MAKALELER

Adanada Olmak Ya Da Olmamak

2021.11.06 00:00
| | |
1654

"Adana’da Olmak Ya da Olmamak" sloganıyla bu yıl 6. Düzenlenen Adana Şehir Tiyatroları Festivali, 18 Ekim -1 Kasım tarihlerinde gerçekleşti.

“Adana’da Olmak Ya da Olmamak” sloganıyla bu yıl 6. Düzenlenen Adana Şehir Tiyatroları Festivali, 18 Ekim -1 Kasım tarihlerinde gerçekleşti.  Adana’yı çok merak eden biri olarak ve Adana Şehir Tiyatrosu’nun Köprüden Önce Son Çıkış adlı oyununu seyretmek üzere Adana’da olmayı tercih edenlerdendim.  Başta Adana Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal Daire Başkanı ve Şehir Tiyatroları Müdürü Mahmut Göğebakan,  Okul arkadaşlarım Festival Koordinatörü, Dramaturg Seyfettin Süha Erol ve yine Şehir Tiyatrosu dramaturglarından Kurtuluş Bilgilioğul  bizi o kadar güzel ağırladı ki hem gastronomi cenneti Adana  lezzetlerini  tatma imkanı bulduk hem de festival sayesinde tiyatroya gönül vermiş çok değerli insanlarla tanıştık. Adana Şehir Tiyatroları’nın birbirinden yetenekli oyuncularıyla birlikte tüm festival  ekibinin kusursuz organizasyonu sayesinde kendimizi evimizde gibi hissettik.  Öncelikle festivalde emeği geçen herkesi kutluyorum. Türkiye’de ilk ve tek şehir tiyatroları buluşmasını gerçekleştiren Adana Şehir Tiyatrosu’na, Kıbrıs dâhil Türkiye’nin en iyi şehir tiyatrolarının gösterdiği ilgi, 6. Yılını tamamlayan festivalin bir başarısıdır. Salgına rağmen her oyunda salonu tıklım tıklım dolduran seyircinin tiyatroya olan özlemini ve sevgisini hissedebildiğimiz festival boyunca, yeni yazarlara ve yönetmenlere imkan tanıyan Adana Şehir Tiyatrosu’nun  kültür sanat açısından önemli bir sorumluluğu üslendiğini görebiliyorsunuz.  İşte Festivalde yer alan Adana Şehir Tiyatrosu’nun salgından hemen önce sahneye koyduğu “Köprüden Önce Son Çıkış” oyunu da, tiyatroya yeni bir soluk, yeni bir heyecan katmak istediğinin bir ispatı.

KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ
Oyunun Künyesi
Yazan ve Yöneten: Onur Erbilen
Yönetmen Yardımcısı: İlter Şen
Dramaturg: Kurtuluş Bilgilioğul
Koreograf: Dicle Doğan
Kostüm Uygulama: Hülya Sağlık
Işık Tasarım: Cahit Kuşdemir
Sahne Amiri: Çağla Yeleç
Oyuncular: Başar Uğur, ilter Şen, Olca Hayal Çetin, Tufan Naharcı

   

Yazarlığını ve yönetmenliğini Onur Erbilen’in yaptığı oyun; dünyada birbirini tanımayan ve öldükten sonra, cennet ya da cehenneme gitmeden önce, arafta ya da bilinmedik bir yerde karşılaşan üç gencin hikâyesini ele alıyor. Öldüklerini ve başka âlemde olduklarını idrak eden ikisi erkek biri kadın bu insanlar,  içlerinde sevaplarının ve günahlarının olduğu bavulları yanlarında, sorgulanacakları günü beklerken Nekir Meleği tarafından karşılanıyorlar. Melek üçünün de ölmeden önceki hayatlarını sorgulamaları için onlara vakit tanır ve sırat köprüsünden geçebilirlerse dünyaya geri gönderilme şansları olduğunu söyler. Bu arada dünyada haksız kazanç elde etmiş, usulsüz işler yapmış iki erkek dünyaya dönmek için düzenbazlıklarını orada da sürdürmeye kalkışırken, iyi eğitimli olmasına rağmen iş bulamamış, başkaları tarafından ezilmiş, hakkıyla bir yerlere gelememiş olan kadın, öldüğüne ve dünyadan kurtulduğuna memnundur. Yaşadıkları hayatı ve ölüm nedenlerini taklit ve canlandırmalarla anlatan bu üç genç, oyunun sonunda Nekir meleği tarafından onlara gösterilen dünyanın son halini görünce dünyaya dönmekten vaz geçerler. 

Bu kurgu üzerinden yazarın dolayısıyla yönetmenin sistemi eleştirel bakış açısının içinde; liyakat sorgulaması, kolay yoldan para kazanma, emek hırsızlığı, çalışanın hakkını yeme, insan sömürme ve düzene ayak uydurma gibi hepimizin çoğu zaman dert yandığı konu örgüsü var

 

Her devirde geçerliliğini koruyan bu konular, ölüm gibi hep merak edilen, dogmatikler üzerinden verilmeye çalışılınca, seyirci olarak da ister istemez hem kendimizi sorgulamaya hem de öteki dünya için fikir yürütmeye yönlendiriliyoruz. Bu açıdan değerlendirdiğimizde oyunun uzun yıllar sonra da geçerliliğini koruyacak olduğunu söyleyebiliriz Yazarın ve yönetmenin aynı kişi olmasının önemini de, teks ile kurgu ilişkisinin ne kadar sağlam olduğundan ve reji ile dramaturji uyumundan anlayabiliriz.  

Oyunun dekoru, sadece yukardan asılı bavullardan ibaret olup, boş bir sahne olarak tasarlanmış.  Oyuncuya yardımcı herhangi bir dekor, aksesuar olmadığı için taklitler, önceki yaşamlarını anlatırken yaptıkları canlandırmalar, komedi unsurlarını yaratırken, oyuncunun performansının öne çıkmasını  ve sahnedeki devinimi sağlamakta. .  Başından sonuna kadar sahnede hep hareket halinde olan oyuncular zaman zaman danslarıyla da bu devinime katkıda bulunuyor. 

Geleneksel Türk Tiyatrosunun orta oyunu, meddah, gölge oyunu gibi öğelerinden faydalanan yönetmen,  ışıkla mekân ve zaman ayırımını yapmak istese de, sahnenin imkânsızlarından olsa gerek, maalesef o etkiyi bize veremiyor. Ne ışıklar, ne kostüm, oyuncular kendi ağızlarından söyleyene kadar orasının öteki dünya olduğuna dair bir düşünce oluşturmuyor. Biraz önce de söylediğim gibi muhtemelen salonun ışıklarının yetersizliği,  oyundaki gerçek üstücülük içindeki gerçekçiliği doğuramıyor.  Dünyaya açılan pencerede ışıkla yapılacak bir yanılsama veya bir sine vizyonla seyirciye yansıtılan dünyanın vahim görüntüleri tüylerimizi diken diken yapabilirdi. Eminim oyun, çok daha profesyonel sahnede oynanabilseydi şu an farklı bir eleştiri yapıyor olurduk. 

Oyuncular; Başar Uğur, İlter Şen, Olca Hayal Çetin ve Tufan Naharcı birbirinden enerjik,  bedenlerini ve seslerini çok iyi kullanan, yetenekli arkadaşlar.  Ancak sahnede hayranlıkla seyrettiğim, ön plana çıkan bir oyuncu vardı ki, o da İlter Şen.  Taklitleri, sahnedeki hızı, çevikliği ve arkadaşları arasındaki oyun pası ile seyirci tarafından sık sık alkışlanarak takdir ediliyor.  Sahneye ara sıra scooter ile giren meleğin ise daha çok yaramaz bir çocuk imajı çizmesi, yönetmenin meleği sevimlileştirme çabası olabileceği gibi öteki dünya hakkında yazılan, söylenen birçok fikre karşın,  kendi hayal dünyasının bir yansıması da olabilir. 
Özetle olaylardan çok, söze dayalı bir oyun teksinin sahneye uygulanmasının daha zor olduğunu düşünürsek, Onur Erbilen, oyunun yazarı olma avantajını kullanarak mizansenlerin sözlerle uyumunu bir Hacivat Karagöz oyununda olduğu gibi dengeli vererek, seyirciyi sahneye kilitlemeyi başarmış. Adana Şehir Tiyatroları oyuncularının başarılı performansıyla taçlandırılan Köprüden Önce Son Çıkış, ölümden sonraki yaşama dair merakı olanlar için düşündürücü ve aynı zamanda eğlenceli bir oyun olduğunu söyleyerek, emeği geçen herkesi kutluyorum. 

Zeynep BAYRAKTUTAN
bayraktutanzeynep@gmail.com

Anahtar Kelimeler: köprüden önce son çıkış, adana şehir tiyatroları, adana Şehir Tiyatroları festivali



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir