MAKALELER

Senin Adın Nadina.Senin Adın Umut !

2024.01.09 00:00
| | |
4375

Paylaş:
Çocukluğu sıcak ekmek, gençliği kan, yetişkinliği umut kokan Nadina'nın yaşadıklarına tanık ve suç ortağı olduk bu gece.

Çocukluğu sıcak ekmek, gençliği kan, yetişkinliği umut kokan Nadina'nın yaşadıklarına tanık ve suç ortağı olduk bu gece.

Nadina yaşlıların daha erken öleceğini sanırdı.Zamanı gelenler ölür, diye düşünürdü nedense.

Katliamla gelen bir bayram yaşadı o da.Evler, yuvalar, anılar bombalandı.Yollar kana boyandı.Değil insanlar, kediler, köpekler hatta kuşlar bile vuruldu.

Beraber büyümüş, beraber yaşayan komşular, dostlar düşman oldu... insanlık, sevgi, güzel duygular, dostluk ölmüştü.

Sesler...çığlıklar.Suyla ıslatılmış küflü ekmek kondu önlerine.Her saniye sonsuz bir zaman gibi yaşandı.Ne hayatta kalmalarına izin vardı, ne ölmelerine.

Gözlerde yüzyıllık yorgunluk.Gözlerde acı ! Gözler kördü aslında.Yürekler sağırdı.

Kıtlık başlamıştı.Su yoktu, elektrik yoktu.İnsanlar evlerinde saklandılar çaresizlikle.

Sahi umut çiçeğe durur muydu günün birinde ? 

Umut, hiçbir koşulda vazgeçmemek, direnmek miydi ? 

Çocuktu Nadina büyümek zorunda kaldı.İşkenceyi, ölümü, kimsesizliği, açlığı yaşadı.

An geldi Nadina yüreğine bir mezar daha kazdı.Ve Nadina sevdiğini toprağa değil kalbine gömdü usulca.

Karanlığın içinden yolunu bulan güneş ışığına sığındı o da herkes gibi.Herkes kadar.Ya da herkesten çok.

Orman gözlü Nadina için özgürlük sadece derin nefes alabilmek demekti.

Dedim ya, o diyarda kedileri, köpekleri hatta kuşları bile vurmuşlardı.

Boşnak bir kız çocuğunun, 1992 senesinin bahar aylarında başlayan Srebrenitsa Katliamı sırasında yaşadıklarını daha doğrusu yaşayamadıklarını, hayatta kalabilmek adına verdiği keskin mücadeleyi Kübra Karatepe yazmış, başarıyla yorumlamış ve Selena Demirli Doğan bu sezon " Montaigne " den sonra ikinci yönetmenlik denemesinde de hayli zorlu bir sınavı yüz akıyla tamamlamış.Oyunun ses ve efekt tasarımları, kullanılan müzikler ve etkileyici reji, yüksek düzey oyunculuk eserle bütünleşmiş.

Kübra Karatepe dört yıllık bir zaman diliminde yaşananları en gerçekçi ve inandırıcı biçimde, oynuyor diyemiyeceğim, sahnede yaşıyor.Evet, baştan sona, an be an yaşıyor.

Yeni bir dil, yepyeni düşünceler, taze bir yaklaşım ve çok uzak bir geçmişte olmayan o korkunç zamanların böylesine çarpıcı bir biçimde aktarılması bana göre övgüye değer.Ayrıca Hilal Yapıcıoğlu, Mahmut Çaymaz, Ezgi Baştan, Nazife Odabaş'ın oluşturduğu yaratıcı kadro görevini tam anlamıyla yerine getirmiş.

İçimizdeki tutsak / yasaklı kalmış nice farklı benliklere yolculuk yaparak şiddetin, soykırımın acısını daha derin ve biçimde keşfetmemizi, duyumsamamızı sağlayan, yapımcılığını Münferit Tiyatro'nun üstlendiği " Kuşları Bile Vurdular " izlenmesi gereken oyunları arasında. Sakın ola ki, gelecek sezona bırakmayın, izleyin, kaçırmayın.

Anahtar Kelimeler: münferit tiyatro, kuşları bile vururlar



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir