
Ev içi hallerimiz, bitmek tükenmek bilmeyen aile içi hesaplaşmalarımız , geçmişte bırakamadıklarımız ; SIÇAN

Devlet tiyatroları bünyesinde Türkiye prömiyerini yapan oyunlardan biri olan Sıçan 29 Kasım tarihinden beri İzmir sahnelerinde seyirciyle buluşuyor.Meksika asıllı Alman yazar Justine Del Corte tarafından yazılan oyun iki kız kardeşin eşleriyle birlikte New York’ta birkaç günü birlikte geçirmek için bir araya gelmeleriyle başlıyor ve bir araya gelir gelmez de temposu sürekli değişen, güldüren,hüzünlendiren zaman zaman izleyiciyi geren olaylar sahneye taşınıyor.Oyunun ilgi çekici tarafı çok komik,çok trajik,çok olağanüstü olanı değil de olabildiğince sıradan olanı anlatmasında yatıyor.Aslında hepimizin hayatında olan basit şeyleri nasıl da hayatımızın merkezi haline getirip kendi kendimize nasıl yükler yüklediğimizi,kendimize farkında bile olmadan nasıl kumpaslar kurduğumuzu gösteriyor. Oyun boyunca kız kardeşler arasındaki yakınlaşıp uzaklaşma, onların tepkileriyle şekillenen eşlerinin tutumları ve sahnede hiç görünmese de telefonla her olaya dahil olup her şeye müdahale eden anneyle oyunun temposu hiç düşmüyor.

İlk başta tamamen birbirinden farklı gibi görünen kız kardeşleri Özlem Başkaya ve Hande Gürler canlandırıyor.Gerilimli ve sahte bir şekilde samimiyet taşıyan karşılaşmada yelkenleri suya indirip hesaplaşmayı bitirmeye çalışan Özlem Başkaya’ya karşın geçmişle hesaplaşmasını bitiremeyen belki de bitirmek istemeyen Hande Gürler gerilimi tırmandırıyor.Üstelik tam bir kontrol delisi olduğu için sadece kız kardeşini değil , olayın dışında kalmaya çalışan eşleri de kendi istek ve çıkarları doğrultusunda yönlendiriyor.Onlar konuşup anlattıkça her ikisinin de annelerinden nasıl izler taşıdığı, aslında kendilerinin istediği değil de annelerinin dayattığı şekilde davranmaya devam ettikleri ortaya çıkıyor.Oyunun sonuna kadar bu doğrultuda farkındalıklarını keşfeden kız kardeşler yaşanan çatışmalardan karlı çıkıyorlar.

Birbirine çok yakın karakterlere sahip olan eşleri ise Özkan Gezgin ve Musa Zindan canlandırıyor.Bu buluşmadan ortaya çıkması muhtemel sorunlar nedeniyle pek de memnun olmayan eşler bir kaçış yolu arıyorlar.Özkan Gezgin eşini yatıştırmaya çalışırken Musa Zindan bu buluşmaya hiç gelmemeyi hatta son anda eşini vazgeçirip geri dönmeyi hedefliyor.Fakat her iki eş de başarısız olup yaşanacakların bir parçası haline geliyorlar.Oyun boyunca da aslında eşlerin trajik komik hikayelerine tanık oluyoruz.Çünkü sahnede yaşanan birini hiç görmediğimiz üç kadının savaşı ve bu savaşta hiçbir erkeğin rolü yok.

Yazarın kaleme aldığı karakterler doğru bedenlerde hayat bulmuşlar.Özlem Başkaya komedi türünde yine başarılı bir performans sergilemiş, bedenine,sesine ve mimiklerine nasıl hakim olduğunu göstermiş.Üstelik ustaca ataklarla karşısındaki kişileri çileden çıkarıp varolan durumun keyfini kendisi de yaşayarak.Hande Gürler ise ciddi bir hesaplaşmaya girişip kazanma peşinde olan ama bu hırsı sebebiyle zaman zaman komik duruma düşüp zaman zaman da öfkelenip gözünden alevler saçan kadını hem sesine hem de bedenine çok güzel bir şekilde sindirmiş.Özkan Gezgin metnin biraz geride bıraktığı rolünü beden diliyle ve mimikleriyle öylesine yükseltmiş ki kız kardeşlerin arasındaki o çatışmadan sıyrılmayı, ortada kan gövdeyi götürürken geride bir yerde durup dikkatleri üzerinde toplamayı başarmış.Genel uyumu bozmasa da bu harika üç performansın yanında biraz tutuk kalan Musa Zindan’ın sadece o gün bir düşüş içinde olduğunu, öyle değilse de zaman içinde açığı kapatıp yükselişe geçeceğini umut ediyorum.

Yönetmen Sinan Pekinton metni iyi kavramış.Neyi,nerede kullanması gerektiğini titizlikle değerlendirip oyunun ritmini yakalamış.Özellikle her ikisinden de sürekli bahsedilip varlıklarını hissetmemize rağmen göremediğimiz sıçan ve anne arasında çok başarılı bir denge kurmuş.Reji konusunda söylenebilecek bir diğer husus ise Sinan Pekinton’un daha önce de tür olarak bu oyuna çok yakın bir oyun sahnelemiş olması nedeniyle her iki oyundaki benzerliklerin fazla olması.Oyuna zarar vermeyen bu tutum Sinan Pekinton rejilerini bilmeyen seyirci tarafından fark edilmeyecek olsa da yönetmenin daha cesur ve daha yenilikçi rejiler ortaya koymasını beklemek açısından değerlendirmeye değer bir durum.
Bazen çok sıradan olan bir şeyi çok olağanüstü duruma getirip gerçeği kaçırdığımız anları yakalama fırsatı veren Sıçan oyunun sonunda anne ve sıçan arasında bir bağlantı kurup seyirciye sürpriz yaparak perdesini kapatıyor.Genel bir değerlendirmeyle keyifli bir iki saat geçirtip oyunculukların tadına varmamızı sağlayan Sıçan İzmirli seyirciler ve turnelerle buluştuğu tiyatro severler tarafından kaçırılmaması gereken bir oyun.
Anahtar Kelimeler: sıçan, izmirdt, izmir devlet tiyatrosu
0 Yorum