
Bilinen Bir ‘Site’de Yaşadığımızın Farkında mısınız?
Turgay Doğan’ı tanırım, geçtiğimiz sene Gnlev’in ilk oyunu ‘Yüksek Derece’ ile ‘fütürizm’ denilen akımı tiyatromuzun içine yerleştirmiş birisi. Avrupa’dan Türkiye’ye gelerek, şimdiye dek alıştığımız tiyatro yargılarını ters-düz eden sıradışı bir yazar, yönetmen kendisi. Şimdilerde yine kendisinin yazıp yönettiği ‘ Site’ isimli yapıtla seyircisi karşısına geçiyor. Gnlev’in şaşırtıcı sahne performansı, günümüz Türkiye’sinin içine kapanmış çaresiz insanlarının fotoğrafını çekiyor. elbette bu fotoğraf çekilirken hepimiz kadrajın içindeyiz. Görünen yüzümüz, görünmeyen psikolojik algımızla birleşiyor.
On bir yıldır sürdürdüğüm tiyatro ve müzik eleştiri yazılarımda, genel anlamda tiyatro kritiklerim ön plana çıktı. ‘Site’ oyunuyla ilgili eleştirilerime değinirken farklı yollar kullanıp, okuyucuyu klasik tiyatro kritiklerinin içinde tutmayacağım. Hani ‘Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji’ ya da ‘Yaratıcı Yazarlık’ (‘yaratıcı’ olmayan yazarlık var sanki!) diye bölümler var ya, her sene onlarca insan bu bölümlerden mezun oluyor, genç yaşta, bir türlü gitmek bilmeyen onlarca yaşlı düşünürün karşısında köşe yazısı, eleştirel makaleler yazmaya çalışıyor. İşte genç arkadaşların ‘birikim’ denilen olgusal süreçle karşılaşmaları tiyatro eleştiri dünyasının içinde bulunan taraflı isimler tarafından bal gibi engelleniyor. Bir de ‘eleştirmenlerin birliği’ diye çatı kurulmuş, işlevinin ne olduğu tartışma konusu. Türkiye günden güne değişirken, ‘Site’ gibi insanı gerçeküstü dünyanın farklı boyutlarına taşıyan oyunlar sahnelere dahil olurken, 1960’lı yıllardan kalma bir avuç emekliye Türkiye Tiyatrosu teslim edilemez. Bunun yanında ‘blog’ açıp, adabıyla tiyatro eleştirisi yazmaya çalışanlara karşı karalama kampanyası yürüten ‘tiyatro dünyası’nın kirli ellerini unuttuğumu sanmayın. Genç yazarların, eleştirmenlerin, oyuncuların, yönetmenlerin, sahnelerin parıl parıl parladığı şu günlerde, ülke tiyatrosunu saçma polemiklerin içine kimse çekemez.
Görünen Dünyada Hepimiz İzleniyoruz!
Turgay Doğan oyununu kameraların yirmi dört saat boyunca izlediği ultra lüx dünyada kurgulamış. İnsanların tüm psikolojik ruh hallerini bizlere aktaran dünyanın içinde devamlı intihar etmek isteyen genç kız; zenginlik-sadakat, hayal-umut arayışının kurbanı insanlar bulunuyor. Fütürizm yüklü masala dahil olanlar sadece oyuncular değil. Gösteriyi farklı kılan en büyük ayrıntı, hayatımızın bütünüyle sahnede yer alması. Genç kızın tekrar eden intihar düşüncesini eminim bir çoğunuz ‘yaşamınızdan kaçıp gitmek’ olgusuyla yaşıyorsunuz. Güzel görünmek için kaygılanırken varolan gerçekleri bedeninizle arkaya itiyor, sevgiyi arayan bir çift eli tutmak için kendi değerlerinizi hiçe sayıyorsunuz. Hayalleri, umutları dengede tutan oyun, görünenin ardındaki gerçeğe bakmamızı sağlıyor. O gerçeğin siteye (hayatımıza) sıkışmış yaşantılar olduğunu biliyoruz.
Kapitalist sistem içinde para veriyor, en iyi daireye kavuşuyoruz. Dairemizi korumak için tellerle etrafını çeviriyor, dört duvar arasında yalnızları oynayan kişiliklere dönüşüyoruz. Sonra günün her anını kaydeden kameralara teslim olup, başka gözlerin kontrolünde belleğimizi yitiriyoruz. ‘Ne için yaşıyoruz?’, ‘Bizler kimleriz?’ Sorusunun arayışı maalesef oyundaki ‘site’nin bizlere sunmadığı bir durum. Turgay Doğan’ın sade sahne tercihi çok çarpıcı! Oyunculara bırakılan dar alanlar, bizlerin dışarıdaki dar alanlarını temsil ediyor. Gösteri her anlamda kusursuz dizayn edilmiş. Yönetmenin kafasındaki düşünceleri seviyor insan. Direk verilmek istenen konu yok karşımızda. Parça parça ilerleyen öykü, bütünsel anlamda zihnimizde oluştuğunda; ‘evet, kendimizi sahnede izliyoruz’ diyebiliyoruz.
Ayşın Yeşim Çapanoğlu, Deniz Elmas, Dicle Alkan, Emre Karaoğlu, Emre Taştekin oyunda görev alan isimler. Oyunu parçalardan bütüne doğru giden yapı olarak tanımladığımız için, oyuncular bütüne giden yolda fevkalade başarılı! Güvensiz ortamda kendi güvensiz dünyasını izleyen seyirciyi şaşırtmak kolay değil. Nihan Arısoy’un fütürist sahne tasarımına hayran kaldım. Anlatının düşsel yolculuğunu iyi analiz etmiş.
Gnlev’in ‘Site’ oyunu tek kelime ile mükemmel! Şimdi bu kritikten sonra kendini bilmez birileri twitter’da, ‘Yaşam Kaya’nın yanlışları olsa da adam kayırıyor, taraf tutuyor...’ gibi ipesapa gelmez laflar ederlerse, onların iyice tiyatro cahili olduğunu anlayacağım. Ha bi’de ‘dost işi eleştiri’ cümlesini kullanan zırcahiller var. Ona, buna, şuna takılmadan, yani sözü fazla dağıtmadan, ‘Site’yi kaçırmayın’ derim. Çokça rahatsız olarak günümüz kapitalist yaşantısının pisliklerini izleyeceksiniz.
Yaşam Kaya / [email protected]
0 Yorum