MAKALELER

Ve Bir İngiliz Akşamında

2024.05.31 00:00
| | |
2301

Oyun Atölyesinin yapımcılığını üstlendiği, Eugene Ionesco'nun 1950 yılında yazdığı, Hasan Anamur'un dilimize kazandırdığı...

Oyun Atölyesi'nin yapımcılığını üstlendiği, Eugène Ionesco'nun 1950 yılında yazdığı, Hasan Anamur'un dilimize kazandırdığı " Kel Diva "( "La Cantatrice Chauve ") adlı oyunu, Muharrem Özcan yönetmiş.

Söze, ' Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer ' diye başlamak geliyor içimden...

Tiyatro Stüdyosu dönemi mesela.Kaç yıl geçmiş aradan, otuz mu, belki daha bile çok.

" Aldatma "da Emma ve Jerry, " Kan Kardeşler " de Bayan Johnstone ve Anlatıcı, izlediğimde neredeyse tüm zamanlarımı altüst ettiğini, itiraf etmem gereken, " Histeri " adlı oyunda Jessica ve Sigmund Freud ", " Balkon " da İrma ve Polis Şefi.

Oyun Atölyesi'nde " Dolu Düşün Boş Konuş " da Donna ve Frank, " Ayrılış "ın Sarah ve Joe'su...gibi unutulmaz yorumlar.

Ve bir İngiliz akşamında.Uzun bir İngiliz sessizliğinde, İngiliz koltuklardan birine oturdum az önce.

Bayan Smith ( Zuhal Olcay ) ve Bay Smith'in( Haluk Bilginer ) konuklarıydım.Az sonra Bayan Martin ve Bay Martin ( Özlem Zeynep Dinsel, Yiğit Özşener ) de katıldılar aramıza.

Hizmetçinin (Gözde Kırgız) ikram edeceğini sandığım Rumen yoğurdunu, boş yere beklerden, İtfaiye Şefi ( Kıvanç Kılınç ) belirdi kapıda.

Doğru, " İnsan pencereden hayata bakmayı bilmeli"ydi.İyi de pencere neredeydi ? Ne saçmalıyordum ben...sahi, bu içine girdiğim inanılması güç dünyada neler olup bitiyordu ?

Zaman ( durmadan geri mi gidiyor, yerinde mi duruyor, ileriye doğru mu koşuyor belli değil gibiydi. ) bir akşamın son, bir gecenin ilk saatlerindeydik.Dışarıda bir kış ayazı.

Bayan Smith ve Bay Smith'in karşında tüm barikatlarım yıkılmıştı, farkındaydım. Kelimenin tam anlamıyla bir soyutlama ve absürdizmin içindeydim artık.Hay, yaşı yere sayılasıca Eugène Ionesco...

Kafam iyice karışmıştı.Bobby Watson dört sene önce ölmemiş miydi ? Peki karısı kiminle evlenecekti ? Elizabeth ve Donald Martin çifti, Alice adlı bir gözü beyaz, diğer gözü kırmızı kızlarıyla Bromfield Caddesi,19 numaralı evde yaşıyorlardı, öyle değil mi ?

Tam bunları düşünürken, kapı zili çaldı üst üste.İtfaiye Şefi geldi.Ve anlamsız, hikayeler anlatmaya başladı.Kimse kimseyi dinlemiyordu, epeydir.Sıradan sözcükler havada uçuşuyordu.

Öncelikle belirtmeliyim ki, " Kel Diva " da, başta Zuhal Olcay, Haluk Bilginer olmak üzere, sahneyi ışığa boğan, tüm oyuncuların başarılı, dört dörtlük, ritm duygusu yüksek, üst düzey, harikulade yorumları, her türlü övgüyü fazlasıyla hak ediyor.

Sezonun en çarpıcı, tiyatro hadiselerinden biri olarak da tanımlayabileceğim " Kel Diva ", önemli bir absürt tiyatro örneği olmasının yanısıra, sahneden izleyiciye geçen enerjisi, soluk kesen temposu, ustalıklı rejisi, etkili anlatımı, ilginç teksti, mükemmel üstü oyunculuklarıyla, belleklerden silinmeyecek bir başyapıt.Bu eserin bir diğer özelliği de, hiç şüphesiz, Zuhal Olcay/ Haluk Bilginer'i aynı sahnede görmek isteyenlerin beklentilerine yanıt veriyor olması.Aklımda doğru kaldıysa, iki oyuncu en son 2000-2001 sezonunda Tom Kempinski'nin yazdığı, Işıl Kasapoğlu'nun yönettiği " Ayrılış " adlı oyunda birlikte oynamışlardı.

" Zuhal Olcay'a gelince : Sanki oyunculuk için yaratılmış farklı yüzü; kimyası, ruhu, kısacası ' gömleği'yle oyuncu Zuhal Olcay, bu kere de gövdesini tamamen duygularının hizmetinde tutmakta.Hiç kuşkum yok, bu da bir yetenek meselesi.(...)Bilinç üstü görünmez duyguyu, fiziksel donanımıyla seyircisine mükemmel iletiyor.Sözcüklerin ve jestleri yapmayacaklarını, yapamayacaklarını gene yapıyor, başarıyor."(*)

" Haluk Bilginer sahnede göründüğü an bu kere de devleşiyor.Her repliğinde, her şarkısında dramatik konumun uyandırdığı ruhsal durumu sanki eliyle koymuş(!) gibi yakalıyor.Duygulanımlarını soğukkanlılıkla üretiyor.Coşkularını yönetiyor, derliyor topluyor seyircisine okutuyor, seyircisini coşturuyor.Haluk Bilginer sahnede gene yüceliyor." (**)

Bayan Smith, Bay Smith ve diğerleri herkes bir yerlerdeydi.Bir kapının zilinde, bir jartiyerin lastiğinde, Alice'in kırmızı gözüne düşen ışıkta vardılar...peki ya, beyaz gözün içinde menevişlenen gölgeler ?

Gökyüzü yıldız doluydu.Geriye kalan yorgun sessizliklerdi sadece.Kel Diva mı, belki de bir şeyleri alıp götürmüştü çoktan.Yılkıya bırakılmış hissettim kendimi.

Derim ki, " Kel Diva " yı, hiç vakit kaybetmeden izleyin.

Oyunun Künyesi :

Dekor-Işık
Tasarımı : Kerem Çetinel

Kostüm Tasarımı : Makbule Mercan

Müzik : Tolga Çebi

Hareket Düzeni : Utku Demirkaya

Yönetmen asistanı : Mithat Ozan Küren
Video Tasarımı :  Afterwork - Vardal Caniş

Oyun Fotoğrafları : Ayşegül Karacan

(*, ** ) Akmen Ü.: " Yüzde 100 Tiyatro ".Mitos-Boyut Yay., 2010

Anahtar Kelimeler: kel diva, Oyun Atölyesi, zühal olcay, haluk bilginer



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir