
Türkiye Tiyatrosu’nda Bir Gerilim Komedisi!
Tiyatronun toplumsal alanda günden güne tırmanışa geçtiği şu günlerde birbirinden ilgi çekici oyunlar sahnemizde boy gösterirken “Çamur’dan Tiyatro” Kenan Ece ve Mustafa Üstündağ ikilisinin kurduğu yeni bir grup. Engin Alkan’ ın yönetiminde Türkiye’de ilk kez Norman Lock’ un ‘Islah Evi’ oyununu ‘Çamurdan Tiyatro’ nun çarpıcı kadrosundan izliyoruz. ‘Tiyatro Ödülleri 2012’de ‘Yılın En İyi Yönetmeni’ ödülünü alan Engin Alkan, son on sene içinde izlemediğimiz tarzda bir konuyu tiyatro seyircisine sunmuş. Enteresan yapısıyla dikkatleri üzerine çeken oyunda Didem Balçın, Kenan Ece ve Mustafa Üstündağ sahnede yer alan isimler.
Norman Lock, Amerikalı oyun ve öykü yazarı. YKY Yayınları tarafından yazarın ‘Joseph Cornell'in Operaları’ ve ‘Göçmenler’ adlı eserleri Türkçe’ye çevrilmiş. Edebiyat dünyasında pek tanınmış bir isim olmayan Lock, kendine özgü oluşturduğu konu yapılarıyla biliniyor. 21. YY insanının psikolojik derinliklerini ele alan yazarın üslubu çağdaşlarına pek benzemiyor. Toplumsal kuralları hiçe sayan ‘Göçmenler’ ile ‘Islah Evi’ yazarın dünyaya bakış açısını açıkça gösteren önemli iki eseri. Amerika’ nın iki binli yıllarda yaşadığı ‘Medeniyetler Çatışması’ olgusundan hareketle, insanların görmek istemediği ‘öteki dünya’yı sorgulayan Norman Lock, ‘Islah Evi’nde kendi iç dünyasından –zorla- çıkarak dünyayı sorgulamaya başlayan bir çifti bizlere göstermiş.
İnsan Güçlendikçe Zayıflıkları Büyür
Oyunda, Marion ve Carl olağanüstü zengin yaşam süren mutlu bir çifttir. Carl, reklam şirketinde metin yazarı olarak çalışıp, Amerika’da insanlara sunulan ürünleri pazarlayan başarılı iş adamı; Marion ise kendi kuralları çerçevesinde toplumdan kopuk bir yaşantının içindedir. Bir gün bu çiftin evine davetsiz misafir Steve gelir. Marion, Carl’ın arkadaşı olduğunu düşündüğü Steve’e evini açar, Carl ise karısının arkadaşı olduğunu düşündüğü kişiye evlerinde kalması için teklifte bulunur. Fakat Steve onların tahmin ettiği gibi bir dost, arkadaş değil; ‘zengin-fakir’ çatışması içinde insanları diğer dünyanın nasıl olduğunu gösterecek bir isimdir. Steve akıl ruh sağlığını kaybederken, aslında toplumun nasıl dejenere olduğunu bizlere anlatmaktadır. Kim olduğunu bilmediği insanla aynı evi paylaşan Carl, tehdit ve işkenceyle eşi Marion’u Steve ile paylaşmak zorunda kalacaktır. Konu komedi ile başlayıp ilerlerken gerilimin sahneye yansıması, seyirciye bulunduğu dünyanın çirkinliklerine gülme fırsatı tanır. Sahnedeki isimlere bakanlar kendi dünyalarını görür ya da farkına varmadan vahşi kapital sistem içinde kendilerini izler. Zenginlerin ahlak yoksunu yaşamları, orta sınıfın ‘ben merkezci’ küçük dünyaları, fakirlerin zengin insanlarca nasıl yönetildiği konunun ana hatları. Gitgide zenginleşen bir çiftin aslında ne derece zayıf karakterlere dönüştüğü oyunun sonlarında net biçimde anlaşılır.

Didem Balçın Sahnede Büyülüyor
‘Carl’ rolünde Mustafa Üstündağ’ın komediyi ön plana çıkaran çarpıcı yorumunu görüyoruz. Pasif karakterinin ölüme doğru yolculuğunda ve gösterinin şaşırtıcı sonunda komedi onunla şekillenmiş. Kendisini tiyatro sahnesinde daha fazla izlemek lazım. Kenan Ece’ nin psikopat ‘Steve’ yorumu konudaki çatışmayı yaratan önemli bir ayrıntı. Özellikle zengin insanların aykırı hayatlarına yapılan eleştirilerde oyuncunun etkileyici karakter analizi ön planda. İlk sahneden son sahneye kadar güzel bir performans izliyoruz. ‘Marion’ karakterinde çok isabetli bir seçim yapılmış. Didem Balçın oyunun temposunun düştüğü bölümlerde tek başına sahnede devleşiyor. Gerilim komedisinin oluşumunda Didem Balçın’ın oyuna katkısı inanılmaz. Öylesine muhteşem bir psikolojik analiz yapmış ki, ‘Marion’ her anlamda sahde yer edinmiş. Komedi-gerilim ikileminde oyuncunun beden gücü sahneye çok iyi yansıyor. Sezon içinde izlediğim ‘en iyi kadın oyuncu’ diyebilirim. Ekip içinde en etkili, sivrilen isim.
Engin Alkan için her zaman söylüyorum ve yinelemekte beis görmüyorum; Türkiye’nin en çağdaş yönetmeninden yine etkili bir oyun ortaya çıkmış. Son on sene içinde tiyatromuzda ‘Gerilim Komedisi’ izlediğimi hatırlamıyorum. Ayrıca 2012 dünyasının bu kadar net eleştirildiği bir metinle karşılaşmak şaşırtıcı! Engin Alkan kendisine yakışır biçimde başarılı bir prodüksiyon ortaya koymuş. Ama oyunda takıldığım iki önemli nokta var. Birincisi, neden evin odaları demir parmaklıklarla anlatılmış? İkincisi, sahne geçişlerinde dekor kurulumları süresi uzun değil mi? Bu iki küçük takıldığım nokta dışında tiyatro seyircisini dört dörtlük bir gösteri bekliyor.
‘Islah Evi’ 28 Kasım 2012 Çarşamba - 3 Aralık 2012 Pazartesi - 10 Aralık 2012 Pazartesi - 17 Aralık 2012 Pazartesi - 24 Aralık 2012 Pazartesi - 20:30 - Garaj İstanbul’da izlenebilir...
Anahtar Kelimeler: ıslah Evi, Çamurdan Tiyatro
0 Yorum