MAKALELER

Cinsel Karmaşadan Fışkıran Lav

2023.03.08 00:00
| | |
1836

Şiddet, cinsel semboller, taşkın dürtüler kadar eşcinsel, biseksüel kimliklerin gelişiminde anne faktörünün etkisi de başarıyla sahneye taşınmış...

“Cehennemde yanacaksınız. İçi lav dolu kaynar kazanlara atılacaksınız.Bir tek kafanız dışarda kalacak.Acının her anını hissedeceksiniz.
Derileriniz yüzülecek.
Bir et parçası olarak o kazandan çıkacak, camların üzerinde yürütülecek siniz.
Elleriniz, ayaklarınız çivilerle
 kazıklara çakılacak.Güneşin altında kuruyana kadar bekleyeceksiniz.Bunların her birini yaşarken bir tek kafanıza bir şey olmayacak ki ne yaşadığınızı bilin, neden 
bunları yaşadığınızı düşünün…”

"Lav"ı izlerken Rocha Test kartları geçti gözümün önünden.Kan, kesik, ufunetli bir yara, örümcek, kurbağa, yılan, solucan, baykuş hayalleri arasında kaldım yeniden.Ürperdim.

Ve birden İrina Nikolayevna Arkadina'yı hatırladım. Amanda Wingfield'i de.

Ya Tom Wingfield ile oyun boyunca yaşadığım özdeşim, yoksa yüzleşme mi, demeliyim?

"Lav"da baskın, otoriter, yasakçı, dediğim dedik, sürekli korkutan, tehdit ve iğdiş eden, suçlayan bir annenin iki çocuğuna uyguladığı duygusal ve fiziksel ezimlerden yola çıkılmış.

Şiddet, cinsel semboller, taşkın dürtüler kadar eşcinsel, biseksüel kimliklerin gelişiminde anne faktörünün etkisi de başarıyla sahneye taşınmış.

Serdar Saatman'ın yazıp yönettiği, dekor tasarımını Oğuz Şahin, koreografisini Sibel Sürel'in, müzik tasarımının Zümrüt Şahin, Metehan Erdoğan'ın gerçekleştirdiği, Tiyatro Oyun Kutusu yapımı "Lav", bana göre, gerek konusu ve gerekse üst düzey oyuncu performanslarıyla sezonun, kuşkusuz en etkileyici, cesur hatta çok cesur oyunlarından biri.

Kaan Kurtoğlu, Yağmur Peşkircioğlu, Sevcan Yaman, Kemal Okan Özkan yaşar kıldıkları karakterleri o kadar sahici ve inandırıcı bir biçimde ele alıp yorumlamışlar ki...ve oyunda rol alan Ajda isimli güzel  kız sahnede son derece rahat bir oyunculuk sergileyip, finalde de alkışını alıyor.

Gerilim, şiddet, kan, korku, dizgin tanımaz bir öfkeye eşlik eden libido taşkınlığı, kin bazen komedi bazen trajedi unsurları ön plana çıkartılarak sahneye taşınmış.

" Bir anne çocuğunu öldürüp onu kendi elleriyle gömebilir mi? Sırf beğenmediği için...,
sırf gömdüğü yerden kendi istediği gibi bir çocuk  çıksın diye… Babamı da sen öldürdün. Bizi öldürdüğün gibi. Anne! Anne! Yüzüme bak.
Beni öldürdün cesedimi kendi içime gömdün! 
Burama gömdün. Çıkar şunu artık içimden. Çıkarsana.Yüzüme bak..." 

Sosyopat anne Hatice'nin, bipolar kişilik bozukluğu içinde cinsel ve duygusal sarsıntılar yaşayan kızı Alev, sürekli olarak erkek kimliğini annesine kanıtlama ihtiyacı içinde kıvranan, narsist duygu bozuklukları kadar, iç dünyasında saklı meddü cezirleriyle yaşamaya tutsak Bahadır... Ruh atlasında yalandan yalana sıçrayan genç jigolo.

Olabildiğince donuk, olabildiğince parlak siyah, kırmızı, pembe renkler...Alev ve Ajda'nın aynı kumaştan dikilmiş kostümleri...

" Arkanı dön ve çık..istenmiyorsun artık...bir zamanlar sen de bana acımadın, yalnız kaldım..."

Bir zamanlar çocuklarına acımayan, onları yalnız bırakan, korkutan, aşağılayan Hatice'ye rağmen, tıpkı o şarkıda olduğu gibi"  Yıkılmadım, ayaktayım, yaşadım...yaşıyorum.Başım yukarıda meydan okuyorum hayata ve sana ", diyen Alev ve Bahadır.

Isırılmış elmada taze kan izleri...kelepçe, kırbaç.

“Asla günahlarınızdan arınamazsınız. Günahlarınızın cezasını çekeceksiniz."

Herkes bu kara komedinin içinde bir kurban aslında ve herkes bir cellat.Herkes bir diğeri için tuzak ve yara.

Madem insan günahkardı, lanetlenmişti...sayrı dolu bir dünyada çekmeliydi cezasını.Öyle de oldu zaten.

Hatice, Alev, Bahadır kabus gibiydiler.Kan, irin, nefret, korkulardan oluşan bir kabus.

Çöplüğün içinde inşa edilen malikanede sadece acı ve yüzleşilmemiş korkular, bedeli ödenmemiş yalnızlıkların beslediği cinsel sarsıntılar vardı...ve mutsuzluklar.Fonda Ajda Pekkan, Donma Summer, Justin Timberlike şarkıları.

"Son Zenne"," Seksshop", "Ölü Kadınlar Derneği", " Portakallı Kek" in ardından Serdar Saatman yine çok başarılı bir çalışmaya daha imza atmış.

Kısaca "Lav", sahne üstü trafiği, içinde yaşayan karakterlerle tam bir uyum içinde olan dekor, kostüm, müzik, ışık tasarımları, ciddi kişilik bozuklukları yaşayan dört farklı karakteri eksiksiz ve abartsız, en sahici biçimiyle yorumlayan oyuncuların ( özellikle Hatice rolünde bir Sevcan Yaman var ki ) başarılı performanslarıyla sezonun yüz akı oyunlarından biri.İzlemenizi öneririm.

Anahtar Kelimeler: lav



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir