
" Hiç bilmezdim hayatın bir kamyon kasasına sığacak kadar olduğunu. Belki de 35 senedir aynı evde oturduğum için. Bence arada bir taşınmalı insanlar. Gerekmese de taşınmalılar. Kocaman kocaman anlamlar yükledikleri hayatlarının ne kadar küçük olduğunu anlarlar."
Alper Angın'ın yazdığı, Tolga Yeter'in yönettiği, Nilgün Kasapbaşoğlu'nun ustalıkla yaşar kıldığı " Vuslat "ın repliklerinde saklı kalmış o hayat üstü duyarlıkların tesirinden kurtulamadığımı ( ya da kurtulmak istemediğimi ) itiraf etmeliyim.
" Vuslat " kalbe dokunan, son derece başarılı bir tekst...gerçek bir melodram.Art arda gelen savruluşlar, hep o hüzün...bir fotoğraf karesinde dondurulup, sabitlenmiş, ağır aksak, bazen soluk soluğa yaşanmış, geçmiş zamanlar.

Oyun sonrası Alper Angın'a " Vuslat " ı sordum...söze hiç karışmadım bu defa, istedim ki eseri yazarından dinleyeyim ve noktasına, virgülüne dokunmadan size anlatayım.
" Ben 12 Eylül ihtilalinden sonra şehit olan 'tek' subayın oğluyum. Babam 32 yaşında şehit düşen Yzb. Ahmet Bülent ANGIN. Annem Ayfer Angın bu isme layık olabilmek için böyle bir hayat yaşadı ve ben Alper Angın 'babama layık, adam gibi adam olmak için' hayatı kendime dar ettim. Belki hatırlarsınız ' Vuslat 'ta bununla ilgili de bir replik var aslında..."
" Bilginiz var mı, bilmiyorum : Ankara'da tiyatro mücadelesine herşeye rağmen devam etmekte olan Tiyatro No:40 isimli bir tiyatro var. Ankara DT'nin usta oyuncusu Miraç Eronat'ın DT dışında destek verdiği, eşi Prof. Dr. Hakan Erbil tarafından kurulmuş bir tiyatro. Miraç Eronat 2024 yılında bir tek kişilik kadın oyunu sahnelemeye karar vermiş. Ellerinde olan bir tek kişilik erkek oyununu kadına çevirmek üzere DT çok değerli isimleri ile bir çalışma toplantısı organize etmiş. Bu kolektif süreçte tamamen tesadüfler sonucu ben de yer alma fırsatı buldum. Ne yazık ki çalışma sonucunda oyun erkekten kadına dönemeyecek kadar eril nitelikte çıktı. Miraç oradaki herkesi şaşırtan bir hamle yapıp bana döndü ve 'Alper bir kadın oyunu istiyorum ama öyle töre tecavüz filan değil. Şehirli bir winner kadın istiyorum. Hayata karşı durmuş ve kazanmış bir kadın. ama çok örselenmiş. git yaz gel dedi.' Toplantıdakilerin 'kim bu adam' bakışları arasında çıktım ve sanırım bir sonraki toplantıda adımı öğrenmek zorunda kalmalarına sebep oldum. Yazdığım oyun 'Vuslat'tı."
" Tek başına yel değirmenleriyle savaşan ve romanın aksine taş duvarları yenmeyi başaran, tek kişilik ordu sınıfından kadınları çok iyi tanırım. Çünkü ben 6 kendisi ve annem 32 yaşındayken ölen bir adamın, yürekli karısı tarafından büyütüldüm. Oyunun büyük bölümü annemin çıkmazlarını anlatır. Bunların herkese dokunacak türden kavgalar olduğunu bilecek kadar da çok yalnız anne tanıdım. Mesela eşim biz evlenene kadar kızıyla aynı yolları yürümüş bir kadın. Bir sürü akrabam, arkadaşım, eski sevgilim ve uzaktan hayatına şahitlik ettiğim kadınlar gibi."
" Ben zor bir hayat yaşayıp sonunda taşlaşan da çok kadın tanıdım. Anneannem, hatta belki biraz annem gibi. Ki oyunda onlar da var. Ben 'kadının kadına ettiği zulmü düşmanı etmez' dedirten çok kadına karşı verilmiş çok mücadeleye şahitlik ettim. Oyunda o kadınlar da var."
" Ve kadına, özellikle de dul kadına bakışları noktasında ortaklaşan, okumuşundan cahiline çok erkek tanıdım. Oyunda onlar da var. Sonuçta aklımdakiler kağıda döküldü ve 'Vuslat' ortaya çıktı."

" Vuslat'ın sahnelenmesine gelince : Uzaktan bir tanışıklığım olan Nilgün Kasapbaşoğlu'nun oyunumu okumasını ve eleştirilerini duymayı çok istemiştim. Bir şekilde kısmen bunu başardım. Nilgün Hanım okudu ama eleştirmedi. Kısmen demem o yüzden. Çünkü duyduklarımın tümü övgüydü. Yakın ilişkide olduğu çok değerli tiyatro insanı Tolga Yeter'in de okumasını sağladı. Nilgün Abla Şehir Tiyatroları'ndaki yolculuğunu pandemide sessiz sedasız bir jübile yaparak sona erdirmiş olmasına çok üzülüyordu. Tolga Yeter ise eşi Yelda Serbes ile birlikte güç verdikleri Karnaval Tiyatro'nun mücadelesine ara vermek zorunda kalmalarının üzüntüsünü yaşıyordu. Ben de İstanbul seyircisinin huzuruna çıkmayı çok istiyordum.' Vuslat ' herkesin derdine ilaç oldu ve bir anda çalışmalar başladı. ' Vuslat ' seyircisiyle buluştu."
" Kendi adıma şuan olduğum yer: Tiyatro benim hiç bilmediğim bir dünya. 49 yaşında durup dururken yazmaya başladım. Sadece çocukluk arkadaşım Zeki Gürdal Karaoğlu yaz dedi diye ve sevgili Miraç Eronat 'sen yazıyorsun haberin yok' diye yüreklendirdi diye atıldığım bir serüven. Emeklemeden koşmaya başlamanın şaşkınlığıyla her an, karşıma çıkan herkesten bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Bana itimat eden ve destek veren ustalarıma mahcup olmamaktan başka bir motivasyonum yok. Bir Nazım şiirini oyunlaştırmamı isteyen ve 50. sanat yılını benim oyunumla kutlayan Mine Acar'la, İstanbul'dan Ankara'ya gelip yazdığım ilk komediye yönetmenlik yapan Zeynep Eronat ile aynı afişi görmekten daha kıymetli ne olabilir ki? Ha bir de şey var! İçten pazarlıkçı, ketum biri olmayı hiç beceremediğim için dile getirmekten kendimi alı koyamıyorum; ben yazdıklarımın hiç tanımadığım insanların kalplerine dokunmasını ve bu yüzden beni alkışlarıyla ödüllendirmelerini çok sevdim."
" Sahnedeki ' Vuslat ' hayalimdekinin ne kadarıyla mı örtüşüyor ? ' Vuslat'ın Tolga Yeter rejisini, yazarken hayal ettiğime çok yakın buluyorum. Nilgün Kasapbaşoğlu'nun yorumunun ise benim hayal ettiğimden bile daha derin olduğunu düşünüyorum. Onların elinde oyunumun benim yazdığımdan daha güzel bir versiyona dönüştüğüne inanıyorum."
Perde açıktı.Işıklar çoktan kararmış, sadece sahne aydınlatılmıştı.Ahşap sandığa doğru yürüyünce, tahta zeminde oluşan ince çıtırtıları işittim.
Replikler git gide dağılıp uzaklaşırken, inci grisi bir ışık düştü dekora.Ürperdim.
Anahtar Kelimeler: vuslat, alper angın
0 Yorum