MAKALELER

Çöp Canavarı ve Büyülü Ağaç

2021.12.21 00:00
| | |
1158

Geleneksel denilince ilk aklımıza gelen; devamlılık, tekrar, aynılık; devamlılık ve tekrarın yarattığı değişmez bir motif.

Geleneksel denilince ilk aklımıza gelen; devamlılık, tekrar, aynılık; devamlılık ve tekrarın yarattığı değişmez bir motif. Tüm geleneksel sanatlar içinde Karagöz üzerine düşününce de bu değişmezin üstündeki “değişebilir’i” görmek önemli. Bugün Karagöz ve Hacivat tiplemelerini çevremizde görebiliyoruz. Bu o değişmeze işaret ediyor. Bugüne kadar gelmişler… Değişen de yine bugünde onları görüyor oluşumuz; çünkü hayatın içinde “Karagöz gibi, Hacivat gibi” dediğimiz kişileri görmek, çağını yakalamış güçlü yorumlamalarının katkısını gösteriyor. 

Işığın ve gölgenin olanakları sonsuz… Fotoğrafın hayatımızın temel araçlarından biri haline geldiği günümüzde, aslında hepimiz giderek gölge kişilere, kukla kişilere mi dönüşüyoruz? Çünkü dijital dünya hepimizi aynı kişiler haline getirdi. Hepimizin giderek aynılaştığı, kuklalaştığı, internet komutlarıyla robotlaştığı görselliğin, müziğin, fotoğrafın yaşamlarımızın birer temel aracı haline geldiği günümüz yaşantısında Karagöz ile Hacivat, daha çok önem kazanacak; çünkü bize benziyorlar. Onların canlanmasına, ışığa, gerçek yaşam itkisine ihtiyacımız var. 

İçin dışın görülmesi… Çocuk çizimleri gibi Karagöz ile Hacivat. Çocuk dünyasının şeffaflığını yansıtan oyunlar. Örneğin çocuk resimlerinde bir ev çizilir ve evde dışarı ile içeriyi ayıran duvar yokmuşçasına tavanda asılı lamba görülür. Çocuk resimlerinde perspektif yoktur. Olan dünyayı tek bir düzlemde bütünsel görür çocuk… Çocukta bütünseldir bakış. Şeffaf Karagöz Hacivat da ışıkla canlanır. İçi dışı görünen gölge kuklalardır. Bu özellikleri çocuk bakışının bozulmamış bütünselliğini ve aynı zamanda yöntemin de bir içerik olduğunu yansıtır. Doğru, oldukları gibi, düşsel bir takım maceraların içinden geçerek doğruyu daha da güçlü gösterirler hikâyeleriyle.
Karagöz ve Hacivat minyatür sanatının hikâyeleri ile geliştirilebilir. Örneğin eski el dokuması halılarda, kenarlarda sahne sahne gösterilir hikâyeler… 
Karagöz ve Hacivat profilden bakarlar. Bütün tiplemeler öyledir. Seyirciye, izleyene kapalıdır aslında. Bize, seyirciye doğru bakan Karagöz Hacivat tasvirleri göremeyiz hiç. Hep birbirlerine bakarlar. Kendi hikâyelerinin içindedirler. Ama yine de oradan seyirciye söyledikleri sözler olur. Bu kapalı biçim içindeki açık biçim anları da yine canlılıklarını güçlendirir, minyatür sanatında olmayan perspektifi katar. Yine aynı şekilde yukardan oyuna katılan ustanın, hayalinin eli ile bu derinlik sağlanır… Yaşam alanı sanki minyatür sanatıymış gibi Karagöz Hacivat’tın. Bir minyatür yapbozu dünyasından kopup gelmiş gibiler… Perspektifi yine ışık sağlar… Onları ışıkla, müzikle, sesle bir ruhla donatansa hayali…

