MAKALELER

Hırsız - Tiyatro Anadolu

2010.01.13 00:00
| | |
6272

Paylaş:
Eric CHAPELL oyunlarını bugüne kadar çok fazla seyretme imkanı bulamadım. "It Can DamageYour Health" oyununu izleme fırsatı bulmuştum...

  HIRSIZ...

  Eric CHAPELL oyunlarını bugüne kadar çok fazla seyretme imkanı bulamadım. "It Can DamageYour Health" oyununu izleme fırsatı bulmuştum; aslında bu oyun olduğundan da tam olarak emin değilim. Bildiğim kadarıyla kısa zaman döngüsü içinde işlenmiş oyun motifleri üzerinde çalışıyordu Chapell! İngiliz kültürünün çöküntüye girmiş ahlak yapısını eleştiren Chapell, oyunlarında da kapitalist sisteme göndermelerde bulunuyor. Neyse, bu kadar dramarturjik bilginin ardından oyuna geçelim. 
 
  Hırsız, insanların dünyalarını sorgulamalarına neden olan trajikomik bir hırsızlık faciasını anlatıyor. Bir eve hırsız olarak giren Sprıggs, evde karıştırdığı eşyalarla iki dost aile arasında yaşanan çarpık ilişkileri ortaya çıkarır. Bu durum karşısında evden kaçmak isteyen hırsız, istemediği bir sürü olayla karşılaşır. 
 
  Konudan da anlaşabileceği gibi olay örgüsü hırsızın üzerine kurulmuş. Yönetmen Ümit AYDOĞDU başarılı bir iş çıkarmış. Konuyu özümseyerek işe koyulmuş. Ama bir noktaya takılıp durdum; oyunda kim ön plana çıkmalıydı? Hırsız mı? Yoksa evdeki yaşanan çarpıklıklar mı? Sanki komediyi kovalamak için anlatılmak istenen bazı durumlar göz ardı edilmiş. 
 
  Dekor işinin altından Sertel ÇETİNER başarılı ile kalkmış. Kariyeri için iyi bir iş çıkarmış. Dekor bir evin iç görünümünden oluşmakta. Yalnız dışarıya koyduğu ağaçlar vardı. Evin dışında bulunurdu. O ağaçlar ev içinde biraz gölgeleme yapmış gibi. Sanki renk tasarımında bir yanılgı vardı. Gözlerim devamlı ağaçlara takıldı. Sahnede daha çok soluk yüzde renkler tercih edilmiş. Bir de kasanın kitaplığa, kitapların arkasına değil de evin duvarına monta edilse daha iyi olmaz mıydı? Bilemiyorum bir kasa için en ideal yer duvar ardı olabilirdi. 
 
  Işık bir nebze başarılı. Mesela bir sahne gözlerimin önünden gitmiyor. Evin beyi John sandalyesine oturmuş evin dışını seyrediyor, evin hanımı Barbara yanına geliyor. Bu sahnede gece lambası yanıyordu; fakat ortalık o kadar aydınlıktı ki sanki normal lambalar yanıyordu. Bu noktaya dikkat etmek lazım!
 
  Burcu ERGENEKON, Barbara rolünde pekte başarılı sayılamaz. Öncelikle değinmek istediğim sahneler var: Eve içkili gelen Barbara körkütük sarhoştur ve içki içmeye devam eder. Sonra eşyalarının sayımı için odasına çıkar, tekrar geldiği zaman o içkili Barbara'nın yerine yürümesi düzelmiş, kendinde, bilinçli bir karakter ortaya çıkar. Şimdi ben bu noktayı anlayamadım; eğer sarhoşsa neden bir anda düzeliyor? Sonra vurdumduymaz tavırlar takınırken mimiklerini hiç kullanmadı. Sarhoş biçimde koltuğa oturma sahnesi var ki tam bir facia! Sarhoş bir insan kendisini koltuğa bırakırken, rahat rahat oturur değil mi? Ama Sevgili Burcu koltuğa otururken, kendisini saklayan rahibeler gibi bacaklarını örtmekle uğraştın. Bunu ben çok net anladım. Senin bir sarhoş gibi davranıp kendini koltuğa bırakman lazımdı. Kuru Gürültü oyunundaki performansı ne yazık ki burada göremedim. Sanki kafan başka yerdeydi. Oyuna adapte olamamışsın! Eve hırsız olarak giren Spriggs'i canlandıran Gökhan SOYLU ses sorunu yaşadı belli bir süre. Önce kalın bir sesle başladı; sonra ses tonu inceldi; fakat eski haline dönmeyi başardı. Başarılı bir oyun çıkardı. Bu arada o'nun da şömineden çıkma sahnesi vardı ki şok oldum! Şömineden çıkan bir insanın sadece yüzleri kararmaz. Elbiselerinin de kararması lazımdı. O krem rengi montunda tek bir leke göremedim, bu noktayı kaçıran yönetmenin düşünmesi lazım bence! Rol yapma yeteneği yüksek bir oyuncu Gökhan SOYLU. Özellikle Hırsızın o üstün konuşma ve insanları etkileme yeteneğini ortaya çıkarmış. Polis kılığına girip sorgulama yaptığı sahne gerçekten çok güzeldi. 
 
  Sermet YEŞİL için söyleyeceğim çok övgü var. Bir defa John rolünün altından başarı ile kalkmış. Gözünü para hırsı bürümüş kapitalist bir iş adamını oynarken yerinde tepkiler ortaya koyarak kendisine yakışanı yapmış. Arkadaşının eşi ile yaşadığı yasak aşkın içinde kavrulup dururken bir yandan da servetinin peşine düşmesi… İki arada bir derede kalan bir karakteri canlandırması iyi. Kazanma hırsını gözlerinden çok net görebiliyordum. Özellikle Sprıggs(Gökhan SOYLU) o'nu işten çıkardığı masum insanlar için suçlarken, vahşi kapitalizmin gerektiği olan para objesini devamlı ön plana çıkarması ve bunun üstünde de durması çok iyi olmuş. Menfaatçi, çıkarcı bir insanı oynarken başarılıydı. Yalnız ben bir noktaya takıldım. Eve giren hırsızın adının Spriggs olduğunu nereden biliyordu? Oyunda hırsız ismini söylememişti sanırım. Eğer yanılıyorsam düzeltin; fakat oyun boyunca çok dikkat ettim. Böyle bir tanışma sahnesini hatırlamıyorum. Eğer varsa dikkatimden kaçmış demektir. Roza ERDEM Jenny rolü için biraz saf ve masum kalmış. Jenny görünüşte masum; ama kocasını aldatan, para için her şeyi yapacak bir kadını anlatıyor. Sevgili Roza bu rolü başarı ile oynamışsın; ama yine de sana gidecek bir rol değildi. Jenny'in para için seni koltuğa attığı bir sahne vardı. Zannetim ki saçların kopacak, çığlık atacaksın. İnanılmaz güzel olmuş o sahne. Bir de oyundan önce hasta olduğunu biliyordum, buna rağmen performansında her hangi bir kopukluk, düşüş görmedim. İyi bir oyuncusun! 
  
  Trevor rolünü oynayan Süleyman KARAAHMET performansıyla en çok sevdiğim oyuncu oldu bu oyunda. Bir defa yüreğini ortaya koyarak oynuyor. Karısına son derce aşık olan ve o'nu kaybetmeme uğruna aldatıldığını görmezden gelen bir karakteri başarı ile oynamış. Fakat bir sahnede notlarıma olamamış diye yazmışım. Aldatıldığını Barbara' dan öğrenen Trayor bir şaşkınlık, yıkılganlık yaşamalıydı; fakat şöyle bir düşünüp direk Barbara'yı öpmesi olmamış. Aşık bir adam için çok basit bir tepki! Bu öpüşmeden önce düşünmeli ve biraz beklemeliydi. Genel olarak başarılı bir oyun çıkarmış.
 
  Oyunda kapitalizmin yerilmesi ve insanların para için yapamayacakları şeyin olmadığının gösterilmesi bence yerinde bir düşünce. Oyunun kurgusallığı bu anlattığım olaylara dayanıyor zaten. Teknik ekipmanı hayli kalabalık olan bir kadro ile çalışılmış. Oyunu izlerken çok keyif aldığımı söyleyebilirim.

Anahtar Kelimeler: tiyatro anadolu, hırsız



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir