MAKALELER

Çok Tatlı Bi Hikaye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz (2026)

2026.05.24 00:00
| | |
331

Paylaş:
Alper Kul, yıllardır tek kişilik oyunlarıyla tanıdığımız, “Babamın Oğlu”ndan Caveman adaptasyonuna kadar...

“Gülerken Boğazınızda Düğüm Bırakan, Samimi Bir Erkek Monoloğu”

Alper Kul, yıllardır tek kişilik oyunlarıyla tanıdığımız, “Babamın Oğlu”ndan Caveman adaptasyonuna kadar sahnenin “yalnız kahramanı” kimliğini ustalıkla taşıyan bir sanatçı. Yeni oyunu “Çok Tatlı Bi Hikaye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz” ile yine kendi yazdığı, yönettiği ve tek başına oynadığı bir işte karşımıza çıkıyor. Yaklaşık 75 dakikalık bu komedi, aslında komediden çok daha karmaşık bir duygusal katman taşıyor: Erkek olmanın, duyguyu “doğru” ifade edememenin, susmanın, konuşmanın ve en sonunda şarkı söyleyerek içini dökebilmenin hikâyesi.

Oyun, 45 yaşındaki İsmail’in gözünden ilerliyor. İsmail evli, mutlu, çocuklu bir adam. Ona sorarsanız her şey “yolunda”, “olması gerektiği gibi”. Hayatta çözülmeyecek problem yok. Ama perdede yavaş yavaş açılan tablo, tam da bu “yolunda” görünen hayatın altında yatan sessiz fırtınayı gösteriyor. Çiftin terapi seansına gittiği (hatta boşanma eşiğinde oldukları) bir çerçeve içinde, İsmail’in monoloğu üzerinden hem kendi evliliğini hem de genel olarak kadın-erkek ilişkilerini, alışkanlıkları, kavgaları, suskunlukları ve anlatamama halini dinliyoruz. Kul, bu monoloğu zaman zaman seyirciye (ya da “terapi odasındaki diğer çiftlere”) dönerek nüktedan, ironik ve yer yer acımasızca dürüst bir sohbete dönüştürüyor. Aralara serpiştirdiği kendi bestelediği şarkılar ise İsmail’in en güçlü ifade aracı haline geliyor.

Bu yapı, oyunun en büyük gücü. Kul’un sahne varlığı son derece egosuz, samimi ve içten. Yılların tecrübesiyle bedenini, sesini ve mimiklerini son derece ekonomik ama etkili kullanıyor. Bir anda komik bir koca, bir anda suskun bir erkek, bir anda da duygularını şarkıyla döken kırılgan bir insan oluyor. Özellikle şarkı geçişlerindeki duygusal sıçramalar çarpıcı; kahkaha attığınız bir cümleden iki dakika sonra boğazınızda gerçek bir düğüm oluşabiliyor. Bu geçişler zorlama değil, hayatın kendisinden alınmış gibi doğal akıyor.

Temalar açısından oyun, 2020’lerin erkekliğini sorgulamış. “Erkek adam ağlamaz, duygusunu göstermez, her şeyi çözer” kalıbının içindeki İsmail, aslında hepimizin bildiği ama pek konuşmadığı bir yerden konuşuyor: İletişim kopukluğu, cinsiyet rollerinin yarattığı suskunluk, evlilikte biriken anlatılamayanlar, arkadaşlıklardaki yüzeyselllik… Kul bunları mizahla yumuşatarak anlatıyor ama asla ucuzlaşmıyor. İroni dozajı yüksek, ama altında gerçek bir empati ve acıma var. Finalde “az biraz” üzmesi de tam bu yüzden: Tatlı bir hikâye gibi başlıyor, ama sonunda insanın kendi ilişkilerine, kendi suskunluklarına ayna tutuyor ve hafif bir hüzünle bırakıyor.

Eleştirel açıdan birkaç not düşmek gerekirse: Oyun gerçekten de biraz kısa. 75 dakika, bu kadar zengin bir monolog ve duygusal katman için yeterli olsa da, özellikle ikinci bölümde Kul’un eş rolünü de (kadın perspektifini) kısa bir süreliğine canlandırması ve hikâyeyi o taraftan da duymamız oyunu daha katmanlı kılabilirdi. Bu tercih yapılmayınca hikâye biraz tek taraflı kalıyor. Stand-upvari anlar yer yer tiyatro yoğunluğunu seyreltiyor; bu kısmen samimiyet katarken, bazen “tiyatro” hissini hafifletmiş.

Yine de bunlar oyunun genel başarısını gölgelemiyor. Alper Kul, yılların birikimini çok temiz, çok dürüst bir metinde buluşturmuş. Sahne tasarımı minimalist, ışık ve ses kullanımı ise tam isabetli; şarkılar hikâyenin ayrılmaz parçası haline geliyor. Seyirciyi “terapiye alma” fikri ise oldukça zekice işlenmiş.

Sonuç olarak “Çok Tatlı Bi Hikaye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz”, sıradan bir tek kişilik komedi değil. Günümüz erkeğinin (ve dolayısıyla ilişkilerinin) iç dünyasına samimi, komik ve yer yer acıtıcı bir bakış. Alper Kul’un en olgun işlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Gülerek başladığınız, düşünerek ve biraz da iç geçirerek çıktığınız bir oyun. Eğer “anlatamamak” üzerine içten bir ayna arıyorsanız, kesinlikle kaçırmayın. Çünkü bu hikâye çok tatlı başlıyor ama finalde –tam da vaat ettiği gibi– az biraz üzüyor. Ve o üzüntü, en güzel türden; insanı kendine döndüren, düşündüren türden.

[email protected]

Anahtar Kelimeler: Çok Tatlı Bi Hikaye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz, Alper Kul, Yaşam Kaya



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir