
Macit Koper'in yazdığı, Dilek Tekintaş'ın dramaturgluğunu, Eylül Gürcan'ın kostüm, Burçak Çöllü'nün müzik, Osman Aktan'ın ışık, Kadir Anlı'nın efekt, Enes Altuğ Avşar'ın video tasarımını, Gün Koper'in yardımcı yönetmenliğini, Pınar Aygün ve Sibel Toplaoğlu Demirhan'ın yönetmen yardımcılığını üstlendiği, Barış Dinçel'in yönettiği ve dekor tasarımını gerçekleştirdiği "Geçmişin Gölgesinde" adlı oyunda, Ahmet Saraçoğlu ve Bahtiyar Engin fırtınalı iki karaktere, göz kamaştırıcı yorumlarla hayat vermişler.
İşkenceci polis ve doktor birbirleri için çarmıh ve paslı çivi, av ve avcı, sanık ve yargıçtılar...aynaya düşen suretleri hep bir öteki ve bir o kadar da aynıydı.Bugünleri de, yarınları gölgeliydi aslında.Tıpkı mazileri gibi.
Bir gece vakti o tozlu depoda buluşmuşlardı.
Otuz yıldır üzerlerinden düşmeyen, ufunet bulaşığı o gölge ile yüzleşme zamanıydı artık.Herşey değişmiş, herşey şekil değiştirmiş olsa da o gölge hep aynı kalmıştı.Ve suçluluk duygusu da.

Ahmet Saraçoğlu "Yeşil Papağan Ltd.", “Terzi”, “Kanlı Oyun ( Caligula )”, “Oyunun Oyunu”, “Vahşi Batı” ve “Zehir”in ardından, "Geçmişin Gölgesi"nde de ustalık katındaki oyunculuğu, yeteneği, sahne hakimiyetiyle her türlü övgüyü fazlasıyla hak ediyor.
"Yolcu" nun unutulmaz İstasyon Şefi, "Yaşamak Mı Yoksa Ölmek Mi ?" nin Dowasz'ı yıllar içinde, "Danton'un Ölümü", "Alevli Günler", "Kırmızı Pazartesi", "Doğum Günü Partisi", "Bezirgan" gibi pek çok oyunda hayranlıkla izlediğim Bahtiyar Engin "Geçmişin Gölgesinde" de etkili, yetkin bir oyunculuk sergilemiş.
İç içe ustalıkla kurgulanıp, sahneye taşınmış gerilim, uçsuz bucaksız hatırlayışlara, çağrışımlara neden olabilecek, tanıdık, bildik iki insan, tüm detaylarıyla özenle analiz edilmiş hisler...

Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin'in yüksek tempoya dayalı, duyarlı, incelikli yorumları, canlandırdıkları kimliklerin her tepkisini (ustalıkla kullandıkları beden dili çeşitlemeleriyle) sanki gerçekten yaşıyormuşcasına aktarma becerileri...

Barış Dinçel'in daha ilk andan itibaren seyirci üstünde egemenlik tesis eden çarpıcı dekoru ve rejisi...sahneden saçılan enerji.
Başka ne söyleyebilirim ki, "Geçmişin Gölgesi"nin mevsimin en önemli oyunlarından biri olduğunu düşünüyorum.Dahası bir kez izlenip unutulacak, özensiz, alkış avcılığı peşinde koşan, sözü, özü olmayan, prematüre yapımlardan biri değil.Hiç değil !
Fotoğraf : Sadi Ayan
Anahtar Kelimeler: Geçmişin Gölgesi, İstanbul Şehir Tiyatrosu
0 Yorum