
Anlatan Hakan Altıner, Yazan Pınar Çekirge olarak, "Hayal Bilgisi"nin (Ange Yayınları, 2025) hemen sonrasında bu ikinci kitap çalışmamız. Aslında arada tüm korkularıma, itirazlarıma rağmen, Hakan Altıner'in her defasında "Yaparsın Caniko" yönlendirmesiyle yazdığım "Bu Işıltılı Hayali Ben Seçtim" ve "Aynanın İki Yüzü" adlı iki piyes de var...
Öncelikle belirteyim, Hakan Altıner ile anlatan ve yazan, öğretmen ve öğrenci olarak adımlarımızın buluştuğu gün-den bugüne hep birlikte yürüdük, daha doğrusu ben her defasında ona yetişmeye, tökezlememeye çalıştım. Türk tiyatrosunun son 56 yılına tanıklık eden, hayatı boyunca tüm o repliklere, tiradlara ses ve yankı olmayı seçmiş, gerçeğin son derece sert, gergin, tekinsiz yüzlerine aldırmamış, merak etmeyi, soran, sorgulayan direnci sevmiş, kıyıda oturup laf üretmemiş, slogancı bir dil ve anlatıya sığınmamış, başka hikayelerin yanlışı olmamış bir insan vardı karşımda. Kendini sürekli yenileyen, her döneme dair söylenecek sözleri olan...Sahnede de, kuliste de, güncel hayatta da sözünü sağlam söyleyen, ne söylediğini bilen bir sanatçı. Yoksa rüzgarlı bir ağaç mı desem?
Hakan Altıner, bizlerin (onu tanıyan, onunla çalışmış herkesin de) dilinde saygı, sevgiyle karışık anlamıyla 'Hakan Hoca' olmaktan öte, bir yol göstericidir de. Çünkü safkan tiyatrocudur, iletişim ve toplumbilim uzmanıdır, filozoftur, çok önemli bir entelektüeldir. İsminin başına sanat ve insanlıkla ilintili hangi sıfatı koyarsak koyalım, "Kesinlikle, o değildir" diyemiyeceğimiz bir kimliktir. (Hayır, abartmıyorum. Yakından tanıdım, biliyorum.) Dahası bir dönemin, bir çevrenin hep dik durmuş, yalpalamamış, tavrını, duruşunu hiçbir koşulda değiştirmeden aynı noktada, hep tiyatro sanatının içinde olmayı başarmış bir insanıdır.
Gün olmuş hayatın orta yerinde hem de etrafı çok kalabalıkken hem de bir oyunun prömiyerine günler kalmışken, Yahuda'ların ihanetine uğramıştır. Varsın olsun!

Bir İtiraf...
"Hayal Bilgisi"ni hazırlarken Ay'ın aydınlık yüzünde dolaştık, billur kalpli, iyi insanlardan, iyi olaylardan bahsettik sadece. Oysa zifirden kara, zehirden acı, tekinsiz karanlıklar, o karanlıkta büyüyen seslerle de, yaralı ete bolca tuz serpen insanlarla, kabuk tutmayan yaralarla da yüzleşmişti Hakan Altıner.
Bir yolsuzluk iddiası...
Suna Pekuysal'ın 'Yüz numara Mütevellisi Şerif Abla'ya dair vasiyeti...
Gazanfer Özcan 'dan güllaç tarifi...
Nedret Güvenç ve Haldun Dormen imzalı iki mektup....
Sahiden de ilk ve son sözler hep can yakan, can alan İago'ların mı olacak ?
Metin Akpınar " Iıh " derse...
Eva ile 39 saniye...
O gece Kral Dairesi'nde neler mi yaşandı ?
İonesco'nun gergedana, Kafka'nın böceğine, nice oyunbozana, Yahuda'lara rağmen en sarp kayalıklarda, derin uçurumlarda yitimin içinden geçmeden, haysiyetle yola devam etmek mümkün müdür?
Tiyatro neden hoş ve boş zaman geçirme yeri değildir ?
Ödüle bel bağlayan kimi ödül sevicilere inat, Türkiye'de en önemli ve tek tiyatro ödülünün sahibi kim?
" Karanlıkta Işığı Bulmak / Oyuncular Oyun Bozanlar " çok yakında Ange Yayınları etiketiyle raflarda yerini alacak.
Anahtar Kelimeler: hakan altıner, Karanlıkta Işığı Bulmak
0 Yorum