlı. ‘Ortak alan’ olarak kodladığımız, CAS’ın bina olarak da merkezi olan yaşam alanı, bu ilke doğrultusunda planlanmış ve hayata geçirilmiştir. Ortak alanda birlikte yemek yenir, sohbet edilir, tartışılır, yaşam deneyimi ve bilgi alışverişlerinde bulunulur. Öğrenciler ve öğretmenler arasında ortak bir dil kurulmasını sağlayan bu alan, bizim temel ve ana dersliğimizdir aslında. CAS’ta dersler saatle bitmez, “ders devam eder” sözüyle dersliklerin dışına da taşar. Böyle bir yaşantının içerisinde birlikte yetişmiş ve ortak dili oluşturmuş oyuncularla oyun çalışmak bir yönetmen için bulunmaz nimet. Oyunlarımızın ışık tasarımı, koreografi ve müzikleri de aynı zamanda CAS’ta eğitmenlik yapan kreatif ve alanlarında profesyonel insanlar olduğu için CAS’taki ansambl sadece sizin sahnede gördüğünüz kadar değil, yaratıcı ekibi ve aynı mantıkla teknik ekibi de kapsayan daha geniş bir olgu.
Böyle birlikte yaşayan bir ekip söz konusu olunca prova sayısı konusunda avantajlı olabiliyoruz. Kaç prova yaptığımızı saymadım ama karar verip prova yapana kadar geçen süreç altı ayı buldu.
 
Serkan Aydın - Sektörde birçok proje bence prova eksikliğinden ötürü yeterince ilgi görmüyor. Hatta 3-4 prova ile sahneye çıktığını söyleyip böbürlenenler var. Başarılı bir oyun çıkması için minimum ve maximum kaç prova yapılması gerek? 
 
Arzu Gamze Kılınç - Bu tamamen ekibe, oyuna, çalışma koşullarına ve hatta ekonomik koşullara bağlı değişken bir durumdur. Bu sebeple bunun net ve somut bir karşılığı yoktur.
 
 
Serkan Aydın - Benim tiyatrodaki bakış açımı ve çıtamı çok yükselttiniz. Bundan sonra benim işim zorlaştı. Bakış açım başka bir tarafa kaydı. Kendime yeni hedefler koydum açıkçası. Bunu siz sağladınız. Sizin bundan sonraki hedefiniz nedir? Sırada bakış açımızı değiştirerek hangi projeyi hayata geçirmeyi düşünüyorsunuz?
 
Arzu Gamze Kılınç - Oyun çalışmak benim yaşam rutinim de olan bir durum. Eğitim projesi, konservatuvar mezuniyet oyunu yahut profesyonel oyun çalışması hayatımızda hep var. Dolayısıyla ben kariyerini planlayan bir yönetmen gibi çalışmıyorum. “Bundan sonra şöyle bir oyun yapayım”, “böyle bir çizgiyi takip edeyim” şeklinde düşüncelerim yok. Şu sıralar bir eğitim projesiyle meşgulüm, oyun atölyesi öğrencileriyle Dario Fo’nun bir oyununu çalışıyoruz. Şu anki hedefim o oyunu seyirci karşısına çıkarmak. Oyun bazında hedeflerden daha çok CAS’ın yapısı ve sürekliliği ile ilgili hassasiyetlerim var. 
 
Serkan Aydın - Böylesine başarılı bir yapıtı eksiksiz 60 dakikaya sığdırarak bize bir resital sundunuz. Tüm tiyatro camiasının ve toplumun izlemesini isterim. Son olarak ne söylemek istersiniz? Bize bu oyunla ilgili aklınızda kalan çarpıcı bir cümle desem, bu ne olurdu?
 
Arzu Gamze Kılınç - CAS’ı ve oyunumuzu kıymetlendiren güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Oyunla ilgili beni en çok etkileyen cümleler Filler Sultanı’na ait: 
 
“Bireycilik ateşini korkuyla birlikte körükleyeceksiniz, onların hepsi biz kardeşiz, yoldaşız derler, aldırmayacaksınız. Onların çoğunun içinde bir bireycilik ateşi sonsuzca yanar, karıncaların birbirlerine düşmanlığı bu bireycilikten doğar, ölüm, yılgınlık, sevgisizlik bu bireycilikten doğar. Bireycilik düşmanlığın nefesidir.”
 
Hangi tuzaklara düşmememiz gerektiğini, hangi konularda ayık davranmamız gerektiğini Yaşar Kemal bu sözleriyle net bir şekilde ortaya koyuyor.
 
Arzu Gamze Kılınç'a bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Piyesi bu sezon kaçırmadan izlemenizi tavsiye ederim.
 
 
 
 
KÜNYE
 
*Filler ve Karıncalar*
Yazan: Yaşar Kemal
Sahneye Uyarlayan ve Yöneten: Arzu Gamze Kılınç
Müzik: Berkay Özideş
Koreografi ve Işık Tasarımı: Muhammet Uzuner
Afiş Tasarımı: Ali Can Elagöz
Işık Kumanda: Ekin Bora Boran
Efekt Kumanda: Barış Can Güler
*Oyuncular*
Boran Özsaygı, Canberk Dikmen, Can Seçki, Derya Özsoy, Dorukhan Kenger, Erdi Öztürk, Murat Aytekin, Nihal Parlak, Onur Çolak, Seren Köken, Serhat Güney.
 
 
 

Anahtar Kelimeler: filler ve karıncalar, cihangir atölye sahnesi



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir