MAKALELER

Halide Edip Adıvar

2026.05.29 00:00
| | |
545

Paylaş:
Bir imparatorluğun külleri arasından yükselen bir kadın sesi…

 "Ben yazdım bu yolu, sürgünler giydim...."


Bir imparatorluğun külleri arasından yükselen bir kadın sesi…

Kalemiyle yalnızca hikayeler değil, bir dönemin hafızasını da yazan Halide Edip Adıvar sahnede yeniden nefes alıyor.

“Halide Edip”; edebiyatı, tarihi ve kadın mücadelesini aynı potada buluşturan etkileyici anlatımıyla seyirciyi yalnızca bir yazarın yaşamına değil, fikirleriyle çağını dönüştüren bir kadının iç dünyasına davet ediyor. Çocukluk yıllarından başlayarak eğitim hayatına, yazarlık serüveninden toplumsal mücadelelerine uzanan bu sahne yolculuğunda;

Halide’nin kelimelerle kurduğu dünyaya yakından tanıklık ediyoruz.

Handan, Aliye, Rabia, Nazım, Kız Tevfik ve Peregrini…

Halide Edip’in romanlarından çıkıp sahneye gelen unutulmaz karakterler, bir yazarın zihninde dolaşan fikirlerin, kırgınlıkların, umutların ve direnişlerin canlı izlerine dönüşüyor.

Çünkü bazı karakterler yalnızca roman kahramanı değildir; yaşanmışlığın, memleketin ve insan ruhunun aynasıdır.

Cumhuriyet’in sancılı dönüşümü eşliğinde şekillenen bu anlatı, seyirciyi yalnızca tarihsel bir döneme değil; düşünmenin, yazmanın ve söz söylemenin cesaret istediği yıllara götürüyor.

Handan; Aşkı uğruna çıldıran, kalbiyle aklı arasında sıkışan o kırılgan ama gururlu kadın...

Aliye; İdealist, memleket sevdasıyla yanan ve aşkı ölümsüzleştiren kalbi...

Rabia ve Pelegrini; Doğu ile Batı’nın, farklı dünyaların imkansız ama bir o kadar büyüleyici melodisi...
“Bir milletin uyanışı”, “kalemin gücü”, “bir dönemin vicdanı” gibi ifadeler güçlü bir retorik taşısa da, bu kavramların sahnede nasıl ete kemiğe büründüğü daha somut imgesel çağrışımlarla desteklenebilir. Çünkü tiyatro metni yalnızca düşünceyi aktaran değil, düşünceyi sahne üzerinde görünür kılan estetik bir organizmadır.

Sanatsal açıdan bakıldığında ise metin, kadın hafızasını tarihsel anlatının merkezine yerleştirmesi bakımından önemli bir sahne potansiyeli taşıyor. Halide Edip’in yalnızca yazan bir kadın değil; aynı zamanda kamusal alanda söz üreten, politik tavır alan ve toplumsal dönüşümün aktif öznesi olan bir figür olarak ele alınması, oyunu sıradan bir biyografik anlatının ötesine taşıyabilir. Burada asıl mesele, Halide Edip’i tarihsel bir ikon olarak yüceltmekten çok; onun çelişkileri, kırılmaları ve düşünsel yalnızlığıyla sahnede “insan” olarak var edebilmektir.

Kalemini susturmayan bir kadın…

Kelimeleriyle meydanlara karışan bir yazar…

Ve hala yankılanan bir ses…

“Halide Edip”, edebiyatın yalnızca satırlarda değil, sahnede de yaşayan bir hafıza olduğunu hatırlatan güçlü bir tiyatro deneyimi sunuyor. Güzel sade bir dekor ve yeri geldiğinde ilahilerle yankılanan sahne…

Yazarlığını ve proje tasarımını Petek Kırboğa’nın üstlendiği oyunun yönetmen koltuğunda Muharrem Uğurlu yer almakta. Beste ve Müzik Direktörlüğünü Buse Özgel’in gerçekleştirdiği yapımın dramaturgluğunu İpek Erdem, Yönetmen Yardımcılığını ise Tuğçe Karaoğlan üstleniyor. Oyunda Tuğçe Karaoğlan, Usame Varol, Han Ergin, Deniz İnanç, Ayşe Köksal ve Ayça Aydoğan sahne alıyor.

Anahtar Kelimeler: halide edip adıvar



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir