MAKALELER

Dikkat Aile Var - Tiyatro Balans

2026.09.04 00:00
| | |
275

Paylaş:
Haluk Işık’ın Dikkat Aile Var! adlı oyunu, ilk bakışta kahkahayla açılan bir ev kapısıdır. İçeri girince ise o kapının arkasında mahkeme koridoru, banka gişesi...

Tesbih Taneleri Dağılsa Bile Ev Hâlâ Evdir! / YAŞAM KAYA

Haluk Işık’ın Dikkat Aile Var! adlı oyunu, ilk bakışta kahkahayla açılan bir ev kapısıdır. İçeri girince ise o kapının arkasında mahkeme koridoru, banka gişesi, sahte ajans masası ve televizyonun cızırtılı ışığı durur. Tiyatro Balans’ın Metin Karaman yönetiminde Türkiye’yi dolaştırdığı bu trajikomedi, aileyi yıkmak için yazılmamış, tam tersine: aileyi, üzerine yağan her şeyin altında hâlâ ayakta kalan tek çatı olarak göstermesi için var etmiştir.

Oyun, Haşim Onur’un ağzından kurulur. Dürüst bir banka arşiv memuru, emekliliğine üç ay kalmış bir adam, yargıç karşısında ailesini anlatır. Anlatırken kızmaz yalnızca; utanç, şefkat ve şaşkınlık aynı cümlede durur. “Biz iyi bir aileydik,” der. Bu cümle oyunun bütün ağırlığını taşır. Çünkü Işık, iyi aileyi masal gibi resmetmez. Kira da olsa evin onların olduğunu, damı aksa bile o evin onların kaldığını, eski koltukların üstünde yeni bir sevginin oturduğunu söyleyen o açılış şarkısı, nostalji değildir. Bir ölçüdür. Sonradan dağılacak olan her şey, önce bu sıcaklığın içinde mümkün olmuştur.

Dağılma, evin içinden değil evin dışından gelir. Oğul, ekrandaki mafya dizisinin gölgesinde “Örümcek Şaban” olmayı ister. Kız, manşete çıkmayı, taç giymeyi, “2026 güzeli” ilan edilmeyi bir hayat planı sanır. Anne, çocuklarının bu parıltılı hayaline yetişmek isterken eşinin dünyasıyla kendi korkusu arasında sıkışır. Banka ise kartı tencere tava satar gibi uzatır: bir imza, sonra “paracıklar gelsin.” Işık’ın en keskin gözlemi buradadır. Felaket, bir gecede gelen ahlaksızlıktan çok, kolay vaadin aile masasına kurulmasıdır. Televizyon hayal üretir, kredi o hayali peşin satar, ajans ve sahte “büyük abla” ise peşini tahsil eder.

Sahnedeki mizah bu yüzden ucuz değildir. Tilki Metin’in kod adı dağıtması, ajans sahibinin Las Vegas’a uçması, müdürün isimleri karıştırması, “ocak yanması” üzerine yapılan o acı şaka… Hepsi güldürür. Ama gülme, seyircinin kendi evini hatırlaması içindir. Baba, ailesinin imzasını dosyada görünce evine nasıl gittiğini bilmez. “Sahi nedir bir ev?” diye sorar. Oyunun en temiz cümlesi belki de budur. Ev, iki oda bir salon değildir. Kapısı sevgi, bacası mutluluk olan yer; ekmeğin bölüşüldüğü, derin bir “of”un çekildiği yerdir. Işık bu soruyu sorduğunda oyun, hicivden ailenin ontolojisine geçer.

Son perdenin banka sahibinin gelip suçlamaları geri alması, dramaturgi olarak bir ferahlama kapısıdır. Kimileri bunu fazla yumuşak bulabilir. Oysa metnin asıl merhameti orada değil, Haşim Onur’un intiharın eşiğinden dönüp hâlâ “onlar benim ailem” diyebilmesindedir. Çocuklar affedilmek ister. Anne “her şey ailemiz için daha iyi olsun diye düşündüm” der. Baba, “yanlış anlamayın, hâlâ çok seviyorum” diye bitirir. Aile burada masumiyet belgesi almaz. Hata yapmıştır. Borca girmiştir. Birbirinden habersiz iş çevirmiştir. Ama dağılmış tesbih taneleri bile, ip kopunca birbirini arar. Oyun bunu sentimentalize etmeden, mahkeme çerçevesinin soğukluğu içinde söyler.

Yönetmen Metin Karaman’ın kadrosu bu dengeyi taşıyacak isimlerden kuruludur. Suna Yıldızoğlu’nun sahne tecrübesi annenin hem gülünç hem kırılgan yanını tutabilir. Selahattin Taşdöğen’in ağırlığı, Haşim Onur’un “geri kafalı” denilen ama evine namusuyla ekmek götüren duruşuna yakışır. Mehmet Elmas, Öyküm Karaman, Ebru Yıldız ve Metin Karaman’ın çoklu rollerle kurduğu tempo, metnin şarkılı, sıçramalı, mahkemeden ev içine, ev içinden bankaya geçen ritmini ayakta tutar. Bu oyun “usta kadro”yu vitrin diye kullanmaz; halk sahnesinin bildiği dili, yani doğrudan hitabı, koro şarkısını ve tipi büyütmeden oynanan karakteri tercih eder. Anadolu turnelerinde yıllardır dolaşmasının sebebi de budur: seyirci kendini sahnede tanır.

Dikkat Aile Var! medyayı, kredi rejimini ve şöhret endüstrisini suçlar; bunu yaparken aileyi müzeye kaldırmaz. Aileyi, üzerine yük binen ama çökmemesi gereken kurum olarak hatırlatır. Kurumaz çiçek, sıcak fasulye tenceresi, kira da olsa “bizim” olan ev… Bunlar muhafazakâr slogan değildir. Bir hayat biçiminin, yani birbirini taşımanın adıdır. Haşim Onur’un adı tesadüf değildir. Oyun, onuru bireysel bir gurur olarak değil, yuvayı ayakta tutan son kiriş olarak koyar.

5 Eylül Cumartesi akşamı saat 20.45’te Yalova Belediyesi açık hava sahnesinde bu kiriş yeniden görülecek. Açık havada, yazın son sıcaklığında, ailenin hem dağılabilen hem toparlanabilen yanını izlemek için doğru yer ve doğru saattir. Gidin. Gülerken evinizi düşünün. Düşünürken de şunu unutmayın: Işık’ın oyunu aileyi uyarmıyor yalnızca. Ailenin hâlâ mümkün olduğunu, borç, şöhret ve sahte vaat dağıldıktan sonra bile mümkün olduğunu söylüyor. Tesbih taneleri yere düşer. İp durduğu sürece yeniden dizilir.

[email protected]

Anahtar Kelimeler: Metin Karaman, Tiyatro Balans, Dikkat Aile Var, Yaşam Kaya



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir