MAKALELER

Babaanem Yüz Yaşında -Tiyatro Adam

2013.01.23 00:00
| | |
3160

Berlin Duvarı’nın yıkıldığı günü unutamıyorum. Duvarın doğu yakasındaki sosyalist Alman askerleri batıda yaşanılan sevinç gösterilerine korku dolu gözlerle bakıyordu...


Tüm Dünyayı Yiyip Bitiren Sistemle Nereye Kadar?
 

Berlin Duvarı’nın yıkıldığı günü unutamıyorum. Duvarın doğu yakasındaki sosyalist Alman askerleri batıda yaşanılan sevinç gösterilerine korku dolu gözlerle bakıyordu. Televizyonlar yaşanılan bu olayı ‘özgürlük’, ‘yeni çağın başlangıcı’ olarak adlandırıp, Scorpions’ın ıslıkla çaldığı ‘Winds Of Change’ şarkısını durmaksızın seyircilerine dinletiyor, ‘Değişim Rüzgarı’ denilen aldatıcı sözler sanki insanlık tarihini muhteşem kılan ayrıntı gibi bizlere sunuluyordu. Peki gerçekten böyle miydi? Kapitalizm o güne dek çaresiz bir bekleyiş içindeyken, kandırdığı insanlarla ‘vahşi’ olma yolunda önemli başarı sağladı. Artık onu durduracak kuvvetler birer birer yok edilmiş, zenginin daha da zenginleştiği dünyada Berlin Duvarı’nı yıkan eller açlıkla, işsizlikle boğuşacaktı. Tiyatro Adam Arjantinli Yazar Roberto Cossa’nın ‘Babaannem Yüz Yaşında’ adlı oyununu sahneye koyarak insanlığı korkunç felakete doğru hızlıca götüren ‘vahşi kapital’ sistemi cesurca tiyatro sahnesinde eleştiriyor. 

Sosyalist tiyatro yazarı Roberto Cossa, 1934 yılında Buenos Aires’de dünyaya geldi. Arjantin’deki askeri diktatörlüğe başkaldıran duruşuyla, Küba’nın efsane başkanı Fidel Castro’yla kurduğu dostlukla kendi çizgisini belirleyerek, sosyalist ahlak içinde eserler üretti. Tiyatro Adam’ın Zafer Algöz yönetiminde sahneye koyduğu ‘Babaannem Yüz Yaşında’ oyununu 1977 yılında yazdığında dünyaca tanınmış bir isme dönüştü. Ülkesindeki dikta rejimine karşı ‘özgür sanat’ kampayasını başlatıp kurduğu tiyatroda faşizme karşı yılmadan mücadele sürdürdü. Özgürlüğe düşkünlüğüyle bilinen yazarın oyunları filme de çekildi. Ülkesinin demokrasiye geçişinde yazdığı oyunları, filmleri toplumal alanda etkili olmuştur. 

 

 

Yazının başında bahsettiğim konuya geçmeden önce ‘Babaannem Yüz Yaşında’ oyunundan bahsedelim. Buenos Aires’in varoşlarında işçi bir ailenin yaşamını anlatan eserde pazarcılık yaparak yaşamını devam ettiren bir aile reisinin evini geçindirebilmek için nelerini feda ettiğini görürüz. Evde sözde müzisyen kardeş, dini duyguları ağır basan abla, kocasına sadık eş, parasızlık yüzünden kötü yola düşmüş küçük kız ve konunun temeli, doymak bilmeyen, durmaksızın yiyen yüz yaşında babaanne yaşamaktadır. İşçi adamın tek derdi vardır, evine yiyecek yemek götürebilmek, doymak bilmeyen babaanneyi doyurabilmek! Tabi bunu yapabilmek için günde on altı saat çalışmak zorundadır. 

 

 

Babaanne Metaforu Üzerinden Kapitalizm! 

Yazar Roberto Cossa, babaannenin doymak bilmeyen iştahını, kapitalizmin insanları eriten sistemine benzetmiş. Eve giren para sanki midesi delik bir canavar tarafından devamlı yutuluyor. İşçi baba evini kurtarmaya çalışırken olaylar çığrından çıkıp tüm evi esir alıyor. Babaanne, işçi babanın evinde yaşayan insanları; ev içindeki eşyaları; hatta torununun mesleğini bile hayvanca bir şekilde yiyebiliyor. Yazarın vahşi kapitalizmi ironik şekilde bizlere sunduğu gösteride günümüz dünyasıyla yüzleşiyoruz. Borçlarını kapatabilmek için evini satan, eşini, işini, çocuğunu kaybeden babanın dramı sanırım şu anda bu yazıyı yazarken Türkiye’de ya da dünyanın her hangi noktasında yaşanıyordur. Yazarın akıl dolu anlatım tekniği, emeğiyle insanca yaşamak için mücadele veren karakterleri bizlere gösteriyor. Kazanılan para yetmeyince evdeki herkes çalışmaya, eve para getirmeye başlıyor. Dört kişinin getirdiği para ortaya konuluyor ve sadece temel ihtiyaçlar için harcanıyor. Bu anlattığım eminim yine yabancı gelmemiştir. Türkiye’deki  ailelerin çoğunluğu böyle yaşamıyor mu? Evin tüm bireyleri günde en az on iki saat çalışıp paralarını birleştirerek hayatlarını sürdürmüyorlar mı? 

 

 

Zafer Algöz’ün Ekibi Harikalar Yaratmış! 

Carmelo rolünde Fatih Koyunoğlu işçi babanın yaşadıklarını olağanüstü aktarıyor. 2012/2013 sezonu içinde izlediğim en iyi erkek oyunculardan birisi. Carmelo’nun Kapitalizmin acımasızlığı karşısında tek başına savaşması, fakat sonunda bedeninin bu yorgunluğa yenik düşmesi, Fatih Koyunoğlu’nun etkili performansıyla herkesi derinden yaralıyor. Babaanne’de Aşkın Şenol’a bütün övgüleri yazsam az kalır. Oyunun ‘mihenk taşı’ karakterinin neyi temsil ettiğini bilerek rolüne eğilmiş. Maria’da Ayça Koyunoğlu, Aynula’da Şebnem Bilgeer, Chicho’da Berk Yaygın, Marta’da Deniz Güzelmeriç, Don Francesco’da Çetin Kaya iki perdelik gösteride muhteşem performans ortaya koyan isimler. Yönetmen Zafer Algöz’ün ‘babaanne’ olgusu üzerinden insanların suratına çarpan tokatını hissediyoruz. Böylesi akıcı oyun ortaya koyan Algöz, bir an önce televizyon dizilerini bırakıp bütünüyle tiyatroya eğilmeli.


 
Yazının başına dönersem eğer... Berlin Duvarı yıkıldığında insanlar özgür, zengin demokratik bireyler olacaklarını düşünmüşlerdi. Halbuki kapitalizm insanları zehirleyip özgürlük vaatleriyle kandırdıktan sonra, Cossa’nın oyununda olduğu gibi daha fazla insanlık trajedileri yarattı. Tiyatro Adam’ın ‘Babaanem Yüz Yaşında’ oyununa mutlaka gidin. İçinde yaşadığımız dünyayla tiyatro sahnesinde yüzleşin! 

Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.com 

Anahtar Kelimeler: Babaanem Yüz Yaşında, Tiyatro Adam



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir