Bu genç yeteneklerden biri de Eşref Varol. Kendisini "Gece Kraliçesi" nde büyük bir zevkle izledim.. Rüçhan Çalışkur faktörü ise genç yetenek arkadaşlar için iyi bir motivasyon olmuş. Dolayısı ile Varol' un oynadığı karekter oldukça önemli ve olağanüstü bir performans. Aslın da tam da bıçak sırtı bir iş. Eşref Varol'un sahneye ilk giriş anı ve özellikle final kısmın daki performansı dikkat çekerken, oldukça başarılı ve hayran bırakan tarzda..
Eşref Varol 11 Aralık 2002 İzmir Seferihisar'da doğdu. Babası esnaf, annesi ise özel bir dershanede memur ve bir ablası var.
Tiyatro ile ilkkez sekiz yaşında Seferihisar Belediye kursu ile tanıştı. "Çocuk Belediyesi" Türkiye’de İlk kez kurulan bir oluşummuş. Bu oluşum için de arada bir kurslara gitmiş. Belediye yönetimi ise çocuklar ile ilgili alınacak ve yapılacak tüm kararları yine çocuklara sormuş. Gerçekten harika bir oluşum, "Çocuk Belediyesi" önceki dönem İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Tunç Soyer tarafından kurulmuş.
Lise son sınıfta konservatuara hazırlanarak İstanbul'a taşındı ve Beykent Üniversitesi oyunculuk bölümünü bitirdi.
"Gece Kraliçesini" izledikten sonra açıkçası bu genç yeteneği merak ettim. Duyduğum ve bana gelen tüm olumlu ve olumsuz eleştirileri dinledim. Yüzdelik olarak oldukça başarılı olduğu fısıltıları yayılmış ve tam not almış seyirciden.
Bende bu güzel fısıltıları değerlendirmek istedim ve başarılı performansı ile göz dolduran Eşref Varol ile başladık sohbete;
“Alamıyorsa aklın düşünme beni tatlım ”
* Merhaba Eşref, "Gece Kraliçesi" ni senden dinleyebilir miyiz ?
"Gece Kraliçesi" cinsiyetlerin ötesinde günümüzde herkesin kendisinden bir parça bulabileceği bir oyun. söz de özgür hayatlarımızda ki tüm tercihlerimizin bizi getirdiği son noktayı bize bir kesit olarak sunuyor.
* Bu projede yer almak, sende bir oyuncu olarak nasıl bir duygu yarattı ?
Şöyle diyebilirim yeni mezun bir oyuncu olarak yönetmenimin ve Rüçhan Çalışkur'un bana olan güveni kendime olan güvenimi getirdi. Ayrıca, malum günümüz piyasasında biz gençlere hala güvenen insanların olması yarına olan inancımı yeniledi.
* Bu rol mesleki hayatınızda size ne kazandırdı ?
Oyunculukta en büyük klişe laflardan birisidir aslında “başkası olmak” ama bu oyunda hayat verdiğim karakter de başkası olmak kavramını sonuna kadar hissettim daha yolun çok başındayım, evet kabul ediyorum, zor bir iş. Fakat Rüçhan Çalışkur gibi duayen bir sanatçının yanında oynarken Serdar Saatman'ın yönetmenliği ile yoğrulmak mesleki disiplinime katkısı kaçınılmaz. Bu sebeple kendimi çok şanslı hissediyorum.
* Oynadığın karekteri senden dinlemek isteriz.
"Gece Kraliçesi" karakterine tüm ötekiler diyebilirim. yaraları hiç bir sevgi ile sarılmamış, kulüpte seçilmiş kalabalık ailesinin yanında bile kendisini yapa yalnız hisseden saf sevgiyi, aşkı sadece kendi hayallerinde süslediği kadarıyla tanıyan birisi.
* Eşref, kafam karıştı " Gece Kraliçesi " Rüçhan Çalışkur değilmiydi ?
İşte asıl süpriz bu, bu sebeple seyirciler merak etsin ve oyunu izlemeye gelsinler.
* Peki, danslar, şovlar ve şarkılar oldukça renkli bir oyun. Zorlandın mı ? En zorlandığın anlar hangisiydi ?
Belkide üç dört oyunda deneyimleyebileceğim bir çok şeyi tek oyunda deneyimleme fırsatım oldu bu da bir çok zorluğu beraberinde getirdi, fakat oyunumuz matematik olarakta böyle tek bir eksik parçayla hiç bir şey yapamazsınız biz tüm zorlukları ekip olarak omuz omuza atlattık. Ama ilk provalarda fiziksel olarak en zorlandığım şey topuklu ayakkabılarla dans etmek oldu diyebilirim.
* Oyun oldukça katmanlı bir piyes. Ötekileştirme desem ?
Ötekileştirme artık yaşadığımız dünyanın her alanında mevcut herkes için bir diğer kişi öteki önü alınabilecek bir kavram değil ama en zoru insanın ailesi için bile öteki olmak.
Biz bu işte, en iyi bunu yaşayan insanları anladık, izleyen herkes de bunu anlıyor.
* Oyun da seni etkileyen cümleler ve sözler neler ? Bir kaç tane yazarımızın ?
Aslın da oyundaki Zümrüt Şahi'nin yazdığı muhteşem şarkılardan iki farklı sözü seviyorum.
“Alamıyorsa aklın düşünme beni tatlım ”
“Kurşun yarası gül olur sinemde”
* Senden hayat felsefen ve piyes ile ilgili iki ayrı cümle istiyorum...
Hayat felsefem, Karakterimin iç sesi de bence sürekli bunu söylüyor "Asla Vazgeçme"
Piyes ile ilgili "Tüm hayallerimi tiyatro ve oyunculuğum süslüyor hayallerimi, kimse benden çalamaz ve asla vazgeçmem."
* Provalar da veya oyun sonrası yaşadığın güzel ve gülümseten bir anın var mı ?
Bir üniversitenin Lgbt derneğinden gelen grubun bizimle oyun sonrası yaptığı söyleşide şöyle bir yorum almıştık. "Bizi hiç incitmeden bunu başardığınız için teşekkür ederiz", bu beni çok mutlu etmişti, çünkü bunun için çok uğraştık bir de oyundan sonra yaşımın küçüklüğüne şaşırılması her defasında yüzümü güldürüyor
* Rüçhan Çalışkur, desem ?
O bir duayen, Rüçhan Çalışkur yürüyen bir yetenek , disiplin ve saygı derim ama her şeyden öte gerçek bir abla ve yol gösterici. Herkese yetecek kocaman bir kalbi var. İyi ki yollarımızı kesişti ve bana dokundu minnettarım.
* Rüçhan Çalışkur ne düşünüyor bakalım senin hakkında !
Bence Eşref genç oyuncular içinde en yetenekli ve en çalışkanlarından biri. Ve rolü çıkarırken gösterdiği çaba beni hayrete düşürdü, hayranlık duyma mı sağladı. İlkkez genç bir oyuncuya bu kadar hayranlık duydum. Açıkcası yeteneğini göz ardı edemem, o başlı başına bir yetenek. Bunların yanı sıra insan olarak çok hoş ve gerçek bir insan. Bu sebeple ona inanılmaz bir saygım var. En ufak bir sorununda yada bana ihtiyacı olduğunda yanında olabileceğim bir insan. Onun çalışkanlığını, gayretini gördüğümde onun boynuna sarılmak ve sevmek istedim. Hani pamuklara sararsınya bazı çocukları. İşte böyle bir his duydum ona karşı.
* Serdar Saatman ile çalışmak nasıl bir duygu ?
Bizim oyunumuzda seçilmiş aile diye bir kavramımız var, yönetmenimiz Serdar Saatman da benim İstanbulda ki hayatımda onun karşılığıdır. İnanılmaz bir insan. Siz daha karekteri anlamadan sizin o karakterle çoktan kucaklaşmanızı sağlayan olağan üstü bir yönetmen. Hep söylüyorum her oyuncunun keşke onunla çalışma fırsatı olsa. Mesleki ki kariyerimde, en büyük iyikim.
* Piyesin yönetmeni Serdar Saatman, senin hakkında bakalım neler söylemiş..!
Kendisi son derece disiplinli ve uyumlu bir çalışma arkadaşı. Öncelikle, aldığı bir işi sonuna kadar götürüp başarıyla sonuca ulaştıran bir oyuncu.
Karakteri için didik didik bir çalışma araştırma yapan; derinlemesine karakterin bütün geçmişine bakan bir oyuncu.
Kendisi henüz mezun olan çok genç olmasına rağmen çok zorlu bir rolü gerçekten üstün bir performansla oynadı.
Ve oynamaya da devam ediyor ivmesinden de en ufak bir düşüş göstermedi tüm süreç boyunca.
* Peki ya usta çırak ilişkisi ? Bu konuda ne düşünüyorsun ? Konservatuvar eğitimi sonrası her oyuncu sahne için gerekli bilgi ve donanıma sahip midir ?
Usta çırak ilişkisi benim için gerçekten
"Tiyatro Oyun Kutusu" ( TOK )' u ifade ediyor. İstanbul'a ilk gelir gelmez tiyatroda asistanlık yapmaya başladım..
Serdar Saatman'ın yanında reji asistanlığı, tasarımcımız Oğuz Şahin'in yanında matkap kullanmaktan tutun dikiş yapmaya kadar bir çok şeyi öğrendim. Sahnenin tozu benim için bunların bütünü demek, ben hepsini TOK'da yuttum ve yutmaya da devam edeceğim. Okulda bu kadar şeyi aynı anda deneyimleme şansı yakalamamız imkansız. Yeni konservatuvar eğitimine başlamış öğrenci arkadaşlarıma hep bu tavsiyede bulunuyorum. Eğitimleri devam ederken, oyunculuk mesleğini tüm ince detaylarına kadar bir bütün olarak düşünüp , bir tiyatro ile aynı anda paralel geliştirmeler.
* Tiyatro'nun babası Muhsin Ertuğrul senin için ne ifade ediyor ?
Benim için ”Asla durma ve vazgeçme” eşittir Muhsin Ertuğrul diyebilirim. Bizim işimiz de ben oldum tamam diye bir şey yok. Yetmişine geldiğinde bile yeni bir karakterle tanışıp yeni bir yola çıkıyorsun öğrenmeye devam ediyorsun. Muhsin Ertuğrul'da yıllarca bilgi birikim ve çalışmalarını ülkeler arası kazanımlarına rağmen hiç durmamış. Bana her daim, öğrenci olduğumuzun hiç bir zaman bitmeyeceğini hatırlatıyor.
* Kendine sessizce ne fısıldardın ?
"Hiçbir şeyin umudunu keybettirmesine izin verme, doğru bildiklerinden vazgeçme." "Kimsenin değiştirmesine de izin verme, pes etme sadece kendine güven ileriye bak."
* Son olarak vermek istediğin bir mesaj ?
"Yaşamanın zaten bu kadar zor olduğu bir dünyada her şeye rağmen her şey de kendisine sevecek bir şeyler bulmalı insan."
0 Yorum