İYİ BİR YÖNETMEN

Rejisör bir yaşam sanatçısıdır. Tıpkı bir çocuğunki gibi hayret duygusunu yitirmemiş gözlere sahiptir. Gözlem yapan, seyreden, dinleyendir.
Bazı dinlemeler değiştirir. İçerde bir sahne kurar. Anlattıklarınızı yukarı taşır, yapıcı bir harçla sıvar, güzelleştirir. İyi bir dinleyici anlatanı yüceltir. Sahne ışıkları açılmış gibi.
Dikkat ve ilgi şefkatin ışıltısını yayar.
İyi bir yönetmen en önce iyi bir dinleyicidir. Dinleye dinleye sahne kurmaya alışıktır. İçerdeki küçük küçük sahneleri sonra sonra bir oyun yönetirken birleştirmek ona kolay gelir.
İyi bir yönetmen iyi bir kitap okurudur. Hayal gücü doğanın döngüsü gibi hareket halindedir.
Onun dünyasında her gün parkta gördüğünüz ayakkabı boyacısını, şef garson, gevrekçiyi öğretmen, yemekçi kadını, tiyatro oyuncusu olarak görebilirsiniz. Kitaplar yolu ile çok yönlü bakmaya alışıktır.
İyi bir yönetmen iyi bir müzik dinleyicisidir. Müziğin insan psikolojisini en doğrudan etkileyen ve gösteren sanatlardan biri olduğunu bilir. Müzik sahneyi yeşerten bir su fıskiyesi gibidir, seyirciyi, oyuncuyu besler, canlandırır. Hareketi dansa dönüştürür.
İyi bir yönetmen fotoğrafa meraklıdır Işığın hastasıdır. Fotoğraf yoluyla sahneleri sabitlemeyi bilir.
İyi bir yönetmen dağınıktır çünkü her şey montajda-kurguda-yaratıcı bitiştirmede, yeniden bakmada, bozup yıkmada, bi daha kurmada, cila geçmede… İşe yarar.
İyi bir yönetmen iyi bir gezgindir. Düşüncelerin adımlar yoluyla çoğaldığını, açımlandığını bilir. Gezilen yerlerle bir şeylerin yerine oturduğunu ve uzak yakın etkisinin ancak deneyim-prova yoluyla kazanıldığını.
İyi bir yönetmen iyinin, güzelin peşindedir. Seçer her zaman, ayırır. Sanatı için biriktirir. Ne olacağını bilmese de bir gün işine yarayacağını bilir. Toplum için faydalı olanın, kendisi için de faydalı olduğunu bilir. (M.Aurelius, Kendime Düşünceler)
İyi bir yönetmen renkleri sever. Resim sanatı ile ilgilidir.
Müjde gibi yaşar. Terazi gibi yaşar. Şair gibi kılavuzdur iyi bir yönetmen. Oyunun doğasını göre göre hakikatin doğasını keşfeder. Farkındalığı yüksektir. Şiir, resim, edebiyat, dil, müzik… Tüm alanlarla, pozitif yapısalcı bir bağı olduğu için en baştan sanat adına hayatla kurduğu mesafe yönetmenliğe doğru onu eğitir. Şu, “yönetmen koltuğu” dedikleri şeyin gerçekte bir karşılığı vardır. Arkasında yönetmenin adı yazar. Sanki dünyanın ortasında, sanatın etkileyici diliyle çözülmesi beklenen, düşünsel bir uzamda, dünyanın tüm dertlerinin ortasındadır bu koltukta her an. İyi bir yönetmen her şeyden sorumludur.
Sinemaya meraklı bir bakkal, onu tanıdığımda kendi imkânlarıyla bir film çekme hazırlığındaydı. Gündüz mahallede tanıştığım kasabı, terziyi, manavı, akşam, evinin duvarında, film afişlerinde, gangster takımı olarak gördüğümde kahkahalara boğulmuştum. Filmi çekti mi bilmiyorum ama bence bu bile yeterliydi. İyi bir yönetmen, iyi bir rol dağıtıcısıdır; görsel keskinliği ışıldar.
İyi bir yönetmen hayatla sanatın kesişme noktalarını bilir. İyi bir filmin nerelere vardığını görebilir. Örneğin hayatı hastanede geçen yatağa bağımlı birinin cep sinemasına… Artaud’un deyimiyle yaşamın ikizi tiyatro sanatının gücünü bilir. İyi bir tiyatro oyunu ümitsiz bir gencin dünyasını değiştirir. Ritüelistiktir, alkışın iyiyi çağırma gücü vardır. Neşeyi, sevinci ve iyiliği yuvasına toplar iyi bir oyun. Türü ne olursa olsun, trajik, dramatik ya da komik…
İyi bir yönetmen en önce Delphoi Tapınağı’nda yazdığı gibi “kendini bilir”. Tiyatro sanatının diliyle söylersek, insanı kendinden, kendini de insandan bilir.
Yeni bir sezon açılıyor. Rengârenk hikâyelere bürünecek sahneler… İyi seyirler şimdiden.
Anahtar Kelimeler: yönetmen
0 Yorum