MAKALELER

Bir Ata Krallığım ve Shakespeare Anlamak

2026.03.18 00:00
| | |
2815

Paylaş:
Ve halk: koyun sürüsü gibi takılıp bir tiranın peşine bazen üç-beş altına, bazen inancı sömürülerek, bazen de vatan sevgisi masalıyla kandırılıyor yüzyıllardır...

BİR ATA KRALLIĞIM ve SHAKESPEARE ANLAMAK


Başar Sabuncu uyarlaması “Bir Ata Krallığım” oyununu Yönetmen Yiğit Sertdemir yorumu ve Adana Şehir Tiyatrosu oyuncularının sergilediği performansla İstanbul turnesinde izledim.

Öncelikle oyunun afişi ve dekorun merkez unsuru olan insan yığınından oluşan kule ilk bakışta bana Oslo’da gezdiğim Vigeland Parktaki Monolitten isimli heykeli çağrıştırdı. Heykel insanın yaşam döngüsünü ve maneviyatı sembolize ederken, oyundaki dekor ve afiş insan hayatı pahasına elde edilen gücü işaret ediyordu.

Dekor ve kostümler ile yaratılan oyun evreni bu dünya ile öteki dünya arasında bir imgelem yaratırken, orkestra çukurunun cehennem çukuru gibi kullanılması da sahneye derinlik ve anlam katmıştı. 

Shakespeare bilmeyen birinin anlamakta zorlanacağı bir oyun olduğunu ileri sürenlerin aksine bence oyunların her birini teker teker bilmeyen seyirci için bile gayet akıcı ve anlaşılır bir seyirlikti. Çünkü zaten üstat Shakespeare’in yüzyıllara meydan okuyan mahareti de insanoğlunun değişmeyen duygularını nakış işler gibi yarattığı karakterlere giydirmesidir. 

Öncelikle Kral Lear’ın kızları olarak Gertrude, Lady Macbeth ve Ophelia’yı izlerken aslında tüm Shakespeare kadınlarının benzer özelliklerde olduğunu düşündüm: çok belirgin olmayan karakterleriyle erkek egemen toplumun dayattığı kurallara tabi olan, izin verildiği kadar konuşabilen ve hatta istenildiğinde susturulan, öldürülen, tartaklanan, şiddetin her türlüsüne maruz kalan..

 Aynı ortak özellik durumu Claudius, Macbeth ve 3.Richard için de geçerli: Üstadın kralları tıpkı tarihteki tüm krallar, padişahlar, firavunlar gibi insanların üstüne basa basa, tuzaklar kurarak, haince, uzak – yakın demeden herkesi harcayarak, katliamlarla çıkıp oturuyorlar tahtlarına.. 

Ve halk: koyun sürüsü gibi takılıp bir tiranın peşine bazen üç-beş altına, bazen inancı sömürülerek, bazen de vatan sevgisi masalıyla kandırılıyor yüzyıllardır.. değişmeyen bir döngü İşte bu döngüyü kırabilecek farkındalığı yaratması beklenen sanatçı ile yaşananları izleyip anlatacak olan haberci veya kaleme alan tarihçi rollerini üstlenen Soytarı karakteri oyunun başlangıcında Shakespeare dönemi tiyatrosunun ANLATICISI olarak çıkıyor karşımıza öncelikle.. daha sonra elinde tuttuğu kuklanın kafasının koparılması ve o kafanın tamirini Hamlet’in yapması, mezarlık sahnesinde çocukken kendini eğlendiren Soytarı Yorick’in kafatasını alarak insanın ölüm karşısındaki çaresizliğini anlattığı sahnenin bir başka yorumu gibiydi. Soytarı/Anlatıcı/Sanatçı/Haberci/Tarihçi’nin gözlerinin kör edilmesi ise dünyayı yöneten mutlak güç sahiplerinin, toplumun görmesini istemediği şeyleri nasıl gizlediklerini veya konuşmaya çalışanları nasıl korkutup sindirdiklerini anlatıyordu açıkça.

Sonuç olarak oyun; iktidar hırsı, intikam gibi insan ruhunun karanlık yönlerini gözler önüne sererken yozlaşmış toplumların sonunun değişmediğini vurguluyor. 

Mart 2026

Bihter GÜZEY VARDAR

 

Anahtar Kelimeler: Bir Ata Krallığım, adana şehir tiyatroları, Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir