
Alper Angın'ın yazdığı, Tolga Yeter'in yönettiği VUSLAT adlı oyunda Nilgün Kasapbaşoğlu'nun resital tadındaki oyunculuk gösteriminin giderek gerçek bir virtüöziteye dönüşen benzersiz, etkileyici yorumunu, 'özellikle' izlemenizi öneririm.
Tek başına hayata, eril dünyanın kurallarına karşı koymaya çalışan bir kadın duruyordu az ötemizde...yüreği giderek soğmuş bir kadın.Bir kamyon kasasına yüklenmiş otuz beş yıllık umutlar, sevinçler, hayal ve hayat kırıklıkları, hüzünler, yorgunluklar vardı sadece...ve derin bir özlem.
" Bir kamyon kasası kadarmış her şey..."
Hicaz, hüzzam, suzinak makamında hatıralar arasındaydı ve biliyordu, artık itiraf zamanıydı vuslata az kalmıştı çünkü...belki bir hafta, en çok on gün.
Akıcı bir sahneleme, temposu bir an düşmeyen bir oyunculuk, sahneden yayılan duyarlık esintisi...içe işleyen bir melodram.Kısaca, VUSLAT !

Şimdi düşünüyorum da; Nilgün Özhan Kasapbaşoğlu, 23 Temmuz 1962'de henüz altı yaşında küçücük bir çocukken, Rumeli Hisarı'ında, Muhsin Ertuğrul'un sahneye koyduğu 'Macbeth'de Banguo'unun iki çocuğundan biri olarak ( Diğer çocuğu ise Vildan Gürelman canlandırmaktaymış ), beyaz tayt ve kırmızı pelerini ile surların tepesinde, sahneye adımını atmıştı ilk kez.
Geleneği, çağdaş, modern tiyatroyla birleştiren benzersiz oyunculuk tekniği, müthiş sahne hakimiyeti ve kimyası, yüksek kıratlı pırlanta değerindeki yorumculuğuyla Nilgün Kasapbaşoğlu yaşar kıldığı sayısız genç kız tiplemesiyle ikonlaşmış bir akris, hiç kuşkusuz. Nasıl tanımlasam, bir kadın ve tiyatro sanatıyla sürüp giden onurlu, başarılarla dolu bir hayat.Cesaretle, ısrarla, çalışarak geçip giden yıllar.Zaten hayat ve tiyatro ancak bu kadar birbirine dost ve sadık kalabilir, bu kadar gerçek ve duru olabilirdi.Adının önüne sayısız biyografiler, personalar ekledi her defasında; Bianca, Feride, Aysel, Sultan, Melahat, Saadet oldu.
Cemal Süreya'nın ‘derin deniz mavisi’ gibiydi sahnede.Bir ışık seli, gerçek bir grande dame.
Ve o oyunlar : 'Macbeth’, ‘ Hırsız Var’, ‘Ceza Kanunu’, ‘Altı Kişi Yazarını Arıyor’, ‘Titanya’, ‘Tombik’in Başına Gelenler’, ‘Baba’, ‘Ayışığında Şamata’, ‘Hırçın Kız’, ‘Sarı Naciye’, ‘Soytarı’, ‘ Salon Mutfaktır’,‘Balaban Ağa’, ‘Patavatsız Hanımefendi’, ‘Yedi Kocalı Hürmüz’, ‘Çil Horoz’, ‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’, ‘Kızım ve Ben’, ‘Sevdiğim Adam’, ‘Salon Mutfak’, ‘Düğün ya da Davul’, ‘Eşik’, ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’, ‘Üç Kuruşluk Opera’, ’Taş Bademler’, ‘Koca Dağlar Ağası’, ‘Eski Fotoğraflar’, ‘Haftabaşı’, ‘Trampacılar’, ‘Saadet Hanım’, ' Kördüğün'...
VUSLAT sanatsal niteliği, yaşama ve insana dair iletisi, sahnede yarattığı duyarlık rüzgarıyla, aktarma biçimiyle, derinlikli oyunculuk performansı, dengeli, özenli ve tekrara düşmeyen anlatımıyla birden çok kez izlenmeyi hak eden, iz bırakan bir yapım.
Künye :
Yazan: Alper ANGIN
Yöneten: Tolga YETER
Sahne-Kostüm Tasarım: Yelda SERBES
Işık Tasarım: Mahmut ÖZDEMİR
Ses Tasarım: Global Dubbing Center
Görsel Tasarım: The Smart Interactive
Yardımcı Yönetmen: Yalgın YETER
Reji Asistanı: Çağan Efe BÜYÜKAYDIN
Fotoğraf-Afiş Tasarım: Nihan ŞENOL
Dış Sesler: Aziz ACAR-Begüm ALINCA-Berna ADIGÜZEL–Bora SEÇKİN- Çağan Efe BÜYÜKAYDIN-Emel TEKTAŞ-Emrah AKŞIK-Hüseyin ZABÇI-İrem YÜKSEL-Mert AYDIN–Merve KARAKUL-Nazlı ÇETİNEL –
Nurkan TÖRÜN –Ömer Can ÇELEBİ-Sinem SEZER-Şensel UYKAL-Şeyla HALİS-Tara TOKEL-
Tolga YETER-Tuğba BİLİCİ-Vahit ATAN-Yalgın YETER-Yelda SERBES-
Anahtar Kelimeler: vuslat
0 Yorum