MAKALELER

Özgür Yaşa Ya Da Öl!

2026.02.13 00:00
| | |
988

Paylaş:
Piyes tüm ilgiyle izlenmeye devam ederken seyirci sayısını her oyunda daha da yükseltiyor...

CLAIRE: Hizmetçilerden nefret ediyorum. O iğrenç, o aşağılık soyunuz midemi bulandırıyor. Hizmetçiler insan soyundan değildir. Onlar akar. Odalarımızda, koridorlarımızda gezinen, ağzımızdan içeri giren, içimize sızan, bizi zehirleyen pis bir kokudur onlar. Sizi kusmak isti-yorum.

Moda sahnesi tarafından sahneye konulan Jean Genet'in yazdığı, Kemal Aydoğan'ın yönettiği, çevirisini Ayberk Erkay'ın yaptığı "Hizmetçiler" piyesinin 
Sahne Tasarımını Bengi Günay, Işık Tasarımını İrfan Varlı, Afiş Tasarımını İlknur Alparslan, Oyun Tanıtım Videosu Enes Korkmaz, moda sahnesi TV Halil Serhan Köse, Oyunculuları ise Yılmaz Sütçü, Kerem Fırtına, Dilan Düzgüner, Asistanlar Mesut Karakulak, Sevda Yeliz Nar, Sahne Tasarımı Asistanlığını ise Cansu Uygun yapmış.

Piyes tüm ilgiyle izlenmeye devam ederken seyirci sayısını her oyunda daha da yükseltiyor. Sanırım bunun en önemli sebebi Kemal Aydoğan rejisi ve oyuncuların performansı.

“Vivre Libre Ou Mourir!”

Uzun yıllardır Hanımefendi’nin emrinde çalışan Solange ve Claire, yaşama tutundukları “oyunun” son dakikalarını yaşamaktadır. Taparcasına sevdikleri, saygıda kusur etmedikleri, varlıklarını borçlu oldukları Hanımefendi’yi öldürmeye karar vermişlerdir. Bir cinayetin işleneceği bu gece, dizginlenemeyen arzuların iktidarı devralışına, değişen rollerin kaosuna, aynaların kırılmasına, şiddetin salıverilmesine, kurtuluşa yıkımda ulaşanların zaferine sahne olacaktır.

İlk defa 1947 yılında sahnelenen Jean Genet’nin Hizmetçiler’i, hiç kuşkusuz, yirminci yüzyıl Batı edebiyatının en öne çıkan, en tartışmalı, en çığır açıcı metinlerinden biridir. Yazıldığı günden bu yana tüm dünyada en çok sahnelenen oyunlardan biri olmayı sürdüren Hizmetçiler, olanaklarını zorlayan sayısız yorumla sahneye taşınmış, metin ve temsil bağlamında çok sayıda okumaya, araştırmaya konu olmuştur.

“Mettray Islahevi’nin en iyi buluşlarından biri, etrafına duvar örmemeyi akıl edebilmiş olmalarıdır… Önce çiçek bahçelerinden geçmek zorunda kalındığında kaçmak çok daha zordur.” (L’ennemi déclaré / Açık Düşman, Jean Genet)

"Hizmetçiler" piyesi büyük beğeni toplamaya devam ederken, oyuncular da her oyunda büyük keyif aldıklarını söylüyor. Oyunun yönetmeni Kemal Aydoğan, oyuncuları Yılmaz Sütçü ve Kerem Fırtına ve Dilan Duzgüner ile oyuna dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Kemal Aydogan / Yömetmen
"Özgür, eşit, köleliğin kalktığı bir dünya hala mümkün." 

Serkan Aydın - Jean Genet’in “Hizmetçiler piyesinde bambaşka bir reji uygulamışsınız. Üç oyuncunun rol dağılımı, performansı, kostüm, dekor,aksesuar,ışık ve müzik beni ters köşe yaptı. Ya siz neler yaşadınız bu çalışma sürecinde ? 

Kemal Aydoğan - Jean Genet’nin bir oyunu ile dünyayı anlamaya çalışmak, onun perspektifine yerleşmeyi gerektiriyor önce. Yani kendinden vazgeçip Genet’e doğru yönelmeyi istemek gerekiyor. Çünkü Genet pür etik bir varlık. Onun dünyasına varmak bu “etik” ölçütten dolayı zor. Buna niyet ettik. Bizim diyeceğimizle değil Genet’in dediği ile meşgul oldu. 

Serkan Aydın - Piyese bambaşka bir  Dramaturji ve bakış açış getirmişsiniz, kısalmasına rağmen ben hiç bir eksik görmedim ?Bunu nasıl başardınız ? 

Kemal Aydoğan - Oyunu hiç kısaltmadık. Birebir oynuyoruz. Kısalık uzunluk görece bir ölçüm. Seyircinin “kültürel” pozisyonuna göre oyunların kısalığı uzunluğu değişiyor. Her seyirci aynı oyunu aynı şekilde ölçmüyor. Sana kısa geldiyse bu oyuncuların maharetinde gizli. Genet’in dünyasını benimseyen ve bunu kıymetli bulan oyuncu emeğidir bunun nedeni.

Serkan Aydın - Oldukça zor bir piyes, oyuncular da oldukça başarılı. Sizin oyuncuların geniyle oynayan bir reji tekniğiniz olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu farklılaştıran tavır ve teknik oldukça dikkat çekici. Oyuncudan istediklerinizi alabilmeniz için sağlıklı bir prova süreci ne kadar olmalı ? Oyuncuyla neler yaşıyorsunuz bu süreçte çok merak ediyorum.

Kemal Aydoğan - Oyunlara ayrılan prova süresi nesnel ölçülere dayanıyor kanımca. Bu oyunun sayfa sayısı ve katmanlılığı ile doğru orantılı. Bu oyun için 2 ay prova süresi biçtik. Oyuncuların oyunun anlattığı dünyaya girebilmesi için ikincil kaynaklar okumak çok işe yarıyor. Genet’in hayatından, yazdığı eserlere sonra da oyunda geçen temalara dair politik, felsefik eserlerle prova öncesi yoğun bir şekilde hemhal oluyoruz. Prova sırasında bu bilgileri oyunun problemlerini aşmak için kullanıyoruz. Her bir cümlenin nedenini, söylenme gereksinimini keşfederek ilerliyoruz. Rolün amaçlarının oyuncular tarafından sımsıkı benimsenmesini sağlamak için teorik pratik her türlü aracı prova sahasına sürüyoruz. Oyuncuların bu yoğun çabanın içine sıkılmadan girmesini ve bu anlama oyununu zevkle oynamasını sağlamak üzere hareket ediyorum.

Serkan Aydın - Yılmaz Sütçü desem ? 

Kemal Aydoğan - Yılmaz ile moda sahnesi’nin 3 benimikinci oyunum. İlk olarak Bedirhan Dehmen’in yönettiği bir dans tiyatrosu projesi olan Maraton’da moda sahnesi ile buluşmuştu Yılmaz. Ben daha eskiden tanıyorum, Hedwig ve Angry Inch’ten beri. Sonra Othello’da çalıştık. Şimdi de Hizmetçiler. 10 parmağında 10 oyunculuk marifeti bulunan bir büyücü Yılmaz. Her türlü oyunun içinde rahatlıkla görev alabilen bir dönüşüm ustası. 

Serkan Aydın - Peki ya Kerem Fırtına ?

Kemal Aydoğan - Kerem ile ilk kez çalıştık. Ancak öncesinden tanışıyorduk. Disiplinli, yetenekli, rolünü derinlemesine anlayan güçlü bir oyuncu.

Serkan Aydın - Dilan Düzgüner’i ilkez izledim. 

Kemal Aydoğan - Dilan ile tanışalı uzun zaman olsa da ilk kez çalıştık. Sorumluluğunu bilen, disiplinli, çabalı bir oyuncu dilan. İlerleyen yıllarda sahnelerde daha çok göreceğiz kendisini.

Serkan Aydın - Jean Genet “ Hizmetçiler “ ?

Kemal Aydogan - Hizmetçiler köle efendi ilişkisini şerh eden bir oyun. Genet insanın köleliğe boyun eğişiyle birlikte içinde gelişen efendi olma arsusunun çıkmazlarını pek güzel ifade etmiş. Efendi olmayı arzuladığımız sürece kurtuluşun olmadığını anlatıyor. Önce arzularımızı bir gözden geçirelim diyor. Ve bence oyunun finalinde efendiyi var eden onu arzulamanın nasıl biteceğini de çok yalın bir şekilde anlatıyor. Asıl devrim efendiyi arzulayan beni yok etmektir diyerek devrimin orada burada yani dışarda değil içerde olduğunu gösteriyor.

Serkan Aydın - Elbiseler peki ? 

Kemal Aydoğan - Arzularımızın kisvesi. Onlar efendinin gardrobunun unsurları, kölelre,hizmetçilere, ezilenlere ait değiller. Onları arzuladıkça köleliğimiz devam edecektir.

Serkan Aydın - Bu piyesle ilgili aklınızda kalan en çarpıcı cümle ne olurdu sizin için ? 

Kemal Aydoğan - CLAIRE: Hizmetçilerden nefret ediyorum. O iğrenç, o aşağılık soyunuz midemi bulandırıyor. Hizmetçiler insan soyundan değildir. Onlar akar. Odalarımızda, koridorlarımızda gezinen, ağzımızdan içeri giren, içimize sızan, bizi zehirleyen pis bir kokudur onlar. Sizi kusmak isti-yorum.

Serkan Aydın - Son olarak ne söylemek istersiniz ?

Kemal Aydoğan - "Özgür, eşit, köleliğin kalktığı bir dünya hala mümkün." 


 

Kerem Fırtına / Solonge
"Her şeyi yapabilirim, çaresizliğimin mükafatıdır bu."

Serkan Aydın - Kerem seni bir çok dizi de izledim açıkçası tiyatroda İlkez izliyorum. Televizyon da izlediğim karekterler dışında tiyatro sahnesin de Jean Genet’in “ Hizmetçiler “ eserinde Solonge karekteriyle ters köşe oldum. Açıkçası hayran kaldım, öncelikle Yılmaz ile harika bir uyum yakalamışsınız. Solonge karekterine çalışırken nelere dikkat ettin, zorlandın mı ?

Kerem Fırtına -  Solange, her şeyden önce uzun süre çalıştık. Kemal Hoca’nın söylediğine göre Moda Sahnesi’nin en uzun prova dönemi olmuş. Provadan önce de tüm Genet külliyatını okuduk diyebilirim. Konuya dair başka kaynaklar da okuduk. Yoğun bir ön çalışma oldu. Provalara başlarken de sizde ‘’ters köşe’’ etkisi yarattığı gibi ben de zorlu bir süreç olacağını biliyordum. Ama duygu olarak o noktada değildim. çünkü en başından Kemal Hoca’ya, Genet’ye, Solange’ı oynayabilmenin gerekliliklerine karşı tam bir teslimiyet, açık olma kararı ve kararlılığındaydım. Aksi durumda Solange’ı oynamak, verilen sorumluluğun altından kalkmak mümkün olamazdı. Bu hattan ayrılmayınca da zor olması bir sorun teşkil etmedi. Ardından Yılmaz’la simbiyotik bir hale dönüşmemiz gerekiyordu. Buna gayret ettik. Kolay oldu diyemem. Ama yolumuzdan şüphe etmedik. Dilan’la da Yılmaz’la da ekip olarak oyunun derdini dert edindik.  Kemal Hoca’nın istediklerini, metinden anladığımızı, Genet’nin meselesini aktarabilme gayretinde olduk hep. Hatta endişeli bir gayret de diyebilirim buna. Çünkü çok katmanlı bir oyun. Ve geçişleri başaramazsak yansıtmak istediğimizle alakası olmayacaktı. Hala bu endişe ve zorluk devam ediyor bizim için. Dolayısıyla her oyundan sonra Kemal Hoca’dan aldığımız notlarla yapmak istediğimiz üzerine çalışmaya, işlemeye devam ediyoruz.

Serkan Aydın - Kemal Aydoğan desem ?

Kerem Fırtına - Çok eskiden buyana çalıştığı insanlar var. ben yeni kalıyorum yanlarında. ama gözlemimi aktarayım; Öncelikle disiplin derim. Emek. Tiyatroyu, sahneden aktarılanın önemini, söylenen sözü dert edinen biri Kemal Aydoğan. Bu dertleri hayattaki iz düşümlerine bağlamayı önemsiyor. Kurduğu ekibin, asgari ölçüde de olsa, söylenen söze dair felsefi açıdan fikri olmasını ister, bekler. bunun için de ayrıca çalışmalar yapar. Okur, okutur, tartışır, ödev verir. Yani çok emek verir. Verdiği kadar olmasa da buna yakın bir emek de görmek ister ekibinden. Aksini hakkaniyetsiz bulur. Böyle olursa da sinirlenir elbette. Saygı duyar bu işe. aynı saygıyı çalıştığı insanlardan da bekler. Çaba ve samimiyet olursa da arkadaş ve yoldaştır. Bu yolda yürümek isteyen için, böyle dertleri olan insanlar için hele de günümüz Türkiye’sinde şanstır bence. Hem Kemal Aydoğan hem Moda Sahnesi’nin varlığı.

Serkan Aydın - Bu oyunda seni etkileyen bir söz yada duyguyu bir cümle yaz desem ne yazardın ?

Kerem Fırtına - Fevkalade çarpıcı bir metin yazmış Genet. Çok var aslında ama birkaçını seçeyim;
"Her şeyi yapabilirim, çaresizliğimin mükafatıdır bu."
"Çağıranıın suratına tükürebilmeliyim ki tükürüklerim beni boğmasın."
"Nefretimi cennetin kapısında bırakmaktansa peşinizden cehennemin dibine gelmeyi tercih ederim."


Yılmaz Sütçü / Claire
"Gülelim yoksa kederden aşağı atacağız kendimizi!"

Serkan Aydın -  Yılmaz seni bir çok proje de ve karakterde izleme olanağı buldum. Hepsin de farklı bir Yılmaz ve yorum gördüm. Ancak  Jean Genet’in “ Hizmetçiler “ eserinde Claire karekteriyle adeta virtiözlük boyutuna taşımışsın. Açıkçası hayran kaldım. Claire ile yarattığın ilizyonu ve karekteri senden dinlemek isterim.

Yılmaz Sütçü - Claire ile kendi sivri karakterimden ayrı bir dünya yaratmaya çalıştım çünkü karakterin ihtiyaçları bu yöndeydi, taban tabana zıt tipleriz çünkü.

Serkan Aydın - Claire ile şimdiye kadar oynadığın karekterler arasında ne gibi farklılıklar var ve bir aktör olarak sana neler kattı.

Yılmaz Sütçü - Jean Genet'yi az da olsa bir köşesinden tanımama ,anlamama neden oldu. Ezilenlerin  ve ezenlerin dünyasının bir resmini bana hediye etti bu oyun ve içerdiği karakterler ..

Serkan Aydın - Kemal Aydoğan desem ?

Yılmaz Sütçü - Kemal Aydoğan müthiş disiplinli her zaman örnek aldığım bir tiyatro insanı. Onla çalışmak büyük zevk ve şans benim için.

Serkan Aydın - Jean Genet “Hizmetçiler” Claire ?

Yılmaz Sütçü - Genet bir deniz-derya, cesareti olmayanın dalmak isyemeyeceği türden. Tam bir baş belası ve ona aşığım. Oyun ve içerdiği karakterler de kölelik düzeninden tek çıkışın yolunu bize gösteren, demir bir leblebi.

Serkan Aydın - Bu oyunda seni etkileyen bir söz yada duyguyu bir cümle yaz desem ne yazardın ?

Yılmaz Sütçü - "Gülelim yoksa kederden aşağı atacağız kendimizi!"


Dilan DÜZGÜNER / Hanımefendi
"Acımın sefilliğini suçumun ihtişamıyla telafi etmem lazım, Claire."

Serkan Aydın - Dilan seni daha önce tiyatro sahnesinde izlemedim. İlkez izliyorum, Jean Genet’in “ Hizmetçiler “ eserinde Hanıfendi karekteriyle göstermiş olduğun yorumunu çok beğendim. Öncelikle bende okuyucularımız seni tanısınsın isterim.

Dilan Düzgüner - Merhaba, öncelikle güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Ben Ankara Devlet Konservatuvarı 2016 mezunuyum. Daha önce Ankara’da ve İstanbul’da tiyatro oyunlarında yer aldım. Mümkün olduğunca atölyelere katılıp kendini geliştirmeye çalışan bir oyuncuyum. Şimdi de hem moda sahnesi’nin hizmetçiler oyununun hanımefendisi olarak hem de kamera önü projelerde çalışmalarıma devam ediyorum.

Serkan Aydın - Hanımefendi yorumun ile şimdiye kadar oynadığın diğer karekterler arasında ne gibi farklılıklar var? Bu karekteri yorumlarken nelere dikkat ettin?

Dilan Düzgüner - Hanımefendi karakteri şimdiye kadar oynadığım karakterlere kıyasla çok farklı elbette. Çünkü o Genet gibi hayatı mücadele ve isyanla geçmiş bir yazarın kaleminden çıkan bir karakter. O yüzden çok gerçek, çok sevimsiz ve haddinden fazla bencil. Tıpkı şu anda gücü ve sermayeyi elinde tutan insanlar gibi. Bu karakteri prova ederken öncelikle Kemal abinin oyunda göstermek istediği iktidar, güç ve sınıf kavramlarına dikkat ederek çalıştım. 

Serkan Aydın - Kemal Aydoğan desem ?

Dilan Düzgüner - Ben öğrenciyken moda sahnesinin seyircisiydim, Kemal abiyle de tanışmamız o zamana dayanır. Kemal hocanın yönettiği oyunları takip ediyordum ve onun özellikle toplumsal olaylara bakış açısından, sanat anlayışından çok etkilendim. Bana Genet oyununda hanımefendi karakterini arıyorum dediğinde çok mutlu oldum çünkü Genet’yi seviyor olmamın yanı sıra en sevdiğim oyunu da Hizmetçiler’di. Öte yandan da İstanbul’daki en sevdiğim yönetmenle çalışacak olmak da heyecanlandırdı. Kemal hoca benim için çok tatlı ve iyi kalpli bir dost olmasının yanı sıra çok disiplinli, oyuncunun yaratıcılığına alan açarak nasıl çalışması gerektiğiyle ilgili usta bir tiyatro insanıdır diyebilirim.

Serkan Aydın -  Jean Genet “Hizmetçiler” Hanımefendi ?

Dilan Düzgüner - Hizmetçiler oyunu net bir şekilde köle-efendi/otorite-itaat ilişkisini anlatıyor. Hanımefendi karakteri de bu oyunun otorite/iktidar kanadını temsil ediyor. Oyun boyunca görmediğimiz fakat bahsini sıkça duyduğumuz arzulanan beyefendinin eşi, fakat aralarında sevgidense faydacı bir bağ olduğunu görüyoruz. Sınıfsal olarak hizmetçilerden çok daha yukarda, emirleriyle, üstenciliği ve aşağılayıcı diliyle bu pozisyonunu daima hatırlatıyor ve ‘hizmetçilerini’ kimliksizleştiriyor. Her dönemde gücün insanları zehirlediğini, sömürüyü beraberinde getirdiğini ve güçsüzü kurbanlaştırdığını biliyoruz. Hanımefendi söz konusu olduğunda da gördüğümüz farklı olmuyor elbette. Yazar Papin kardeşlerin böyle bir hanımefendiyi öldürmek isteyebileceğini düşünmüş, haksız mı tartışılır…

Serkan Aydın - Bu oyunda seni etkileyen bir söz yada duyguyu bir cümle yaz desem ne yazardın ?

Dilan Düzgüner - Bu oyunda beni etkileyen söz çok. Yazarın gerçekliği kavrayış ve ifade ediş tarzı öylesine net ve sivri ki… Yine de Genet’in kendini anlattığını düşündüğüm Solange’ın şu repliğini söyleyebilirim;
 
‘Acımın sefilliğini suçumun ihtişamıyla telafi etmem lazım, Claire.’

Bu güzel sohbet için her birine ayrı ayrı teşekkür ederim. "Hizmetçiler" piyesi günümüzün kokuşmuşluğunu ve sistemin ne kadar kötü olduğunu anlatmaktadır. Piyes,  Oyuncuların ve yönetmenin muhteşem yeteneği ile bizlere harika bir ziyafet sunmaktadır. Tadı damağınızda kalacağı garantisi veriyorum. Çünkü üst üste iki kez izledim. Her oyun dolu yer bulmak mümkün olmadığı için yerinizi erkenden alın derim.

Yazan: Jean Genet
Yönetmen: Kemal Aydoğan
Çeviren: Ayberk Erkay
Sahne Tasarımı: Bengi Günay
Işık Tasarımı: İrfan Varlı
Afiş Tasarımı: İlknur Alparslan
Oyun Tanıtım Videosu: Enes Korkmaz
moda sahnesi TV: Halil Serhan Köse
Oyunculular: Yılmaz Sütçü, Kerem Fırtına, Dilan Düzgüner
Asistanlar: Mesut Karakulak, Sevda Yeliz Nar
Sahne Tasarımı Asistanı: Cansu Uygun

Anahtar Kelimeler: Moda Sahnesi, Hizmetçiler



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir