“Oyun” telaşlı bir hazırlıkla başlar
Kaos sonrası, iki kardeş ve bir grup genç Kelebek (!) ticareti yapar ve “yukardakilerin” tuhaf fantazilerini gerçekleştirdikleri partiler düzenler.
Anıları olan büyük kardeşin dünyanın kaosa teslim olmadan öncesine dair öyküleri vardır. Masum küçük kardeş ise hiçbir şey hatırlayamaz.
Öykülerini arayan yedi genç adam ve bir kadın bu yeni dünyada hayatta kalmaya çalışmaktadır.
Küçük bir çıkış yolu keşfederler ve “parti zamanı”.
“Peki şu Minotaur, kafası insan olan bir boğa mıymış yoksa kafası boğa olan bir insan mıymış?”
-Minotaur eski bir Yunan miti. Karmakarışık koridorlardan oluşan, labirent ismi verilen bir yere hapsedilmiş. Ayrıntılarını hatırlamıyorum şimdi ama Theseus denen herifin bu labirente, Minotaur’u öldürmeye gitmesi gerekiyormuş.
-Öldürmüş mü?
-Orası biraz karışık. Theseus bu yarı adam yarı boğa canavarı öldürmeyi başarsa bile girmiş olduğu labirentten çıkış yolunu bulması zormuş. Orda sonsuza kadar kalabilirmiş.
-Ne yapıyor peki?
-Labirente iple girer..Theseus ipin bir ucunu labirentin giriş kapısına bağlar ve yürürken yavaş yavaş ipi salar. Böylece işi bittikten sonra ipi takip edecek ve yolunu bulabilecektir…
-Minotaur’u öldürüyor mu peki?
-Evet.
-Peki şu Minotaur, kafası insan olan bir boğa mıymış yoksa kafası boğa olan bir insan mıymış?
-Ne fark eder ya?
-Minotaur sen olsan, çok fark eder…. Eğer bu Minotaur, kafası boğa olan bir insansa o zaman şu ipli herif Theseus onu öldürmekte haklıydı. Ama eğer Minotaur insan kafalı bir boğaysa o zaman Theseus onu öldürmek yerine onunla konuşabilirdi. Eminim ki labirentten Minotaur da kurtulmak isterdi tabii eğer insan kafalı bir boğaysa. İkisi birlikte, ipi takip eder, kurtulurlardı… “
Anahtar Kelimeler: Kürklü Merkür
0 Yorum