Belediyelerde Tiyatro Kurslarının Önemi

Belediyelerin açtığı tiyatro kursları yalnızca sahneye oyuncu hazırlayan çalışmalar değildir; kentte kültür hayatını besleyen, bireylerin sosyal ve kişisel gelişimine katkı sağlayan önemli eğitim alanlarıdır.
Son yıllarda birçok belediye, sanata verdiği destek ölçüsünde tiyatro kursları açmaktadır. Küçük ya da büyük ölçekli pek çok belediyede karşılaştığımız bu çalışmalar farklı biçimlerde yürütülmektedir. Bazı belediyeler kursları şehir ya da belediye tiyatroları bünyesinde gerçekleştirerek daha nitelikli ve sürekliliği olan bir eğitim ortamı oluşturmaya çalışırken, bazıları ise Halk Eğitim Merkezleri ile iş birliği içinde ya da bağımsız bir eğitmen aracılığıyla bu faaliyetleri sürdürmektedir.
Yaklaşık yirmi yıldır gerek belediyelerde gerekse Halk Eğitim Merkezleri ile iş birliği içinde yürütülen çalışmalarda tiyatro eğitmenliği yapıyorum. Bu süreçte binlerce öğrenciyle çalışma fırsatı buldum ve tiyatro kurslarının katılımcıların sosyal ve kişisel yaşamlarına sağladığı katkıları yakından gözlemleme imkânım oldu.
Tiyatro eğitiminin sağlıklı yürüyebilmesi için kursların yaş gruplarına göre düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. Çocuklar, ilk gençlik dönemi, üniversite gençliği ve yetişkinler için ayrı gruplar oluşturulduğunda hem eğitim süreci daha verimli ilerlemekte hem de katılımcılar kendilerine uygun bir çalışma ortamı bulabilmektedir.
Bir diğer önemli nokta ise kurslara öğrenci kabul sürecidir. Çok sayıda başvurunun olduğu durumlarda küçük bir eleme yapılması, eğitim kalitesini korumak açısından yararlı olmaktadır. Çünkü yüzlerce kişinin başvurduğu bir ortamda hem nitelikli bir eğitim vermek güçleşmekte hem de kursa gerçekten ilgi duyanlarla yalnızca merak edip denemek isteyenler arasında bir ayrım yapmak zorlaşmaktadır.
Tiyatro kurslarının sonunda mutlaka bir oyun sahnelenmesi gerektiği sıkça düşünülür. Oysa bu çalışmaların temel amacı yalnızca bir oyun çıkarmak değildir. Bununla birlikte eğitimin bir sahne uygulamasıyla taçlandırılması, süreci tamamlayan ve katılımcılar için önemli bir deneyim sağlayan değerli bir araçtır.
Bu tür kurslarda eğitime çoğu zaman sıfırdan başlanır. Bu nedenle verilen eğitimin bir konservatuvar eğitimi ya da ileri düzeyde profesyonel oyunculuk eğitimi olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. Amaç, katılımcılara tiyatronun temel araçlarını tanıtmak ve onları sanatla buluşturmaktır.
Bununla birlikte bu kurslar zaman zaman mesleki yönelimlere de kapı aralayabilmektedir. Özellikle gençler için düzenlenen kurslarda bazı katılımcıların tiyatroya daha derin bir ilgi geliştirdiği ve bu alanda ilerlemek istediği görülmektedir. Bu süreçte kimi öğrenciler konservatuvarlara ya da üniversitelerin tiyatro bölümlerine yönlendirilebilmekte ve sanat eğitimini meslek olarak seçme yolunda ilk adımlarını bu kurslarda atabilmektedir.
Eğitim programlarının yalnızca oyunculuk çalışmalarıyla sınırlı kalmaması da önemlidir. Tiyatro tarihi, drama, dramaturgi ve oyun incelemesi gibi alanlarla desteklenen bir program katılımcıların tiyatroyu daha bütünlüklü biçimde kavramasını sağlar. Eğitmenin bilgi ve deneyimine bağlı olarak oyun yazarlığı üzerine çalışmalar da yapılabilir. Bu tür çalışmalar sayesinde bazı kursiyerlerin oyunculuk yerine yazarlık ya da dramaturgiye yöneldiği de görülmektedir.
Bu kursların önemli kazanımlarından biri de katılımcılara kolektif çalışma bilinci kazandırmasıdır. Tiyatro çalışmaları bireylerin iletişim becerilerini geliştirir, kendilerini ifade etme yeteneklerini güçlendirir ve empati kurma becerilerini artırır. Aynı zamanda sanat ve kültür dünyasıyla daha yakın bir ilişki kurmalarına yardımcı olur.
Bununla birlikte bazı belediyelerin kültür–sanat çalışmalarına yeterince önem vermediği de görülmektedir. Pek çok alana bütçe ayrılabilirken, tiyatro kursları gibi kültürel faaliyetler için yeterli imkânın bulunmadığı ya da bu alanlara öncelik verilmediği sıkça dile getirilmektedir. Oysa kültür ve sanat çalışmaları bir kentin sosyal yaşamını güçlendiren önemli unsurlardan biridir. Yerel yönetimlerin bu alandaki sorumluluğu göz ardı edilmemelidir.
Yaşadığımız kentlerde bu tür çalışmaların artmasını istiyorsak, yurttaşlar olarak yerel yönetimlerden kültür ve sanat alanında daha fazla adım atılmasını talep etmek gerekir. Bir mahallede park yapılmasını istemek ne kadar doğal bir talep ise, belediyelerin tiyatro kursları açmasını ve sanat eğitimine alan yaratmasını istemek de o kadar doğal ve meşru bir istektir. Çünkü tiyatro yalnızca sahnede var olan bir sanat değildir; kentlerin kültürel yaşamını besleyen önemli bir kamusal deneyimdir.
Anahtar Kelimeler: yerel yönetimler, Belediye, tiyatro kursları
0 Yorum