Bu profil bakışımsızlığı içinde Karagöz ve Hacivat’ın seyirci ile konuşması bir anda perdedeki hikâyenin kapalılığını da artırıyor. Tıpkı düşsel, fantastik olanın gerçeği güçlendirdiği gibi. Minyatür sanatında da bu bakışımsızlık ve tek boyutlu derinlik vardır. Doğu sanatlarındaki üçüncü boyut ışık ve gölge ile sağlanan ruhsallık… Perspektifin olmayışı, “hepi topu, içi dışı, her yönüyle, şimdi burada olan”ı güçlendiriyor. Karagöz’ün şeffaflığı sanki minyatür sanatına özgü dürüstlüğün billurlaşmış hali gibi… Perspektifin gizemini tüm doğu sanatlarında olduğu gibi basitliğin, yalınlığın gücüyle aşıyor. Japon haikularında olduğu gibi. Başo’dan bir örnek verecek olursak; “esirgemez kokusunu/dalını kırandan da/ erik çiçeği” 

Tamamen gerçeğin maddesel varlığının birebir aynısı olan resimler ne kadar mükemmel yapılmış olurlarsa olsunlar eksikliklerinin, fazlalık gelen maddesel varlıkları oluğunu hemen hissederiz. Karagöz Hacivat şiir gibidir; zariftir. Narindir. Tepeden tırnağa dantel gibi işlenmiştir. Işıkla canlanır. Güneşle uyanan ve yaşamaya başlayan bizler gibi. Onları ölümsüz kılan da bu ölümlülükleri, dayanıksızlıkları, muhtaç oluşlarıdır; açılan ışıkla canlanıp sönen ışıkla solmalarıdır. Ölümü ve yaşamı hissettirirler. Tıpkı bizim gibi yaşar kılar bu onları. Yaşayanla yaşarlar; dayanışmayı yüceltirler.

Cengiz Özek’in Çöp Canavarı ve Büyülü Ağaç oyunlarını 5. İzmir Mizah Festivali kapsamında seyrettik. Her ikisi de Karagöz oyunlarının düşsel öğelerle zenginleşmiş olduğu, muhteşem efektlerle şiirsel bir atmosfer oluşturulmuş güzel oyunlardı. Oyunların mesajları didaktik bir dille değil, eğlenceli bir kurguyla veriliyordu ve sözlerden çok görüntü, müzik ve efektlerden oluşan bu kurgusal harmoni çocukların da oyuna katılımlarıyla gördüğümüz şekilde büyüleyiciydi.  Hem yetişkinlerin hem de çocuk seyircilerin keyifle izledikleri oyunlar oldu. Yetişkinlerin ciddi soruları arasında “Karagözün adı neden Karagöz?” diye bir soru yükseldi çocuk parmakları arasından…  “Gözleri siyah olduğu için olabilir mi?” diye de düşünerek yanıtladı… Bir an en önemli konuya gelmişiz gibi hepimiz gülümsedik. Oyundan sonraki söyleşiden güzel bir andı.

Cengiz Özek’in sahnelediği Karagöz oyunlarında, öksürme, ağrı, inleme, gülme, esneme, uykuya dalış vb. bize bedensel özelliklerimizi, canlı yanlarımızı hatırlatan yaşamsal sesler dikkat çekiciydi. Kuklalara neredeyse bir ruh verircesine yerli yerinde, zarif kullanılmıştı. Birbirini duymama da bu canlandırmaya katkı sağlıyordu. Tüm dünyada İnternetin sanal hayat perdesinde, hepimizin birer gölge kuklaya dönüştüğü bugünlerde, bu yaşam sesleri sanki seyirciler olarak bizlerin de yaşayan yanımıza dikkat çekti; canlandırdı. Belki de bu gerçek hayatta yeniden canlanışımızın başlangıcı olacak. Salgın bitecek, interneti daha ölçülü kullanacağız ve de her iki oyunun da güzel mesajları gibi doğaya ve diğer canlılara daha saygılı olacağız…  

Işığın ve gölgenin sanatı fotoğrafın bu kadar çok günlük hayatımızda olduğu ve giderek sesli, müzikli gölgeli birer kukla fotoğrafa dönüştüğümüz bu zamanlarda Karagöz Hacivat’la bol bol canlanışlara daha çok ihtiyacımız olacak; çok yaşa sen Karagöz… 

Çocuk bakışı ışığı ile canlandıran güzel bir yıl dileğiyle…

Mutlu yıllar

 

Anahtar Kelimeler: çöp canavarı, büyülü ağaç, cengiz özek



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir