MAKALELER

Adolf - Bo Sahne

2014.12.24 00:00
| | |
4556

Paylaş:
İngiltere'nin çağdaş tiyatro yazarlarından Pip Utton'ın oyunu Adolf, Bo Sahne tarafından sergileniyor. Utton yalnızca bir oyun yazarı değil aynı zamanda bir tiyatro oyuncusu...

 

    
 

    İngiltere'nin çağdaş tiyatro yazarlarından Pip Utton'ın oyunu Adolf, Bo Sahne tarafından sergileniyor. Utton yalnızca bir oyun yazarı değil aynı zamanda bir tiyatro oyuncusu. Utton yazdığı bu oyunu daha önce kendisi de oynamış. Seyircinin gerçeklerle yüzleşmesi, görmek istemedikleriyle yüzleşmesi için bu oyunu yazdığını söylüyor. 

    Bo Sahne, tiyatroya bir gönül işi olarak bakan Levent Özdilek'in kurucularından biri olduğu alternatif bir oluşum. Özdilek, Adolf oyununun da yönetmenliğini üstleniyor.  Pip Utton'ın kaleminden çıkan oyun, Adolf Hitler'in "Kavgam" ve "Vasiyetname" kitaplarının bireşimiyle oluşturulmuş bir eser. II. Dünya Savaşı'nın "müsebbib"i, savaş yanlısı olmaktan öte savaş tutkunu Hitler'in Berlin'de bulunan şansölyeliğin altındaki sığınağında geçen son saatlerini anlatan oyun, tam bir performans oyunu olarak karşımıza çıkıyor. 

    Kendinden geçmiş bir şekilde Wagner dinlemekte olan Hitler, sığınakta sıkışmış bir durumda gösterilir. Üst katta son demlerini süren savaş Hitler'in ensesindedir artık. Son anlarını yaşadığını bilen Hitler, sebep oldukları nedeniyle hiçbir pişmanlık duymamaktadır. Hatta oyun metninin esin kaynağı olan Kavgam kitabında olduğu gibi yaptıklarını gerekçelendirir. Yahudilere uyguladığı işkenceler, oluşturmak istediği ari ırk adına yaptıkları, toplama kampları ve diğer uygulamalarını kendince haklı açılamalara bağlayarak anlatır. Gerçekten insanları etkileme gücü yüksektir Hitler'in. Bu  gücün farkında olan Hitler, biyografisinden anlaşıldığı üzere ölümsüzlük duygusunu da en uç noktada yaşamaktadır. Sığınağa delene dek savaşın kazanılması en zor muharebelerinde dahi kaybetme ihtimalini düşünmek istemez. Bu nedenle kendi ölümünü de karısı Eva Braun ile birlikte intihar ederek gerçekleştirir. Ölümü yine bir başkasının elinden olmamıştır. 

    Bütün bu bahsettiklerim bir monolog biçiminde tek perde ve yaklaşık doksan dakika süren oyunda Hitler'in aldığı ilaçlar nedeniyle kendisini savunması biçiminde sahnelenir. Bu kesinlikle kendisiyle hesaplaşma değildir. Esinlendiği Kavgam kitabı ve yazarın oyun metni ile birebir örtüşen psikolojik bir çözülmedir aslında. Hitler, sahnedeki aynada narsist yüzünü görür ve onunla konuşur. Onun megalomani hali ayna metaforuyla güçlü bir biçimde yansıtılır. Tiyatronun iki maskının görünümü gibi sürekli değişen ruh hali fiziksel olarak da sahneye taşınır. Hitler'i canlandıran Burak Sergen'in psikolojin değişimleri küçük bir jestle leitmotif olarak sürekli tekrarladığını görürüz. Savaş boyu yaşananları ve yaptıklarını "şerefli ve kahramanca bir mücadele" olarak görür, "mutlu bir yürekle ölüyorum" diyerek hayatını sonlandırır. Burak Sergen'in etkileyici performansına döndüğümüzde çok başarılı bir psikolojik çözümleme ile bunun yansıtılması karşımıza çıkıyor. Sergen, Hitler'den nefret edilmesi gerektiğini gerçekçi sunumu ve abartısız jest- mimikleriyle anlatıyor. Dramatik etkinin çok zor yakalandığı tek kişilik performanslarda hareket ögesinin gücünü de oldukça iyi kullanıyor. Oyunun bu noktada kazandığı başarı, -sahneleme bittikten, Hitler öldükten sonra-  yapılan didaktik sunumla gücünü azaltıyor. Böylesine zor takip edilen bir oyunu, özellikle de seyirciyi sorgulayıcı boyuta getirdikten sonra, seyircinin algı gücüne bırakmadan dramatiğin dışında bir anlatıcı haliyle bitirmek oyunun en büyük sorunu oluyor.

    Oyundaki eksik sayılmasa da kararsız kalınan noktalar biri de dramatik sunum sırasında karakterin seyirciyle etkileşimi arasında yaşanıyor. Hitler'in seyirciye hitaben yaptığı konuşmaların onlara söz hakkı verdiği durumlarda ortaya çıkan belirsiz tutum kafa karıştırıyor. Özellikle seyirciyle etkileşime girdiği "savaş- barış" ikileminde bu kararsız tavır çok belirgin hale geliyor.

     Klasik müzik özellikle de Wagner hayranı olan Hitler (Burak Sergen)in,  Josep Goebbels'in Nazi propaganda şarkısı olarak kullandığı halk türküsü Lili Marleen şarkısını söylemesi de oldukça manidar. Oyunun ses efekti olarak kullanılan bombardıman sesleri ve savaş sireni sığınaktaki Hitler'i sarsan bir öge olarak kullanılmış ve psikolojik durumun gösterimini güçlendiriyor.

    Oyunun genel ışığının oluşturduğu atmosferin yanı sıra oyun sonunda karakterin seyirciler arasına girmesiyle verilen spot ışığı hareket algısını da hızlandırıyor.

    Oyunda kullanılan az sayıdaki dekor işlevselliğinin yanında simgesel anlamlar da taşıyor. Daha önce bahsettiğimiz ayna metaforu, oyunun psikolojik boyutunu güçlendiren ögelerden. Hitler'in "kahverengi gömlekliler" vurgusu da üzerine giydiren askeri üniformayla oldukça yerinde kullanılmış. Oyundaki diğer dekor parçaları da bir sandalye, bir masa ve Hitler'in oyun içinde sarıldığı Nazi Almanyasının yere uzanan gamalı haç bayrağı.

    Bütünsel olarak bakıldığında oyun metninin sahneye taşınmasında bazı aksamalar olsa da tutarlılık görünüyor. Özellikle dekor ve kostümlerle, verilmek istenen psikolojik durum güçleniyor ve en önemlisi oyun boyunca çok etkili bir bireysel oyunculuk performansı sahneleniyor. Burak Sergen'e ayakta alkışlar...

Künye:

Oynayan:Burak Sergen
Yazan: Pip Utton
Rejisör: Levent Özdilek 
Çeviren: Sinan Gürtunca
Dekor: Bizoyuncular
Kostüm: Hatice Kübra Erişir
Işık Tasarım: Akın Yılmaz
Afiş Tasarım: Berkcan Okar
Fotoğraflar: Mehmet Turgut

Anahtar Kelimeler: adolf, bo sahne



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir