MAKALELER

Kadın Oyunları Festivali Ardından

2022.03.08 00:00
| | |
8897

Türkiye’nin ilk ve tek kadın temalı Tiyatro Festivali’nin Bandırma’da çok kalabalık bir seyirci kitlesi vardı.
Türkiye’nin ilk ve tek kadın temalı Tiyatro Festivali’nin Bandırma’da çok kalabalık bir seyirci kitlesi vardı.  Beş gün boyunca ücretsiz oynanan oyunlara davetiye kalmayınca, koridorlar bile seyircilerle doldu.   Normalde beş oyunu üst üste seyretmek isteseydik ekonomik olarak hele şu zamanda bizi bir hayli zorlardı. Ancak Bandırma Belediyesi sanata verdiği daha doğrusu halkına verdiği değeri göstererek, bu yıl dört kentte gerçekleşen festivale dâhil olarak Mart ayının hemen hemen yarısını kadın temalı etkinliklerle doldurdu. 
Benim için harika bir fırsattı hep merak ettiğim ama İstanbul’da bir türlü fırsat bulup da gidemediğim oyunların üçünü seyredebildim. 
 
1 Mart’ta  ‘ 45 Saniye’; Duygu Selin ve Melda Narin Güler’le oyunculuğu paylaşan Aybike Turan’ın, aynı zamanda yazıp yönettiği oyunda, hemen hemen her kadının iş yerinde karşılaşabileceği taciz karşısında, susup susmama arasındaki iç hesaplaşmasını, harekete geçip geçmeme konusundaki kararsızlığını anlatıyor. 45 saniyede dünyada çok önemli olaylar yaşanırken, birçoğumuz eyleme geçmek için hala cesaret edemiyoruz. Hemen hemen çalışan her kadının başına gelmiş, sözlü taciz karşısında aklından geçenleri sahnede bu üç kadından dinlediğimiz oyun, 45 dakika sürdü. Oyun boyunca sandalyede oturarak, sadece sözlü performansa dayanan ‘45 Saniye’ kadınlara ayna tutmayı başardı. 
 
 
3 Mart ‘ Sıfır Noktasındaki Kadın; Mısırlı feminist yazar Nevval El Seddavi’nin Mahkûm bir kadın olan Firdevs’in hayat hikâyesini yazdığı kitabından uyarlayan İpek Daştan, oyunculuğuyla da beni en çok etkileyen oyunlar arasındaydı.  Kostümün ve dekorun sadeliği, uyumu ve işlevselliği tek kişilik bir oyun için ideal düşünülmüş. İpek Daştan’ın doğal oyunculuğu, karakterine uygun diyalektiği, lirik bir dans gösterisi gibi sergilediği bedensel kıvraklığı kendisine hayran bıraktırdı. Yapabileceğim tek olumsuz eleştiri oyunun 90 dakika oluşu. Her ne kadar güzel ve seyredilir bir oyun olursa olsun, 45 dakikadan sonra seyircinin ilgisi dağılıyor. Finalin daha çarpıcı ve sürprizli bitmesini beklerken, uzadıkça uzaması ve tekrara düşmesi bence bu kaliteli performansa gölge düşürmüş.
 
4 Mart ‘Acı Kaybımız’ Ödüllü yazar Yunus Emre Gümüş tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini Can Ali Çalışandemir’in yönettiği, Lale Mansur ve Gizem Aldemir’in oynadığı oyun; Birbirinden farklı iki yaşam tarzı olan kadının erkek tarafından yaşadığı baskı ve şiddet  karşısında benzeşen hayatlarını konu alıyor. Ne yazık ki babamın aniden hastalanması nedeniyle bu oyunu seyredemedim. 
 
5 Mart ‘Yaralarım Aşktandır’ İran Edebiyatının isyankâr şairi Furuğ Ferruhzad’ın şiiri Yaralarım Aştandır şiirinden yola çıkarak, Şebnem İşigüzel’in yazdığı, Berfin Zenderlioğlu’nun yönettiği oyunun tek kişilik performansı Nazan Kesal’e ait.  Bir kadın işbirliğiyle yine çok güçlü bir kadın Furuğ’un verdiği enerjiyle ortaya çıkan bu oyun; Bir gasil hanede bekletilen kadının yaşam ve ölüm arasındaki yüzleşmesini anlatıyor. Aslında en çok seyretmek istediğim oyun da buydu, çünkü bir oyun yazarı olarak şiirlerden bir metin oluşturmanın çok da kolay olmayacağını biliyorum.  Oyun hakkındaki eleştiriler, yazarıyla, yönetmeniyle ve oyuncusuyla tam not alan bir iş olduğunu anlatıyorsa bize de bu oyunu mutlaka seyretmek düşer. 
 
6 Mart Hayal Satıcısı; Zehra İpşiroğlu’nun yazdığı, Berfin Zenderlioğlu’nun yönettiği ve Berna Laçin’in oynadığı oyun festivalin finaline yakışır bir oyun oldu. Renkli mi renkli, görsel olarak şık aksesuar ve çeşitli dekorlarla dolu sahne, bizim sinemadan bozma Barış Manço Kültür Merkezi’nden çıkıp, gerçek bir tiyatrodayız hissini verdi. Son yıllarda, hele pandemide az kişilik ve sade oyunlardan sonra Hayal Satıcısı, Berna Laçin’in canlandırmalarıyla sanki çok kişilik ve klasik sahne tasarımlı bir oyun seyretme keyfini yaşattı bana. Günün stresi ve yorgunluğuyla bazı ağır seyreden oyunların beni uyuttuğunu inkâr edemeyeceğim. Ama dediğim gibi bu oyunun daha dekorunu görür görmez içime dolan enerji, Berna Laçin’in sahneye fırlayıp dağıttığı gülücüklerle hepimizin içini birden bire kıpır kıpır yaptı. Canlandırdığı Fal Kahvesi sahibi Serpil’in seyirciyle diyaloğundan hareketle kötü enerjileri yok etmek için yaktığı tütsünün gerçekten işe yaradığını düşünüyorum. Birkaç çocuğun da aralarında olduğu seyirciler oyunun başından sonuna kadar kahkahalara boğuldu. Aslında oyun Fal Kahvesini açıp Serpil kimliğiyle geçimini faldan sağlayan, insanlara hayal satan bir kadına dönüşmeden önce,  koca baskısı ve dayağı görmüş, ezilmiş itilmiş, annesi babası tarafından öldürülmüş hüzünlü bir hayatı olan Kadife’nin Serpile nasıl geçiş yaptığını anlatıyor. Kadife’nin yaşadığı acıları paylaştığı sahneler her ne kadar hüzünlü verilmeye çalışılsa da oyunun genelindeki pozitif enerji ve Berna Laçin’in esprili dili yüzünden bir türlü o hüzünlü havaya giremedik. Zaman zaman Serpil’in seyircilere takılıp, güncel politik konulara üstü kapalı göndermeler yapması herkesin içini boşaltmasını sağladı. Aslında bir kadının para kazanmasıyla birlikte güçlenip kocasını alt etmeyi başarmasını kurgu alan oyun, aynı zamanda birçok konuyu da işliyor. Özellikle fal bakmaktan yola çıkarak kişisel gelişim adı altında bizlere sunulan safsatalara da gönderme yaparak komedi unsurları çok güzel kullanılmış. Yaşadığımız ekonomik, politik sıkıntılar üzerine Zehra İpşiroğlu gibi üstat bir yazarın oyunu Berfin Zenderlioğlu’nun rejisiyle ve Berna Laçin’in sahnedeki bitip tükenmeyen yüz dakikalık enerjisi bize ilaç gibi geldi. 
 
Festivaldeki  oyunlarda emeği geçen tüm çalışanların ve sizlerin  8 Mart Dünya kadınlar Günü nü kutluyorum. Ve son olarak tüm bu oyunların aslında anlattığı tek bir ortak mesaja dikkat çektiğini düşünerek, hangi coğrafyada olursa olsun, hangi yüzyılda yaşamışsa yaşasın kadın her yerde kadındır…Bütün oyunlarda kendimizden bir parça bulduk, bazen annemizle bazen kız kardeşlerimizle bazen de komşumuzla özdeşleştirdik…Umuyorum dünyanın genelinde hala çoğunlukta olan  erkek egemen bir toplumun yerini,  ellerini çocuklardan, kadınlardan, hayvanlardan çekmiş eşitlikçi ruhlara sahip insanların alması. 
 
Bu festivali bizlerle buluşturup birkaç gün de olsa sanatla ruhlarımızı doyuran Bandırma Belediye Başkanı Tolga Tosun ve Kültür-Sanat etkinlikleri konusunda emeği çok olan Meclis Üyesi Sevgili Nüvit Erten ağabeyimize, Kültür Müdürü Funda Öztemel ve ekibine emekleri için teşekkür ediyorum. En kısa zamanda salonlara sığmayan Bandırmalı tiyatro severin hak ettiği bir tiyatro salonuna kavuşmasını canı gönülden diliyorum. Tiyatronun gülen ve ağlayan yüzünden eksik kalmayın. Hoşça kalın…

Anahtar Kelimeler: kadın oyunları festivali, bandırma



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir