
" Beni hayatta ve ayakta tutan tek şey tiyatro"
Konusu, rejisi ve kalemi ile başarılı bir oyun olmasının yanı sıra Olcay Tanberken'in doğal ve naif oyunculuğu beni oldukça etkiledi. Kendisine Selena Demirli eşlik etmekte. Farklı bir reji ve bakış açısı kullanan yazar Zeynep Kaçar'ın kalemi Muharrem Uğurlu'nun rejisi ile çok farklı bir ütopya yaratmış.. Ancak oyun bir kaç sezondur oynamasına rağmen ben son bir kaç oyuna denk geldim. Çünkü Asmalı Sahne de oldukça oyun izledim.. Bu oyunu ıskalamanın üzüntüsünü yaşadım.

Konusu şöyle;
İzlanda'nın Başkenti
Sıradan bir çift, dünyaya çok benzer bir dünyada günlük hayatlarını yaşamaktadırlar. Bütün kurallar önceden bellidir. Zaman, evden çıkmayan kadın için çok yavaş, emekli olup eve dönmek istemeyen erkek için hızlı akar. Her şeyin farkına varmaları ve döngüyü kırmaları için ihtiyaçları olan şeyi yapmaları çok vakit almayacaktır.
Oyun sonrasında Olcay Tanberken ile kısa bir söyleşi yaptık;
-Olcay, İzlanda'nın Başkenti'nin sondan bir önceki oyunu hep beraber izledik bugün. İzlanda'nın Başkenti oyununu yapma fikri nasıl gelişti?
-Bundan yaklaşık 3 sezon önce, yani 2,5 sezon önce, yani 2022'nin 2. sezonunda ben bu oyunu buldum. Çok beğendim. Hemen yazarıyla Zeynep Kaçar'la iletişime geçtim. Sonra yönetmen arayışım aslında çok uzun sürmedi çünkü daha önce de beraber çalıştığım Muharrem Uğurlu ile görüştüm. O da çok heyecanlandı bu proje için. Biz aslında sahnede 1 oda 1 tiyatro çatısı altında bu oyunu sahnelemeye karar verdik ve bir buçuk ayda provalarımızı tamamladık ve hemen o sezona yetiştirdik.

-Farklı bir reji ve farklı bir konu. Aslında bir sistem eleştirisini çok farklı bir yöntemle sahneye koymuşsunuz. Zorlandınız mı?
Çünkü kendimi de geliştirmesi adına o karakterler, o roller benim için daha heyecan verici oluyor. Bu oyunda da aslında her iki karakter hem kadın hem erkek geçmişi ve geleceği olmayan birer prototip. Dolayısıyla karakter çıkarımları Normal başka oyunlara göre bir tık daha zordu. Bunlar çünkü halktan herhangi bir bizi temsil eden birer temsiliyet örnekleriydi, figürleriydi. Yani onların rejiyle beraber canlanması ve sahne üzerinde sistem eleştirisini farklı bir noktadan vermek rejinin tabi başarısıyla bizi de çok heyecanlandırdı ve biz çok keyifle oynadık ve oynuyoruz.

-Biz de izlerken çok keyif aldık ama 3 sezondur oynayan bir oyunun son bir kaç oyunu sanırım, önümüzdeki sezonlarda da devam etmesini umud ediyorum..
-Yani şöyle biz 3 sezon boyunca oynadık yaklaşık 70'e yakın sahneye çıktık. Yeni projelerimiz var. Tabi Telifli'de bir oyun olduğu için bundan sonra artık bu oyunu en zirvede yani bizim keyif aldığımızın en zirvesinde bırakıp yeni oyunlara artık seyirciyle buluşturmak istiyoruz.
-Peki oyuncu kadrosunu seçerken nelere dikkat ettiniz?
-Projeyi ben buldum ama diğer roller boştaydı tabii ki. Yönetmen Muharrem Uğurlu ile bir audition açmaya karar verdik ve bir audition açtık. Selena'yı öyle bulduk, Selena Demir'i. "Çünkü Ağladıım''ın oyuncusuydu ve çok başarılı buluyorduk. O seçildi. Daha sonra Eren yani çırak rolünde yine başka bir oyundaki bir arkadaşımızdı. Müziklerimizi yapan Ekrem Böncü de yine diğer çırağı oynamıştı. Sonradan onun yerini Burak aldı, Burak Vuraloğlu. Ve diğer teknik ekibi de yine bir oda bir tiyatro çatısı altında bir araya getirdiler.

-Peki seni bu oyunda zorlayan bir sahneler varmıydı? Provalar esnasında da çok zorlandınmı ?
- Oyunu zaman ile daha iyi anlayıp özümsedim, hani şu sahneler beni çok yordu ve zorladı dediğim sahneler olmadı. Yani çok yorucu bir proje olmadı bizim için çünkü biz provalar da da çok eğlendik, oynarken de çok keyifle oynadık. Sadece işte bebeğin kafasının bir koptuğu bir takım sahneler var. Oralarda oyun sırasında beklenmedik gelişmeler olabiliyor. Bir keresinde gözü fırlamıştı oyuncak bebeğin . Biz tabi gülmemek için kendimizi zor tuttuk, tabi çok ciddi oynamamız gerekiyor sahneler vardı. O kısımlar da içimizde zorluklar yaşadık ama onu seyirciye yansıtmamak için içimizde iç savaşlar verdik Selena'yla.
-Bir kez daha bu akşamda bir bebeğin kafası kopmama durumu oldu galiba?
-En son duvarlara çarptım. Orada hani kafasını yapıştırıyorum ve tekrar ölmemiş diyorum ama o aslında yuvarlanıyor kafası. Bu sefer yuvarlanmadı.

-Reji konusuna ve sahneye uyarlanma konusuna dikkat çekmek istiyorum. Zor bir iş yani bir sistem eleştirisi yöntem olarak da çok büyük bir risk almışsınız.
-Hem oyuncu olarak hem de yönetmen olarak özellikle bizi zorlayan aksesuarlar oldu. Çünkü bu sahnede nereden baksanız 50'ye yakın küçük küçük aksesuarlar var ve her birinin bir anlamı var. Şimdi yazar Zeynep Kaçar da bu oyunun üzerinde her aksesuara bir anlam yüklemiş. Hani yediğimiz şey bonibon ama aslında yemek. Biz yemek zannediyoruz ama aslında bonibon. Kazanıp verdiğim, kadına verdiğim para. Aslında para değil, mısır tanesi. Bu objelerden herhangi bir tanesi unutsak, oyun aksa. Bir hiciv de var aslında. Kesinlikle. Çünkü şunu söylüyor yazar, biz tabi bunları hep oyununa başlamadan önce konuştuk kendisiyle. Biz diyor insanoğlu, bardağa neden bardak diyoruz? Çünkü bize öyle öğretildiği için, biz ona bardak demeye inandırılmışız. Kravat yerine ben ne takıyorum burada? Tuvalet fırçası. Neden? Çünkü o kravat öyle olmak zorunda değil aslında. Yani kitap meselesi de öyle. Yani bu sistem anayasa kitabı gibi algılanabilir. Yani biz bize söylenen, inandırılan şeylere inanmak zorunda bırakılıyoruz diye genel bütün dünyayı ilgilendiren bir siste, eleştiririz. Aslında çok ciddi bir kalem. O yüzden diğer oyunlarını da ileriki sezonlarda belki tekrar değerlendirmek yapmak isteriz.

-Yazarın başka oyunları var mı bildiğiniz?
-Evet var "Medine" diye çok güzel bir oyunu var. Kadın oyunu. Şu anda oynayan oyunları da var.
-Şu anda oynadığın bu oyun dışında başka oyun var mı?
-Yeni projemiz var.
-Nedir ? Öğrenmemiz mümkün mü?
-Hazırlık aşamasında sürpriz olacak.
-Komedi, dram, trajedi?
-Aralarda küçük esprileri olan ama aslında bir aile trajedisi
-Yazarı kim ?
- Sürpriz olsun , görüşmeler devam ediyor bir kaçe haftaya paylaşmış oluruz.
-Yönetmeni ? Muharrem Uğurlumu?
- Farklı bir yönetmen , Muharrem Uğurlue ile programlar çakıştı. Önümüzdeki günlerde netleşir
-Peki Olcay oynamak istediğin bir karakter varmı ? Şu rolü çok isterdim dediğin bir karekter?
-Var tabiki, aslında kendi yazdığım karekteri oynamak isterim .Henüz o aşamada değilim. Ancak kendi yazdığım karekteri oynamak bana heyecan verecek .
-Peki son olarak ne söylemek istersin
" Buğulu bir cama ne yazardın "
- İyi ki tiyatro var. Tiyatroyu neden yapıyorume ve neden seviyorum? Çünkü o sahnede ben kendim olmuyorum. Kendim olmayı unuttuğum tek yer orası. Başka bir karekter oluyorum, o bir saatlik dünya benim için başka bir büyü ve bu dünya içindeki büyüyü çok seviyorum.
-Sahneyi çok seviyor ve vazgeçilmezim diyorsun?
- Kısaca " Beni hayatta ve ayakta tutan tek şey tiyatro" diyorum.
- Asmalı Sahne olarak sizlere başarılar diliyorum, yeni projelerinizi merak ile bekliyoruz. Aslında " İzlanda'nın Başkenti " keşke yeni sezonlarda devam etse.
- Belki bir kaç yıl ara verdikten sonra tekrar oynarız, kim bilir ?
Oyunun Künyesi:
YAZAR : ZEYNEP KAÇAR
YÖNETMEN : MUHARREM UĞURLU
YÖNETMEN YARDIMCISI : SERAP CAN
OYNAYANLAR :
SELENA DEMİRLİ
OLCAY TANBERKEN
EREN SÜLOĞLU
EKREM BÖNCÜ
PRODÜKSİYON : ASMALI SAHNE & 1ODA1TİYATRO
MÜZİK : EKREM BÖNCÜ
SES-IŞIK : EZGİ ÇATALKAYA
FOTOĞRAF : VOLKAN ERKAN
Anahtar Kelimeler: izlanda nın başkenti
0 Yorum