Metin Belgin’in yönettiği "Çirkin" adlı oyundan çıkınca, ben de bu deyimi anımsıyorum...
Arzen topraklarının sultanı Mehmene Bânu; ailesini henüz gencecik yaşta kaybetmiş ve aileden kendisine dayanak olabilecek tek kişi olan kardeşi Şirin’e aşırı derecede düşkün biridir...
İstanbul Devlet Tiyatrosu Polonya asıllı Amerikalı yazar Janusz Glowacki’nin “Antigone in New York” adlı oyununu “Anita’nın Aşkı ya da Antigone New York’ta” başlığıyla
Refik Erduran (1928), 1957 yılında sahnelenen “Deli”den sonra belli başlı tiyatrolarımızda kırktan fazla oyunu sahnelenmiş bir yazarımız.
Medeniyet adı altında yaşadığımız sınırlamalar, sansürler, çevrelendiğimiz dikenli teller, hem de dokunanın elini kanatıp canını yakan cinsten.
Klasik Yunan tiyatrosundan Sophokles (M.Ö.496-M.Ö.406)'in M.Ö. 440’da yazdığı "Antigone"si İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı olarak sahnede...
Tiyatro üstüne düşünen, okuyan veya biraz da olsa ilgilenen çoğu kişinin karşılaşma imkanı çok yüksektir...
Bertolt Brecht'in kim olduğunu bilenler bilmeyenlere nasılsa anlatır, orası önemli değil de, ben işte o bilinen/bilinmeyen Brecht'in “Sezuan'ın İyi İnsanı...
Amerika’da sokaklarda yaşayan çeşitli milletlerden bir grup ilginç ve evsiz insanın hüzünlü ve yürek burkan ama bir o kadar da absürd ve trajikomik varoluş öyküleri.
İstanbul Devlet Tiyatrosu, 17. İstanbul Tiyatro Festivali'ne katıldığı Irwin Shaw'un (1913-1984) savaş karşıtı oyunu "Ölüleri Gömün"...
Savaştan geri dönen iki yakın arkadaş. Birisi fiziksel olarak yaralar almışken , diğeri savaş travmasını atlatamayarak ruhen onulmaz yaralar almıştır.
Bizi şaşırtan, heyecanlı ve gencecik kadrosuyla bir İstanbul DT oyunu ‘Sidikli Kasabası’.
Dramatik bir hızla ilerliyor saat ve Elif ortalarda yok. Mahallenin Serseri’si/ayyaşı arada sırada dışarıdan laf atıyor ona.
İstanbul Devlet Tiyatrolarının “Ve Hep Birlikte Soldan Çıkarlar” oyunundan bahsediyorum. Sahneye girip koltuğuma oturduğumda şaşaalı bir dekorla karşılaştım ve etkilendim.
Müzikal dediğimiz, önceleri 1890’larda komik operalardan kaynaklanarak Sidney Jones (The Geisha, 1896), Gilbert ve Sullivan gibi bestecilerle zirveye erişen İngiliz müzikli
İstanbul Devlet Tiyatroları, son zamanlarda kendisine yöneltilen eleştirileri dikkate alarak repertuarını ciddi biçimde değiştirdi...
1933 yılında Hitler’in başa gelmesiyle Almanya’yı terk eden Hay , önce Prag’a ve Viyana’ya (2.Dünya) Savaş(ın)dan sonra da asıl ülkesi Macaritan’a döner.
“Dünyanın Ortasında Bir Yer” İstanbul Devlet Tiyatrosu'nuda...
İstanbul Devlet Tiyatroları, yeni dönem tiyatro sezonunda geçmiş sezondan kalma eksiklerini tamamlayarak ilerliyor...
İstanbul Devlet Tiyatrosu inançların arkasına gizlenip, silahlarından ölüm püskürtenlerin cehenneme çevirdikleri Lübnan'da...
Wajdi Mouawad imzalı “Yanık”, bu sezon İstanbul Devlet Tiyatroları tarafından tiyatro sahnesine aktarılmış...
İstanbul Devlet Tiyatroları, 2011-2012 tiyatro sezonuna Gyula Hay imzalı “At” oyunuyla giriş yaptı...
Yakın zamanda aramızdan ayrılan Cüneyt Çalışkur’un yazıp yönettiği oyunda, bir iş adamının kredi kartlarına ödeme yapmadığı için...
İstanbul Devlet Tiyatrosu, 2010–2011 sezonunda 1965 doğumlu ve Hırvat kökenli yazar Mate Matisic'i Türk tiyatroseverlerine tanıştırıyor.
İstanbul Devlet Tiyatroları, 2010/11 sezonuna Hırvat yönetmen Mate Matisic’ in “Bedensiz Kadın” adlı oyunuyla harika bir giriş yaptı.
Çocukları kavga etmiş olan iki aile “medeni bir uzlaşmaya varmak” istemektedir.
Bir kadının daha önce hiç görmediği, belki adını hiç duymadığı, ama bir şekilde yolunun düştüğü ve tanımadığı insanlarla bir yaşam paylaşmak zorunda olduğu bir yer düşünün...
Tiyatro niçin yapılır ? Bir oyun neden sahneye konur ? Bir oyun neden tercih edilir ? Hayır burada repertuvar kriterleri dersine girecek değilim.