MAKALELER

Nasıl Bir Çocuk Tiyatrosu? Nasıl Bir Kukla Tiyatrosu?

2026.04.25 00:00
| | |
634

Paylaş:
Karagöz- Hacivat Oyunlarının en güzel yanı da çocuğun yeniden yeniden var edeceği türden bir basitlik içeriyor olmasıdır.

NASIL BİR ÇOCUK TİYATROSU? NASIL BİR KUKLA TİYATROSU?
 

Hayata karşı şaşkınlık ve merak dolu dosdoğru filozof bakışı olan çocuk, yaşam-yaşam olan tiyatro sanatını ancak iyi bir estetik kurgu ile salondakinden ayırabilir. Bu yüzden çocuk tiyatrosu daha çok mercek altına alınıp, daha çok ince elenip sık dokunulması gereken bir alan. Çünkü çocuğun bakışları öyle.
Işığın, gölgenin şiiridir Karagöz-Hacivat. Sesin, ritmin, hayal gücünün, sihrin, illüzyonun, büyünün… Her şey ölçülü biçilidir. Minik gözler ve kulaklar için dozunda hesaplanmıştır. Dağılan dikkatleri toparlama anları, çok fazla kaçılan hayal alemlerinden geri döndürme anları… Sahne tam da çocuğun tartımında, bir evcilik oyunu estetiğinde kurulmuştur. 

Karagöz- Hacivat Oyunlarının en güzel yanı da çocuğun yeniden yeniden var edeceği türden bir basitlik içeriyor olmasıdır. Çocuk tekrar etmek ister. Yeniden yeniden o oyun atmosferini yaşamak ister. İki eli, ışık, gölge ve taklit yeter de artar bunun için. Kukla tiyatrosu da gölge tiyatrosu da denilen Karagöz- Hacivat oyunları günümüzde eskisi kadar yaygın olmasa da hala çocuk tiyatrosu estetiği için söyleyecek çok şeyi var. Ve bence özellikle sadece bunun için yaşatmaya, yaymaya devam etmeliyiz. Doğrudan şaşmamızı engelleyen bir pusula gibi. Karagöz- Hacivat oyunları hem kukla tiyatrosu hem gölge oyunu sayılıyor. İşte onu özel kılan da bu. Kuklanın gölgesi her zaman şiirseldir. Ve çocuk oyunlarında bugün eksik olan bu. Şiiri eksik. Çocuk edebiyatında hayal dünyası, hayal gücü, diye bahsettiğimiz şey, tam da bu kuklanın gölgesine tekabül ediyor. Çocuk, o somut dünyanın canlılığını böyle görebiliyor, onu ancak şiirsel bir form içinde ise canlandırabiliyor. 

Çocuk tiyatrosunun sık sık tiyatronun diğer türlerine göre daha kolay bir alanmış gibi görüldüğünü duymuşsunuzdur. Ama tam tersi. Yukarıda sözünü ettiğim canlılığı-canlandırmayı sağlayabilmek için daha mükemmel bir atmosfer oluşturmamız gerekiyor. Çocuğun duyuları çünkü yetişkinlerinkinden daha hassastır. Daha iyi koku alırlar, daha iyi duyarlar, daha iyi görür, algılarlar. Bu yüzden “sessizlik lütfen” dediğinizde oluşan sessizliğin daha büyük bir sessizlik olduğundan anlarsınız onların sessizliklerinin gücünü… Seslerinin de yetişkinlerinkinden daha güçlü olduğunu bilirsiniz. Gölgelerinin ve ışıklarının gücünü… Yeni doğan bir bebeğin elinin kavrayışındaki güce benzer yaşam itkileri. Dolayısı ile oyuna da aynı şekilde bir ilgiyle bağlanırlar.

Günümüz çocuk oyunlarında kaba kaba kuklalar kullanılıyor. Ya da başlı başına kukla tiyatrosu denilen formlarda, hiçbir jest ve mimiğin yerleştirilemeyeceği, ışığı, gölgesi, müziği hoyrat, sevimsiz kuklalar kullanılıyor. Altın oran, güzel işçilik nerede? Sanatsal deneme? Kukanın sahnede yaşayıp yaşamayacağına,  yapım aşamasında karar verilmiş olması gerek. Yazarla kukla yapımcısı arasındaki uçurumdan kaynaklanabilir ya da kötü metinler kötü kuklalara sebep olur demek mi gerek. Ancak bir problem olduğu bariz. Çocuk avm oyuncakları gibi kaba kaba kuklalara maruz kalıyor ve eğlendirildiğine inandırılıyor. Oysa kukla çocuk tiyatrosu içinde özel bir tür. Şiirin, felsefenin, edebiyatın, görsel, işitsel ve duyusal bir harman içinde iç içe geçtiği özel bir oyun. Bir tek çorap teki bile, güzel bir oyunculuk ve sağlam bir metinle plastik, somurtuk, sünger, doldurma, mimiksiz yüzsüz vs. kaba malzemelerden yapılmış kuklalardan daha estetik bir atmosfer yaratabilir. 

Birilerimiz bir şeyler yazmalı çünkü gittikçe çocuk tiyatrosu bu sanılıyor; kaba kaba kuklalar, bağıran müzikler, gölgesiz ışıklar. 

Çocuk tiyatrosunda estetik niçin önemli? Çocuğun minicik, narin, incecik beğenisini gözetemezseniz onun dünyasına çıkamazsınız. Genelde burada çocuğun seviyesine inmek denilir. Ben tam tersini söylüyorum. Çocuğun dünyasına çıkmak. Çünkü onun dünyası bizim sandığımız gibi aşağılarda değil, yukarılarda, büyümekle genişleteceği gelecekte. Sanat çocuğun gelişiminde, çocuktaki o inceliği desteklemezse, kaba kaba işlerle beğeni gözeneklerini tıkarsa, çocuk gelecekte kendine ait estetik bir dünya yaratmakta güçlük çeker. Sanatların en yüksek formu olarak tiyatro sanatı, bu anlamda çocuğa içsel bir dayanak sunar. 

Müziğin, mizahın, ışığın, renklerin, hareketlerin ve sözlerin bir şiir tartımında işlendiği yetkin işler olmalı çocuk tiyatrosu diye çocuğa sunduğumuz oyunlar… Ki tiyatromuz yaşasın. Çocukla birlikte büyüsün. Çünkü tiyatronun içimizdeki “eyleyen insanı” harekete geçirdiğini, sadece seyirci ve oyuncu ile sınırlı alanda kalmayıp tüm toplum için serbest bir okul olduğunu fark ediyoruz. Yeni yeni bakış açıları sunuyor, aktif düşünce alanları açıyor ve tıpkı çocukluktaki gibi tüm kemikleşmiş yapıları, nefessiz bırakan derileri aşıp, büyümeyi, gelişmeyi hissetmemizi, yaşamı yaşam deviniminde, doğaya uygun, hak ettiği dinamik ve devingen özde yaşamamızı sağlıyor. Tiyatro bir bilinç oluşturuyor. Belki rüyanın, doğanın,  yüz yüze sohbetin, sevgi ve dürüstlük gibi değerler harmanının içinde, sakin ve güvenle, yaşamın yaşam olduğunu, bir arada ve tanış olduğumuzu onaylıyor. Varoluşun tüketilmez olduğu bir yerden alıyor kaynağını. Birbirimize duyduğumuz güven, sevgi ve dayanışmadan. Birlikte bir şey yapmak için bir aradayız. Ortadayız. Meydandayız. Tarihin bugüne kadar gelmiş ucunda ve geleceğin başlangıcında, insan olmanın meydanındayız cesaretle. 

Bir canlandırma sanatı olan oyun, canlandıracak gelecekte de onun içindeki çocuğu. Tiyatroda geçirdiği güzel saatleri hatırlayarak…İyi çocuk oyunlarının, iyi kukla tiyatrolarının artması dileğiyle… 

 

Anahtar Kelimeler: çocuk tiyatrosu, kukla tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir