
Ali Poyrazoğlu'nun oyunculuğunun yanında yönetmenliğini de üstlendiği, Laurent Baffie imzalı “Tak Tak Takıntı” adlı oyun İş Sanat'ta tiyatro severlerle buluşuyor. Galasına katıldığım oyunla ilgili küçük ve büyük bir çok anektot aktaracağım. Aslında yaşadığımız toplum içinde hepimizin birer takıntısı vardır. O hani batıl inanç dediğimiz davranışlarımız var ya (merdiven altından geçememek, sağ ayakla ilk adımı atmak, kara kedi görüldüğü zaman uğursuzluğuna inanmak…vs) bunların hepsi psikolojik sorunlarımızın olduğunun göstergesidir. Toplumumuz psikolojiyi kahve fallarında tedavi ettiği için “Obsesif Kompulsif Bozukluk” kavramına epey yabancı kalmıştır.
Oyunun konusuna geçmeden önce, “Obsesif Kompulsif Bozukluk” un ne olduğunu anlatarak kritiğe başlamalıyım.
"Obsesif Kompulsif Bozukluk” Takıntılı-titiz kişilik yapılarında olan insanlarda daha çok görülen bir hastalıktır. Saçma olduğu bilinmesine rağmen tekrarlayıcı davranışlar olabilir. Örneğin:kapı kilitlendiği halde defalarca kontrol edilir.Hatta yollardan işten dönülerek,bazen komşuya kontrol ettirilerek emin olunmak istenir.Ellerini bir kalıp sabunla yıkadıktan sonra hala temizlenmediğini düşünen şahıs, başına, tasdik için birini dikebilir...İçinden kutsal değerlere isyan-küfür gelen kişi , sürekli dualar okuyarak kendisini temizlemeye çalışır. Bazılarında çocuklarına-yakınlarına zarar verme korkusu ortaya çıkınca, onlarla yalnız kalmamaya çalışır.Kesici aletleri ortadan kaldırıp.hatta evden uzaklaştıranlar olur.Kimisi mikrop kapıp hasta olmaktan korkar. Bir yere dokunmaz. Ellerini sürekli temizler, eldiven kullanabilir. Peçeteyle kapıları tutabilir. Saatlerce banyoda tuvalette kalınabilir.Yanlış oldu diye defalarca ibadet edilebilir. Saatlerce abdest alınabilir. AIDS ın gündemde olduğu günlerde, güvenliksiz seksüel ilişki kuran insanlarda AIDS takıntısıyla sürekli muayene ve tahlil yaptırmalar baş gösterir. Bu tür hastalarda da takıntılarıyla ilgili kaygı ve stres düzeyleri yükselince panikatak ortaya çıkar.
Psikoterapi teknikleri içinde OKB'de en etkili bulunan yöntem bilişsel davranışçı terapidir. Bu yöntemde hastanın obsesif belirtilerinin artacağı endişesiyle uzak durmaya çalıştığı düşünce ve nesnelere giderek artan yoğunluk ve sürelerde maruz kalması ve kaçındığı durumların üzerine gitmesi sağlanır. Terapisti ile iyi bir işbirliği sağlayan hastalarda oldukça iyi sonuçlar veren bir tedavi yöntemidir. Oyundaki yöntem, grup terapisi üzerinden tedavi yöntemini aktarıyor.
Oyunun yazarı Laurent Baffie psikolojik tahlilleri yapmayı seviyor. Daha önce de Dostlar Tiyatrosu tarafından sahnelenen “Yarışma” isimli oyunda izlemiştik bu yazarı. Sevgili Umur Bugay'ın Türkçe uyarlaması ile Türk izleyeni oyunu pek sevmişti. 1985 yılında yazım yaşamına adım atan yazarın yeni dönem toplumsal sorunlara yaklaşımı, çağın güncel olaylarını ortaya çıkarıyor. Derin psikolojik tahlilleri ve tiyatral psikoloji anlayışı “Tak Tak Takıntı” da doruk noktasına ulaşmış durumda.
Oyunda altı (buna beş desek daha mantıklı olur) ayrı karakterin yaşadığı takıntı hastalığı gösteriliyor izleyene. Hastalar aynı günde, aynı saatte psikiyatr doktordan randevu alıyorlar. Ve tek tek doktorun kliniğine geliyorlar. Birbirlerinin takıntılarını gören hastalar, zor bir kaynaşma düzeyi geçirseler de ilerleyen anlarda git gide birbirlerine muhtaç olduklarını anlıyorlar. Bu zoraki tanışma serüveni belirli bir zaman sonra kendiliğinden oluşan danışma sürecini doğuruyor. Ortamdaki hastalar oluşan topluluktan güç alarak yaşama bağlanmayı öğreniyorlar. Ve grup terapisi böylece başarıya ulaşmış oluyor.
Oyunda İş Sanat'ın devasa sahnesinin çok büyük ayrıcalığı var. İstanbul'da gördüğüm en güzel sahnede bir kez daha oyun izlemek büyük keyif verici. Ses akustiğinin sekteye uğramadan salonun tamamına yayılması ve muhteşem ışık donanımı oyunun önünü açıyor. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu için bu ayrıcalık, pozitif enerjiye dönüşüyor.
Basına dağıtılan tanıtımlar içinde tek Ali Poyrazoğlu'nun elbiselerini yapan kostüm tasarımcısının adı verilmiş. Diğerler kostümleri oluşturanın kim olduğu belli değil. Madam Arşaluz rolünde Sayın Poyrazoğlu büyüleyici iki kostüm giyiyor. Siyah renklerin kullanılarak, bedensel güzelliğin ön plana çıkarılışı zekice düşünülmüş. Figen Özdenak'ın tasarımı çok başarılı. Diğer kostümlerde Söğüt rolünü canlandıran Berrak Kuş'un o mini mini eteğini beğenmedim. Sahnede hareketli oluşunu engelliyor giydiği etek. Bir yerler açılmasın diye dikkatli olunmaya çalışılırken, bedensel eylem kenara itiliyor. Oyunun ışıkları ve dekoru kostüm gibi fevkalade başarılı…
Gündelik yaşam içinden altı ayrı insanın takıntılarının aktarıldığını söylemiştik. Şuayip rolünde Bülent Kayabaş, devamlı suretle küfreden bir hastayı, Kamil rolünde Özdemir Çiftçioğlu sayma hastalığına yakalanan bir taksiciyi, Melek rolünde Şebnem Özinal, temizlik hastalığına yakalanmış titiz bir kadını, Eylül rolünde Eser Ali, simetri rahatsızlığında bilgisayar programcısını, Söğüt rolünde Berrak Kuş, ikilem takıntısında çaresiz bir kızı, Arşaluz rolünde Ali Poyrazoğlu kontrol etme hastalığına tutulmuş yalnız bir madamı canlandırıyor….
Oyunun yazarının yabancı ve konunun da komedi oluşu, Ali Poyrazoğlu'nu metinde bir takım değişiklikler yapmaya itmiş. Metni günümüz Türkiye şartlarına göre yorumlamış. Espirileri güncelleştirerek seyirciyi oyunun içinde canlı tutmuş. Özellikle de arada yaptığı siyasal göndermeler izleyiciyi pek keyiflendiriyor. Başbakan için söylediği “.. o da küfretme takıntısı olan biri…” demesi büyük alkışı da beraberinde getiriyor. Hicvi çok güzel yerlerde kullanıyor Ali Poyrazoğlu.
Oyunda Madam rolüyle A.Poyrazoğlu modern tiyatronun 'zenne'si konumunda. Rolünün gerekliliklerini tamamıyla yerine getiriyor. Küfretme hastalığına yakalanan (!) Bülent Kayabaş, oyunculuk yeteneğini büyük bir ustalıkla sergiliyor. Oyunu baştan sona sürükleyen kişi… Sayma takıntılı taksici Özdemir Çiftçioğlu'nu büyük bir hayranlıkla izledim. Ani ve hızlı cevaplaması gereken çarpma işlemlerinin aktarılışında ustalığını konuşturuyor. Söylemlerinde, alt kültürün ezikliğini de aksettiriyor. Şebnem Özinal, ikinci kez Laurent Baffie oyununda rol alıyor. Daha önce 'Dostlar Tiyatrosu' nda oynadığı Cindy karakterinden sonra şimdi de karşımızda Melek rolünde sahnede görev alıyor. Oyunda yüzünü pek seçemesem de, akışkan örgüde kendisine iyi bir yer buluyor. Eser Ali'nin simetri hastalığını aktarışında problemi var. Sadece yerdeki çizgilerden korkan bu hasta, duvardaki simetrik çizgilere rahatlıkla dokunabiliyor. Bu noktanın tekrardan düşünülmesi kanaatindeyim. Berrak Kuş'u ikilem hastasında beğenmedim. Grup içinde fazlaca yavaş kalıyor. Komedi unsuru o'nun olduğu bölümlerde duraksıyor. O giydiği minicik eteği ya kapatma telaşına düşmemeli ya da o eteği hemen üzerinden çıkarıp başka bir kostüm giyinmeli.
Oyununun sıra dışı ve şaşırtıcı biten finali izleyenlerde büyük şaşkınlık oluşturuyor. Yazarın kıvrak zekasına bir kez daha şahit oluyoruz. İş Sanat'ta gösterimine devam edecek olan “Tak Tak Takıntı” gülmek isteyenler için kaçırılmaması gereken sezonun en komik oyunu… Acaba içinizde takıntısı olan var mı?
Dip Not
1- Uzm. Dr. Özge Yenier DUMAN “Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ya da "Takıntı Hastalığı” Makalesi”
Anahtar Kelimeler: Altı Takıntılı Kişi, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Tak Tak Takıntı!, ali poyrazoğlu
0 Yorum