
Türkiye Gerçeğine Ayna Tutan Bir Oyun!
Tiyatro Formül, Bulgar asıllı Yazar Gerhard Borris’ in ‘Yükselişten Sonra’ adlı oyunuyla tiyatro yolculuğunu sürdürüyor. Amerika’da büyük ilgi gören, halen birçok tiyatroda gösterimlerini sürdüren oyun, güncel yapısıyla eskimeyen bir konu. Amerikan sanat dünyasında dönen iki yüzlü olayları cesurca anlatan olaylar, Sedat Küçükay’ın yönetiminde seyircisiyle buluşuyor. Türkiye Tiyatrosu’nun duayen isimi Özdemir Nutku’nun Türkçe’ye kazandırdığı eserde kalabalık bir kadro karşımızda.
29 Haziran 1940’da Amerikan Kongresi, Amerikan hükümetinin devrilmesini savunmayı ve hükümet alehinde propaganda yapılmasını suç haline getiren bir yasayı kabul etti. Ülkedeki komünist kişi ve kurumları araştıran Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komitesi (HUAC), yazarları, müzisyenleri, eğitimcileri, tiyatrocuları, oyuncuları, sinemacıları... onlarca insanı sorguladı. Hollywood’un bilinen isimlerinin sorgulanması ülkede içten içe büyük tepkilerin oluşmasına neden oldu. Oyun bu sorgulanmaların belkide en büyüğü olan Oscar Fisher (Arthur Miller) dosyasını yeniden gözler önüne sererken, Türkiye’de yakın zamanda yaşanılan bazı sisyasi olaylara göndermelerde bulunuyor.
2005 yılında George Clooney ‘Good Night and Good Luck’ adlı filmle, 1940’lı yıllarda ABD’de yaşanılan ‘cadı avı’nı beyaz perdeye aktarmış, üzerinden altmış beş yıl geçmesine rağmen film epeyce dikkat çekmişti. Senator Joseph McCarthy’ nin başlattığı, toplumun neredeyse muhalif olan her kesiminin ‘komünist’ olmakla suçlandığı filmde, bir televizyon kanalında çarpıcı haber programları hazırlayan Edward R. Murrow ve Fred W. Friendly ikilisinin cesur hayatı etkileyici karelerle anlatıldı. Gerhard Borris’ in ‘Yükselişten Sonra’ oyunu filmde geçen konuyla benzerlikler gösteriyor. Bir döneme damgasını vuran olaylar seyirciye anlatılıyor.
Faşizm Sanatı Esir Alırken!
Konuda Oscar Fisher, Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komitesi (HUAC) tarafından ‘Komünist’ olmakla suçlanınca en yakınındaki Cecil Dryer ve Jack Roots, Fisher’i kurtarmak için sinsi bir palan hazırlar. O dönem ülkede çok ünlünen seksi oyuncu Mary Ann Parker’ la Oscar Fisher’ in yapacağı bir evlilik, ünlü yönetmene yöneltilen iddiaları asılsız bırakacaktır. Öncelikle bu durumu kabul etmeyen daha sonra yaşayacaklarını gözönüne alıp fikrini değiştiren Fisher; eşinden, eski arkadaşlarından, fikirlerinden vazgeçip tüm olaylardan habersiz olan seksi oyuncuyla evlilik yapar. Konu Arthur Miller’in hayat öyküsünün birebir kopyasıdır. Marylin Monroe ile yaptığı evliliğin ardında yatan gerçekleri aktaran olaylar, Gerhard Borris’in Miller’la olan sanatsal çekişmelerinin bir ürünü olarak ortaya çıkmış. Arthur Miller, komünist olmakla suçlandığı yıllarda Hollywood’un en seksi kadın oyuncusuyla evlenir, komitenin kendisiyle ilgili aldığı kararı bertaraf eder. Miller yaşadıklarının yanında komitenin karşısına çıktığında kendisinden istenilen isimleri asla vermez. Oyunla kurulan bağlantı aslında Miller’ın hayat öyküsüyle birebir benzerlik kuruyor; fakat oyunun yazarı kendi karakterine Miller’ın yapmadıklarını yaptırtıyor. Arthur Miller ve Marylin Monroe konunun görünmeyen kahramanları.
1947 yılında başlayan ‘Huac Soruşturması’, ‘Hollywood Onluları’ diye adlarını duyuran (11 kişiydiler fakat Bertolt Brecht ülkeyi terk etti) John Howard Lawson, Dalton Trumbo, Herbert Biberman, Albert Maltz, Alvah Bessie, Samuel Ornitz, Adrian Scott, Ring Larner, Lester Cole, Edward Dmytryk, Amerika’daki sanatçı kıyımının bilinen isimleridir. Marksist oldukları için işlerinden olmuş, hatta birçoğu ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır.
Konu böyle bir atmosfer içinde ilerlerken Yönetmen Sedat Küçükay oyununu güzel bir noktadan işlemiş. Seyircinin konuya ilgisiz kalması neredeyse imkansız! Perdeye yansıtılan görüntülerde Oscar Fisher’ in televizyon kanalında yaptığı röportajı izliyoruz. Röportaj sırasında sorulan sorular sahnede detaylarıyla seyirciye gösteriliyor. Fisher’in yanıtlarını dinleyenler ünlü yönetmenin ne kadar doğru ya da yanlış hayat sürdürdüğünü tüm çıplaklığıyla anlıyor. Ayrıca çapraz sorgu içinde kalan seyirci için konu inanılmaz akıcı pozisyona dönüşmüş. Sahne geçilerindeki başarı, dekorun ve ışığın konuya işlevsel katkısı Sedat Küçükay’ın harkulade bir iş yaptığının en büyük kanıtı.
Özcan Alpar, ‘Oscar Fisher’ in çatışmalı hayatını sakin, sessiz; ama sanki her an patlamaya hazır bir bomba etkisiyle canlandırmış. Seyirci onunla beraber müthiş bir gerilimin içine giriyor. Alev Aykent, Mary Ann Parker’da doğal güzelliğini karakterinin bedeniyle birleştirmiş. Yani bir ara Marylin Monroe’nun o gereksiz sinir krizlerini, ucubucağı belli olmayan saçma isteklerini sahnede gördüm. İki oyuncu da çok başarılılar. Selma Yaymacı ‘Helen’ in dürüst duruşunu sade bir şekilde sunmuş. Kubilay Erdelikara, Erdoğan Bayrakoğlu konuda sivrilen diğer isimler.
‘Yükselişten Sonra’ Amerika’da yaşanılan karanlık bir dönemi aydınlatırken, aslında Türkiye’nin politik gündemine ayna tutuyor. Muhalif oldukları için işinden olan sanatçılar, gazeteciler, eğitimciler, oyuncular şu an ülkenin en bilindik gerçeği. Sedat Küçükay’ın cesur yönetimini ve başarılı kadroyu mutlaka izleyin. Gösteri Kadıköy Cadde Bostan Kültür Merkezi’nde...
Anahtar Kelimeler: Tiyatro Formül, Yükselişten Sonra
0 Yorum