Bir SEYİR hikayesi

Tolga Volkan Aslan ile gerçek müzik severleri mutlu edecek, ustalık katındaki bir çalışmadan, " Seyir " adlı albümden konuştuk.
- "Seyir" albümünü dinlerken her eserin ayrı bir hikayesi olduğunu hissediyorum. Sizin için en anlam taşıyan eser hangisi?
- Onları birbirinden ayırmam çok zor... hepsi benim için çok değerli, ama ille birini belirtmem gerekirse, albüme de ismini veren ‘’Seyir’’i söyleyebilirim. Onun bendeki hatırası ve atfettiğim kişiler çok önemli çünkü...
- "Seyir" albümünün ismi nereden geliyor?
- Yolcukluktan geliyor...hayatımın yolculuğu ve bu yolculuktaki üzüntülerimi, sevinçlerimi, umutlarımı hepsini kapsadığı için böyle bir isim kullandım.
- "Seyir" albümünüz bir şehir olsaydı, dinleyicilerinizi ilk olarak o şehrin hangi sokağına götürmek isterdiniz?
- "Seyir" albümünün insanlarda yaratacağı duyguya dair bir fikir belirtmem çok zor...zor, çünkü ben eseri üreten tarafım, aslolan bu eserin dinleyici tarafından beğenilmesi, benimsenmesi....dinleyicinin duygu dünyasında yaratacağı tesi. Dahası bir hayat içinde, bir sürü hayata yankı olması, olabilmesi.
- "Seyir" albümünüzü dinlerken insanın içinde huzur hissi uyanıyor. Bu yolun sonunda sizi bekleyen şey barış mıydı, umut muydu, sevgi miydi?
- Umuttu! Sadece umut. Bilirsin, umut etmek insanı var eden ve yaşatan bir şey.Umut tıpkı sevgi gibi verdikçe çoğalmakta...yolun bitiminde beni bekleyen umuttu diyebilirim.Bugünle tüm zamanların birbirine karıştığı bir anda sığındığımız, yaşamın ana damarı olan umut.
- Bir eserin ömrünü belirleyen şeyler nedir? Dinleyicinin kalbine dokunulması mı? Yoksa her eserde dinleyicinin kendinden bir takım duygular bulabilmesi mi?
- Bazı eserler yıllar sonra kıymet bulur bu genelde resim için kullanır ama müzikte de böyledir. Her zaman kendi çağında karşılığını bulamayabilir. Sonradan anlaşılabilir, sonradan kıymetli bir hale gelir bunu herhangi bir eser için söylüyorum. Çağında veya sonrasında fark etmez, şayet dinlenebiliyorsa duyguyu hissettirebiliyorsa onu yıllar boyunca da bir sürü insana hissettirebiliyorsa, bu eserin bestecisi, söz yazarı için ne büyük bir mutluluktur aslında.
- İnsan bazen bir şarkıyı yazar, bazen de bir şarkı insanı... Siz hangisinin eseri olduğunuzu hissediyorsunuz?
- İkisinin de birbiriyle benzeşik olduğunu düşünüyorum. Bir insan bütün duygusu ve düşüncesi ve yaşanmışlıklarıyla bir şarkıyı yazar... ama bazen öyle bir şarkı vardır ki. İnsan istese bile kendini bu kadar iyi yazamaz, bazen de şarkı insanı yazar.

- Sanatçı olmak zamana tanıklık etmekten geçer. Bugün dünyaya baktığınızda, henüz yazılmamış ama yazılması gerektiğini düşündüğünüz eserler var mı?
- Dünya, adeta dehşetengiz bir devinim içerisinde, hep değişiyor her gün yeni şeyler ekleniyor. Her gün için, her insan için yaşayan, nasıl desem var olan hemen her şey için yazılacak, yapılacak, üretilecek çok şey var. O yüzden hiç bir şey durağan değil, hep devinim...
-Tolga Volkan Aslan’ı en çok meşgul eden düşünce gerçekleştireceği eserler mi? Yoksa hayalindeki konserler midir? Diyelim ki elinizde sihirli bir değnek var ve dileğiniz hemen gerçekleşecek, nerede konser vermek isterdiniz?
- İtiraf edeyim ki, şu an albüme odaklanmış durumdayım. Uzun süredir sahneden uzak kaldım...konserin nerede olduğunun hiçbir önemi yok, herhangi bir yerde çalıyor olmak ve karşımda dinleyicilerimin olması bana yeter.
- Bir eseri yazdıktan sonra artık aynı insan değilim." dediğiniz bir çalışmanız oldu mu?
- Şöyle, ruhumun dinlendiğini, duygularımın ifade edildiğini anlayan daha farklı bir insan olduğumu hissederim.Hani Cemal Süreya " Şairin hayatı şiire dahil " der ya, aynen öyle.
- Müzisyenlik sizin için bir meslek midir? Yoksa sığındığınız bir mağbed mi? Müziği nasıl tanımlarsınız?
- Serdar şunu özellikle belirteyim,
"Müzik" benim için çok ciddi bir meslektir... onu icra etmeye çalışıyorum. Bir tarafım dinleyen, bir tarafım ise müziği icra eden yanımdır... müzik hep benimledir.
- Sizi seven, gönül veren dinleyicilerinize buradan hangi tavsiyelerde bulunmak isterdiniz?
- Hayatlarından müziği hiç eksik etmesinler her zaman ruhlarını müzikle, farklı farklı müzik türleriyle beslemeyi çalışsınlar.Mutlaka bir enstrüman çalsınlar veya çalmak isteyenleri teşvik etsinler...müzikten kopmasınlar.
- Merak ettiğim bir soruyu daha sormak istiyorum, en çok sevdiğiniz türküler ya da deyişler var mıdır?
- Çok fazla, hepsini saymam mümkün değil.Zaten ‘’Halk Müziğinden gelen bir insanım’’ ve böyle bir eğitim aldım. O yüzden de, o kadar çok türkü ve deyiş seviyorum ki...bu topraklarda doğduğum için o türküleri sesimin yanında duyabildiğim için şanslıyım.
- Müzik kariyeriniz boyunca "İyi ki vazgeçmemişim " dediğiniz kırılma anınız oldu mu?
- Üretmekten hiç vazgeçmedim. Kimi zaman çalarak, kimi zaman mırıldanarak, kimi zaman stüdyoda, kimi zaman ucundan tutabildiğim bir konserin bir yerinden müziğe, notaların o tılsımlı gücüne dahil olmaya çalıştım.Özellikle bu albümden sonra mutluluğum kat be kat arttı.
- Çocukluğunuzdan bu yana hayallerinizin arasında ben enstrüman çalarak güzel eserler gerçekleştireceğim dediğiniz bir an oldu mu? Ve ‘’Seyir’’ Albümü çıktığında o heyecanla çocukluğunuz aklınıza gelip evet başardım şuanda çok mutluyum diyerek zafer nidaları attınız mı?
- Evet, yani çocukluğumdan beri çeşitli şekillerde bir şeyleri üretmek üzerine uğraşayan bir kişiydim zaten. Yani belki beste değil, beste benim için büyük kalırdı ama şiirler yazardım, küçük tiyatro skeçleri yazardım. Hep buna benzeyen bir şey yapacağımı düşünmüştüm. Bunu da aslında konservatuara girerek gerçekleştirmiş oldum.
-Tekrar merak ettiğim bir soruyu sormak istiyorum sahnede ‘’Mey’’ çalarken neler hissediyorsunuz? Ruhunuz bedeninizden çıkararak adeta eserle bütünleştiğini mi? Ya da eserle pekişerek kendinizi aradığınızı mı?
- Mey insan sesine en yakın enstrümanlardan biri, mey çalarken kendimi aynı zamanda konuşuyor, aynı zamanda türkü söylüyor, aynı zamanda masal anlatıyor gibi hissedebiliyorum. Mey çaldığımda içimdeki duyguyu karşımdaki anlamasa da ben çalarak anlatabileceğime inanıyorum...Meyi kendimle özdeşleşmiş bir enstrüman olarak görüyorum zaten.İç sesimden her ne dökülüyorsa mey ona soluk oluyor, gövde, can oluyor diyebilirim.
- Bütün dijital platformlar kapansa, geriye yalnızca insan belleği kalsa; hangi eserinizin dilden dile yaşamaya devam etmesini isterdiniz?
- Şuan dijital ortamda de zaten çok fazla eserim yok, mümkünse hepsi kalsın isterdim.
- İlerleyen yıllarda torunlarınız "Dedem bu eseri neden yazmış?" diye sorsa, albümünüzü onlara nasıl anlatırsınız?
- Ne yaşadıysa onu yazmış, derdim.
- Sizce bir eserin gerçek yaşı, yazıldığı tarih midir; yoksa ilk kez bir insanın kalbine dokunduğu zaman mı?
- Bu kişiye göre değişir, elbette. Benim için yapıldığı an, sonra düzenlendiği an...ama asıl dinleyenin o duygularımı yüreğinde hissettiği an başlar herşey !
-Yaşamınızın herhangi bir dönemini tek bir enstrümanla anlatmanız gerekseydi hangisini anlatırdınız?
- Mey ile anlatırdım.
- Alkışların sona erdiği, salonun boşaldığı ve ışıkların söndüğü o ilk anlarda... aklınızdan geçen ilk cümle hangisi olurdu?
- Valla böyle anlarım çok oldu. Genelde bitmesini pek istemem...keşke bitmeseydi, derim.
- Sanat sizce insanın dünyaya bıraktığı en güzel hatıra mıdır? Yoksa unutulmamak adına özenle yazılmış ya da yapılmış bir mektup veya portre mi?
- Sanat bunların hepsi.
- Röportajın başında 'Seyir'i konuştuk. Sohbetin sonunda ise; sizce hayat gerçekten bir yolculuk mu, yoksa hepimiz hikayesini kaçıran yolcular mıyız?"
- Bence hikayesini yaşayan yolcularız. Kaçırdıklarımız ve kaçırmadıklarımızla beraber.
- Ve son soruma gelmek istiyorum. Yıllar sonra biri "Tolga Volkan Aslan kimdi?" diye sorduğunda, biyografinizden daha çok, hangi cümlenizle hatırlanmak istersiniz?
- Besteci olarak müzisyen olarak anılmak isterim. Yanında bir de kültür yöneticisi olarak ta bir şeyler yapmıştı gibi şeyler duyarsam, çok mutlu olurum.
" Seyir " i, kimbilir kaçıncı kez, yeniden dinlerken içten dışa, dıştan içe, dünden şimdiye, şimdiden yarına erişen bir yankıyı duyar gibi oluyorum. Yüreğimin aynasında suretini aradığım notaları kucaklıyorum.
Anahtar Kelimeler: seyir
0 Yorum