MAKALELER

Fay Hattı - Tiyatro Anadolu

2010.04.28 00:00
| | |
6550

Paylaş:
Behiç Ak'ın biraz aceleye getirerek yazdığı “Fay Hattı” isimli oyun, Tiyatro Anadolu tarafından değişik yorumlama ile sahneye aktarılmış...

    Korkuların Yarattığı Çatlak 

    Ülkemizin yaşadığı 1999 depremi, o anı yaşayanlar için belleklerde izi silinmeyecek acılar doğurmuştur. Binlerce aile 45 saniye gibi küçük zaman dilimi içinde yerle bir olmuştur. Hatırlanmak dahi istenmeyen bu vahim durum, bizleri bir çok alanda yalnızlığa itmiş gözüküyor. Depremin akabinde gelen ekonomik felaketler, insanların bireyselleşerek yalnızlaşma serüvenini arttırmıştır. Behiç Ak'ın biraz aceleye getirerek yazdığı “Fay Hattı” isimli oyun, Tiyatro Anadolu tarafından değişik yorumlama ile sahneye aktarılmış. 
 
    2005 senesinde Tiyatro Anadolu'nun davetlisi olarak Eskişehir'e gitmiş birisi olarak, aradan geçen 2 sene içinde grupla ilgili maalesef kötü haberler geldi kulağıma. Oysa ki çok başarılı işlere imza atan grubun dinamiksel yapısı korunmalıydı. Grup içi girdiler çıktılar bir şekilde engellenmeli. Salt oyuncu kadrosu oluşturulmalı ve bu sonuna dek sürdürülmeli. Gerçi “Kadınlar da Savaşı Yitirdi” isimli oyunlarının başarısı taaaa İstanbul'a kadar gelmiş durumda. Tiyatro Anadolu, Türk Tiyatrosu için vazgeçilmez bir grup. Yaptıkları bizler için çok çok önemli. Bir eleştirmen olarak Anadolu Tiyatrosu'nun başarısını bu grupla özdeşleştirmiş durumdayım.
 
    Grupla ilgili kıssa eleştiriden sonra gelelim oyuna. “Fay Hattı” Behiç Ak'ın deprem sonrası toplumun içine düştüğü yalnızlaşmayı anlattığı bir oyunu. Fakat Usta Yazar Behiç Ak bu oyunun yazımını fazlasıyla aceleye getirmiş. Öncelikle duyguların anlatımında fazlasıyla eksik var. Çapkınlık peşinde, ailesine bağlı olmayan bir adam; deprem sonrası korku yaşayarak panik atak olan, fazlasıyla telaşlı bir kadın ve bu iki kişinin tuhaf komşusu! Ve de bu karakterler üzerine oluşturulan diyaloklar. Konunun içlemsel derinlikte başarısız olduğu açık ortada… Sığ kalan duygular, konuşmalardaki vurgusuz yapı, anlamsız konu gidişatı yazarın diğer oyunlarını aratıyor. Aceleye getirimli bir metinle karşı karşıyayız. 
 
    Konuyu biraz anlatır isek olayı daha net kavrarız. 
 
    Deprem sonrası sosyal değer kaybına uğrayan bir ailenin, içine düştüğü yalnızlık, iletişimsizlik sahnede yer buluyor. Aldatan bir koca ve bu kocanın durmaksızın konuşan eşi… Salt panikatak bir hayat sürkilasyonu yaşayan bu kadın, evin tüm değerlerini kendi korkusuna bağdaştırıyor. Sonuç olarak aile dinamizmi çökmüş yapı ortaya çıkıyor. 
 
    "Fay Hattı”nda öncelikle dekorun işlevini düşünerek işe koyulmalıyım. Dekorda oluşturulan eğilimli yapı ne için oyuna yerleştirilmiş? Deprem sonrası eğer o ev eğimli haldeyse, insanlar neden ev içinde bu durumu irdelemiyorlar. Tiyatro Anadolu'nun en kötü dekorunu sahnede gördüm ne yazık ki. Ama ev ortamı telaş havasının oluşumuna büyük katkı sunuyor. 
 
    Erol İpekli yönetimini başarılı bulamadım. Seyirciye aktarılmak istenen ana amaç ne? Doğal gidişatında oyun “kara komedi” fakat dram ögesinin es geçilmesi “kara” sözcüğünü de dışarı itiyor. Yöneten kişi, oyunu sahneye koyduktan sonra, oyununu kaderine terk etmeyen kişidir. Oyun koyma işini daha sıhatli hale dönüştürmek lazım. 
 
    Yukarıda söylediğim duruma alternatif bir öneri: Grup içinde deneyim sırasına göre herkes oyun koyabilir. Böylelikle yavaştan pişen “yöneten” kişiler oluşmaya başlar. Grup içi dinamik böylelikle güçlenir.
 
    Oyunda Süleyman Karaahmet (komşu), Arzu Turan ve Enis Yıldız oynuyor. 
 
    Sıradan bir gün havasında başlayan oyunda, deprem bölgesine gönderilecek elbiseleri görüyoruz ilk. Kadın-erkek aymazlığı bu noktada başlıyor. Arzu Turan'ın baştan sona koşuşturmaca içinde geçen söylemleri, davranışları oyunu lüzumsuz yere hızlandırıyor. Olaylara çok ani tepkiler veriyor. Bazen öyle bir nokta geliyor ki (çocuğu ile konuştuğu sahne) espiri, gerçek iç içe giriyor. Deprem korkusunun yansıtılışında başarılı… 
 
    Enis Yıldız, rolünün hakkını sonuna dek veriyor. Üslubu, anlatımı, bedensel eylemleri, konunun içinde soyunduğu çapkın rolü başarıyla yerine getiriyor. Fakat her şeye karşı umursamaz koca mı var? Yoksa sadece karısına karşı mı umursamazlık? Bu net anlaşılmıyor. Deprem yaşayan ev gürültüyle sallanırken hiçbir şey olmamış gibi davranmak ne derece doğru? İnsan psikanalitik olarak bazı korkuları yaşar. Tepkisizlik içindeki karakterin oyunun son bölümündeki kaçışı inandırıcı değil. Burada Behiç Ak'ın olayı iyi analiz etmediği ortaya çıkıyor. 
 
    Süleyman Karaahmet, patavatsız komşu kimliğinde sahneye çıkıyor. Ben Sayın Karaahmet'in rol yapma yetisine takılmadım. Takıldığım şu ki, bu karakter ortamı yumuşatıp, ortama komedi havası katmak için mi oyuna dahil oluyor? Yazarın üçüncü bir devinimle oyununu sıkıcılıktan kurtaracağı fikri ortaya çıkıyor. O kadar çok diyaloğun içine bu müdahale bile yetersiz kalıyor. Özellikle şu “silahla sahte ölüm” sahnesinde nerdeyse oyun kendi anlatımından hızla uzaklaşıyor. Süleyman Karaahmet genel çerçevede rolü neyi gerektiriyorsa o'nu yaptı. 
 
    Behiç Ak diğer oyunlarına bakarak, bu oyununu derinden incelemesini dilerim. Deprem sonrası toplum bu kadar dejenere olmadı ne yazık ki. Freud diyor ki “korku birilerine tutunulduğu zaman azalır. Karanlıkta kalındığı zaman korkumuzu dindirmek için neden kendi kendimize şarkı söyleriz? Çünkü kendimizi duyarak yalnız olmadığımız hissiyatına kavuşuruz. Böylece korkularımız bizi esir alamaz…” 1999 depremi sonrası yaşanılan trajediler sadece “kaybetme korkusu” ile bütünleşti. Bu oyun için “aile fayının çöküşü” denilse daha mantıklı olur. 
 
    Dip Not
"Yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır"
S.Freud 

 

Anahtar Kelimeler: fay hattı, tiyatro anadolu, Behiç Ak



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir