
"Oyun Özeti: Çok dilli, çok dinli, çok kültürlü kalabalıklarımızı alıp götüren neydi? Yanan eski bir semti kurtarmaya kuyulardaki sular yeter miydi? Tatavla’dan yola çıkan kurtuluşuna, balkondan geçen vapurla ulaşacak mıydı Handan? O mahallede yaşanan zenginliğini bulmasına çare miydi ki Nalan?”
İç içe geçmiş yaşamların, komşulukların güzelliğini yine Tatavla’daki mahallelerinde bulmaya giden iki kadının, trajik ama eğlenceli yolculuğundan geçecek balkondan geçen vapur. Bir tahta bavuldan çıkanlar ya da girenlerle yapılacak seferin hikâyesi bu. Ne kadarı sığarsa, o kadarını koyup içine götüreceğiz beraber.
Tatavla’nın yaşadığı trajediye, tanıklık edecek herkesin, bu oyunun bir yerinde kendisiyle karşılaşıp, selamlaşacağı hikâyesinin anlatısıdır anlatacaklarımız aslında.. Sakızlarımızı alalım ve koltuklarımıza yaslanalım. Uzun bir yolculuk olacak çünkü. Ama bitecek."
" Balkondan Geçen Vapur " oyununun yazarı ve iki oyuncusundan biri olan Filiz Bingöl benim İst. Büyük Şehir Belediyesi Kültür A. Ş. - Gösteri Sanatları Merkezi - Oyunculuk Kursu mezunu, eski bir öğrencim.
Balkondan Geçen Vapur, ilk yazımı bir şiirdi ve bundan on yıl kadar önce yazıldı. Facebook 'ta bu şiiri okuyunca bir gün bu şiirin oyuna dönüşmesin i dilemiştim. Dileğim gerçekleşti.

Oyunu Kadıköy Barış Manço Sahnesi' nde , yakın dostum Güneş Yakın ve oyuncu Hazal Akyürek ile birlikte izledik.
Oyun sonrası hem Filiz Bingöl'ün doğum gününü kutladık hem de doyumsuz bir sohbet gerçekleştirdik.
Tiyatro Merdiven'in Sanat Yönetmeni Sevgili Selçuk Delipınar bizlere Tiyatro Merdiven ve bu oyunun seçilme öyküsünü özetledi.
Söylediğine göre, 90'lı yıllarda Ümraniye 'de oyunculuk kursu ile faaliyetlerine başlayan Tiyatro Merdiven önce yarı amatör bir tiyatro olarak Brecht' ten Geleneksel (Orta oyunu) pek çok oyundan sonra 2000'li yıllardan sonra profesyonel bir tiyatroya dönüşmüşler.
Tiyatro Merdiven'in kurucularından ve uzun yıllar Sanat Yönetmenliği'ni yapan rahmetli Alpay Ekler'i sevgi ve saygı ile andık.
Aynı zamanda, Balkondan Geçen Vapur'un iki yönetmeninden biri olan Selçuk Delipınar (diğeri de Filiz Bingöl'ün Sevgili eşi Murat Akgül), bu oyunda sahneyi eşlerine, kadınlara bıraktıklarını anlattı.
Ben de derslerimde sürekli tekrar ettiğim bir düşüncemi belirterek ona katkıda bulundum " Haydi ama kadınlar , kadın sorunlarını ve kadın oyunlarını bile ülkemizde çoğu zaman erkek oyun yazarları yazıyor , alın elinize kaleminizi ve kendi dünyanızı sizden dinleyelim, izleyelim!"
Oyun iki kadın üzerine kurulu. Nalan ve Handan. Biri manik (aşırı neşeli), diğeri depresif (aşırı üzüntülü-depresyonda-bunalımlı).
Dönem günümüz ve anlatılan hikayeler ile 70'ler, 80'ler. Mekan Nalan ve Handan kardeşlerin salonu ve bu salonun baktığı bahçedeki limonluktan geçen insanların öyküleri , Kurtuluş-Feriköy (Tatavla) dört bina arasında bir çardak altında biraraya gelen ülkemizin özeti çeşitli tip ve karakterlerin anlatılan ve canlandırılan nostaljik hikâyeleri.
Bu evlerden birinde yaşanan bir trajedi , havagazından zehirlenen bir kadının ölümünden kendini sorumlu tutan küçük bir çocuğun bilinçaltı suçluluk duygusu oyunun sonunda ortaya çıkan gerçeklerle ve o çardağın altında oluşan sevgi çemberi ile depresyonun sağaltılması.
Bir başka evde yaşanan (ki gerçek, olmuş, yaşanmış bir hikaye imiş) komedi ise , Ermeni şiveli kadının yaşadığı bir yanlış anlama üzerine kurulu. Mü markalı tayt ile zayıflamaya çalışan kadının kıskanç kocasına bu taytın her yerini sıktığını söylerken şive ile söylediği "mütayt" sözünü eşinin "mütahit" diye anlaması üzerine kopan curcuna.
Balkondan Geçen Vapur , hem trajedi hem bir komedi. Hem ağlatıyor hem güldürüyor , yer yer bu ikisi birbirine karışıyor.
Filiz Bingöl sahnede İtalyan Halk Tiyatrosundaki baş komedi oyuncusu Arlekino yada bizim geleneksel halk tiyatromuz olan Orta oyunundaki
Kavuklu (Karagöz deki Karagöz) gibi fırtına gibi esiyor.
Manik ve esrik bir sevinç ile neşe içinde şarkılar söylüyor , çardaktaki tipleri göstermeci bir Uslup ile canlandırıyor , yansıtıyor, bunalımdaki kardeşini (?) gölgesini (?) yada Dövüş Kulübü filmindeki gibi "üstbeni" (?) (belki de hepsini) neşelendirmeye çalışıyor.
Depresif karakteri canlandıran Handan Delipınar'ın işi , diğer manik role kıyasla daha zor. Ama o da incelikli , duygulu ve dokunaklı bir yorumla rolünü bir kanaviçe gibi işleyerek başarı ile rolünün hakkını veriyor. Verdiği kontür - ters cevaplarla bizi hem güldürüyor hem de hüzünleniyor.
Oyun ilerledikçe bu manik ve depresif iki insanın aslında bir ve tek kişinin iki farklı ruh hali ve durumu olduğu fikrine kapılıyorum.
Aynı zamanda manik (neşeli) karakterin mutlu olduğumuz çocukluk yıllarımıza özlemin bir karakterizasyonu ile karşı karşıya olduğumuz hissine kapılmaktan kendimi alamıyorum.
Reji, açık ve kapalı biçemi/uslubu (Göstermeci-Epik Tiyatro ile Dördüncü Duvarlı Benzetmeci Tiyatro) içiçe ve başarı ile kullanmış.
Benim gibi (bir zamanlar) Tatavla'da oturma bahtiyarlığına kavuşmuş olanlar , benzeri yer ve kişileri tanımış eski ve yeni bütün İstanbulluların ve ülkemizin severek izleyebilecekleri , çok bizden, bizi bize anlatan, hem güldüren, hem ağlatan, hem düşündüren, hem eğlendiren, hem hepimizi mutlu çocukluk yıllarımıza döndürerek güzel bir nostalji resmi geçidi yaptıran nefis bir oyun olmuş. Emeği geçen herkesi kutluyorum ve bu oyunu kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.
Savaş Aykılıç
Anahtar Kelimeler: tiyatro merdiven, balkondan geçen vapur
0 Yorum