SEYFİ BEY / HUYSUZ VİRJİN’DEN SONRA

Gencay Ünsalan’ın kaleme aldığı ve Celal Kadri Kınoğlu’nun yönettiği SEYFİ BEY oyunu Huysuz Virjin karakterine ve onun yaratıcısı olan Seyfi Dursunoğlu’na gerçek anlamda bir saygı duruşu niteliğindeydi. Açıkçası çok yüksek bir beklentim olmadan gittiğim bir gösteriydi. Ancak Armağan Çağlayan yıllar boyunca biriktirmiş olduğu tüm hayat deneyimini o kadar ustalıkla sahneye taşımış ki; bizleri iki saat süreyle izlediğimiz seyirliğin içine çekti. Sahnede gerçekten Seyfi Dursunoğlu vardı sanki ve bize bilmediğimiz ya da görmediğimiz, duymadığımız yönlerini, hatıralarını, Huysuz olabilmek için geçtiği yolları anlattı. Kah güldük kah ağladık... bazen boğazımıza bir yumruk oturdu… Seyfi Dursunoğlu’nu; hayal edip hayat verdiği Huysuz Virjin karakterinin ötesinde bir insan olarak tanıdık oyun boyunca. Zaafları, istekleri, arzuları, korkuları, özlemleri ve rüyalarıyla bir insan… hepimiz gibi.. bizden biri… çocukluk yılları, aile hayatı, okul günleri, memuriyet yılları ve sahne ışıklarına kavuşmak için ödemek zorunda kaldığı bedeller ve ileri yaşlarda gelen şöhretle amacına kavuşma hazzı... aslında hepimizin farklı şekillerde kendi yaşantılarımızda karşılaşmış olduğu zorluklar ve başarılar gibi ama sahnede izlemek ve bir zamanların en popüler şovmenlerinden biri olunca mevzubahis, ortaya şahane bir seyirlik çıkmış..
Tıpkı Huysuz Showlarda izlediğimiz gibi seyirciye sataşan, yeri geldiğinde küfrü bile esirgemeyen, seyirciyle birlikte gülüp eğlenen, benim şahsen izleme fırsatını hiç bulamadığım ama gençlik yıllarımda televizyon ekranlarından izlediğim Huysuz’dan bir farkı yoktu..
Zaten asıl mesele de oyunun Huysuz Show’u artık televizyondan izleyemeyecek olduğumuz 2007 yılında başlıyor olmasıydı. Geleneksel Türk Eğlenceleri arasında yer alan Köçek ve Zenne kültürüne sahip bir toplumda, 21.yüzyılın hemen başlarından itibaren giderek artan baskıcı bir yönetim anlayışıyla, açık açık yasaklanmasa da aba altından sopa gösterilerek yapılan sansürdü asıl hikaye.
Belli bir kesimin yaşam alanına ve eğlence anlayışına müdahalelerin başlangıç noktalarından biriydi belki.. Televizyonun yerini önce cep telefonları aldı, sonra da dijital platformlar.. Fakat sadık televizyon izleyicisine sunulan eğlence programı da pek kalmadı günümüzde.. Gündüz kuşağı programları, spikerlerin görüş beyanlarından oluşan ana haberler sonrası 3 saati aşan sürelerde yayınlanan diziler ve futbol programları dışında genel izleyiciye hitap eden ne var? İşin en acı tarafı ise bu saydığım yayın gruplarının hepsi de bir şiddet sarmalından ibaret. Ve sonuç olarak; sokağa çıktığımızda gülümseyen birilerini görmek neredeyse imkansız..
SEYFİ BEY oyunundan çıktığımda, uzun bir süre yüzümden gülümseme silinmedi. Sanırım en çok da bana böyle hissettirdiği için oyunda emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim.
Anahtar Kelimeler: seyfi bey, huysuz virjin
0 Yorum