MAKALELER

Bursa Şehir Tiyatrosu "Süleyman ve Öbürsüler"

2025.04.15 00:00
| | |
9640

Paylaş:
Yeni bir söyleme biçimine ihtiyacımız var. Toplumsal değişimi kavramak önemli. Yüzyıl treninin yolcu aktarma istasyonu gibi tiyatro…

BURSA ŞEHİR TİYATROSU “SÜLEYMAN VE ÖBÜRSÜLER”

 
Yeni bir söyleme biçimine ihtiyacımız var. Toplumsal değişimi kavramak önemli. Yüzyıl treninin yolcu aktarma istasyonu gibi tiyatro… Durmadan akın akın çağlayan bir nehir gibi yeni insanlar geliyor…  Duyguyu ve düşünsel derinliği denge içinde sunabilmek önemli… Tiyatro bir yaşam sanatı. 

Günlerdir kafamda gezinip duran şu aşağıdaki paragraf, bugün geldi yerli yerine oturdu. Max Frisch’ten uyarlanmış Süleyman ve Öbürsüler oyununu izleyip, araçsallaşmış akıl üzerine düşününce… Oyunun ana teması olmasa da sezdirdiği bir konu, araçsallaşmış akıl… 

“Frankfurt Okulu’nun amacı, insanlığın gerçekten insani bir mertebeye varmak yerine neden yeni bir barbarlık içine gömülmekte olduğunu saptamaktı. Frankfurt Okulu, kapitalist bir sömürü sisteminde kurumsallaşan ve son çıkış yolunu Faşist Almanya’nın gaz odalarında bulan “araçsal aklın” olumsuz sonuçlarına verilen bir yanıttır.”
Belki de yerin yerinden oynadığı, salgın hastalıkların, savaşların insanları yok ettiği, yanı başımızdaki olaylar karşısında öylece kalakaldığımız ve iklim değişikliğinin doğayı kasıp kavurduğu, bitkilerin, hayvanların yok olduğu bu çağda çare, bizlere erdemli yaşamayı,  ölçüyü ve dengeyi öğreten tragedyalara yeniden bakmak… Çünkü kuşaklar arasındaki iletişimin, kültürel aktarımın, tüm yukarıda saydığım etkenler ve teknoloji yüzünden kesintiye uğradığı, okulun da mesleki bilgi ve beceri ile donatırken bir yaşam modeli oluşturmaya yetmediği günümüz yaşantısında aradığımız anlamı, insanı düşünsel derinliği ile en kapsamlı şekilde ele alan tragedyalarda bulabiliriz… Süleyman ve Öbürsüler,  oyununun da sezdirdiği gibi. 

“Yavaş yavaş evet dediğimiz, sesimizi çıkarmadığımız yangınların, bir gün gelip bizim evimizi de yakması… Bütün kötülüklerin nedenini kendimizde aramamız gerektiği; hatta ateşi kendimizin sunduğu evimizi yakacak olana…” Güçlü bir mesaj ancak belki de oyunda sosyal sınıflar arasındaki ayrımın güçlü bir şekilde görülmüyor oluşu oyunu zayıflatmış… Ya da sosyal sınıfları temsil edenlerin de aynı bezgin duygusunda oluşları… Belki de yönetmenin özellikli tercihidir, Toplumsal mesajın ön planda olduğu, açık biçimli oyunlarda bireysel farklılıklar pek aklımıza gelmez ama burada sanki hep seyirciyi bir hikâyenin kenarına getiren ama içeri almayan bir durum vardı… Belki de söz ve hareket komedisine odaklandığımız içindir… Böyle bir oyunda son ana kadar gerçekçi bir hikâye aramak… Belki problem burada… Sessiz seyircisiyle oynanan bir oyun… Eklektik hikâyeyi sadece sosyal felsefi derinliğinden uzaklaştırıp, sadece bir kundaklama hikâyesine dönüştüren şey, yönetmenin özellikli tercihi olsa da estetiğin de koşulları daha çok gözetilebilir miydi? Günümüz seyircisi için iki saatte anlatmak, tek sözle etki edebilecek şeyi, seyirciye o sessiz eylemsiz kitle mesajı vermek için olsa bile artık klasik… Her şeyin kopuk ve her şeyin mesaj oluşu yavaş yavaş etki eden bir mesaj olsa da günümüz seyircisi için yorucu. Biraz sanki her şey, teknikmiş gibi olduğu için oyun gereğinden fazla uzun geldi. Bir çizgi film karakteri olan Pikachu’nun, Marx ile aynı karede yan yana yer aldığı günümüz yaşamı tiyatroyu da daha yeni söyleme biçimlerine zorluyor.

Her şeye rağmen, komedisi yüksek, eğlenceli bir oyundu. Birbirine değmeyen kesimler, suç kavramı… Suç kavramı üzerine düşündüren bir oyundu. Suçun nasıl toplumun tüm bireylerince paylaşılması gereken bir şey olduğu üzerine… Suçlunun beslendiği koşulların düşünsel ve görsel anlatımı; tavan arasında kabloları, suçlu olarak Aydo’nun, suçun kaynağı olan kişinin yani Süleyman’ın kollarına dolayarak sarması güzel bir görsel imge idi. Genel olarak tüm oyunculuklar, özelikle de Şirzat ve Merve karakterleri sempatikti. Oyunun dekoru işlevsel, kostüm tasarımı güzeldi. Deliliği çağrıştıran pijamaların üstüne giyilen üniformalar anlamlıydı. Sahne yerleştirmesi, şarkılar ve müzik başarılıydı. İyi seyirler.

Anahtar Kelimeler: bursa şehir tiyatrosu, Süleyman ve Öbürsüler



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir