
Yılmaz Güney Tiyatro Sahnesinde Yaşıyor
İstanbul Tarihi Yarım Ada Güzel Sanatlar ve Kültür Derneği tarafından bu sene 2. defa düzenlenen ‘Küçük Harfler Büyük Düşler Uluslararası 2. Çocuk ve Gençlik Tiyatro Festivali’ nin açılışındayım. Çin, İran, Polonya, İran, Kırgızistan, Makedonya... gibi farklı kültürler, ortak birleşme noktası olan bir festivalde enternasyonel barışı simgeliyor. Bu sene ‘Özgürlük ve Adalet’ teması festivalin kimliğini belirlemiş. Temadan yola çıkan Maskkara Tiyatrosu Yılmaz Güney’ in unutulmaz romanı ‘Salpa’ yı tiyatro sahnelerine aktarmış. Türkiye sinema tarihinin ‘Çirkin Kral’ lakaplı, onlarca filme imza atan, yazdığı romanlarla adını sinema-roman tarihine altın harflerle yazdıran Yılmaz Güney’in bir eserini ilk kez tiyatro sahnesinde görüyorum.

“Selimiye Üçlüsü"nü meydana getiren "Salpa", "Sanık" ve "Hücrem", Yılmaz Güney’in hapishane döneminde kaleme aldığı eserleridir. Yılmaz Güney, üçlemeyi oluştururken kendi iç hesaplaşmasını gerçekleştirir, bir yandan sanatçı duayrlılığı ile toplumun hangi boyutlara geldiğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyar. ‘Salpa’ hesaplaşmanın en derin boyutunun yaşandığı yapıttır. Bir yüzleşme öyküsü olan ‘Salpa’, geldiği büyük kentte tutunamayan birinin değişme sancıları öncesindeki gerçeklik anlatılır. Konya’daki fakir hayatından kaçıp arkadaşıyla büyükşehire gelen karakter, gözünü ilk kez açtığı dünyanın bir hayal olduğunu, asıl gerçek dünyanın bilinçlenmiş toplumlarda oluştuğunu anlayacaktır.

Romanın teatral yorumunda gördüğümüz, ‘Salpa’ nın sınıfsal zulmle karşılaştığı anlar, İstabul’da yaşanılan kast sistemini alenen seyirciye sunar. Bu haliyle ‘Salpa’ eskimeyen bir konudur. Sınıfsal problemler, çatışmalar tarihin her döneminde insanların en temel sorunu olurken, ezilen-ezen düzleminde kapitalizm kendisini her zaman var etmiştir. Sınıfsal-toplumsal bilincin uyanışıyla, özgür olabilme bilincinin oluşumu ‘Salpa’ oyununun temel noktasını oluşturur. Peki bu bilinçlenme sürecinde Yılmaz Güney nerede durmaktadır?

Yazarın sinematografik geçmişini irdelediğimizde, 1970’li yılların korku dolu askeri vesayetini görürüz. İnsanların 71 muhtırası sonrasında sebepsiz tutuklanması; sanatçıların sindirilmesi, bastırılması ve 1980 asker faşizmi Yılmaz Güney’in bilinçlenme yolunda geçirdiği önemli evreler. ‘Salpa’ yı yazarken yazarın yaşadıklarını karakterin yaşadıklarıyla birleştirebiliriz. Gözaltı, işkence, sınıfsal ayrımcılık, kapitalizmin barbar yönü, yazarın dünyayla olan sorunlarının temelini oluşturur. Halit Karaata bu söylediklerimi çok iyi analiz ediyor. ‘Salpa’ nın İstanbul’da bilinçlenme öyküsüne, Yılmaz Güney’in ‘Boynu Bükük Öldüler’ romanındaki ‘Kıvırcık’ karakterini eklemiş. Sahnede tek bir olay anlatılacakken, sosyalist evrimin önemli simgesi ‘Kıvırcık’ yaşanılan olayları çeşitlendiriyor. Yılmaz Güney’in devrimci söylemini oyun boyunca hissediyor/anlıyor/yaşıyoruz!

Yılmaz Güney Gerçek Bir Türkiyeli!
Konyalı Mehmet Salpa ile Şırnaklı ‘Kıvırcık’, Türk ve Kürt kökenli insanların bu ülkede ortak bir kaderi paylaştıklarının en büyük örneği. Açlık, yoksulluk, sefalet Türkiye’de yaşayan tüm insanları aynı potada eritirken, günden güne zenginleşen üst sınıf her iki halkın arasında oluşacak savaştan gayet memnun. Sonuçta fakir halkın birbirine düşmesi, onların daha rahat sömürülmeleri anlamına geliyor. Oyunda ‘Mehmet Salpa’ rolünü genç oyuncu Ozan Uz oynarken ‘Kıvırcık’ rolünü yine bir başka genç isim Erdal Baran Şahin canlandırmış. Üç saatlik konuyu baştan aşağı sürükleyen iki dinamik isim var sahnede. Ozan Uz’ un ‘Salpa’ nın dönüşüm yaşadığı anlardaki performası konunun akıcılığını sağlamış. Erdal Baran Şahin’in ‘Kıvırcık’ analizi sosyalizm vurgusunun ön plana çıkmasına neden oluyor. Oyunun diğer isimleri Sertaç Demir, Uygur Erol, Şirin Öten, Resul Okan, Selda Şahin ve Halil Karaata ‘Salpa’ yı sahnede var eden başarılı oyuncular. Yönetmenin oyun boyunca emeğe, dostluğa, dürüstlüğe vurgu yapması konunun felsefesini açığa çıkaran önemli ayrıntı.

Maskkara Tiyatrosu, Yılmaz Güney’in ikinci hapishane dönemine denk gelen, 1973-75 yılları arasında yazdığı ‘Salpa’ romanını sahneye aktararak, şimdiye dek yapılamayan bir işe imza atıyor. Kültür Bakanlığı’nın da desteklediği bu şahane proje, ülke tiyatrosunu ölmeyen bir devrimciyle buluşturmuş. Oyun ekim-kasım ayı boyunca Su Gsöteri Sanatları Sahnesi’nde izlenebilir...
Yaşam Kaya / [email protected]
Anahtar Kelimeler: Maskkara Tiyatrosu, Salpa
0 Yorum