MAKALELER

Öykülerden Oyunlar - Tiyatro Keyfi

2024.02.10 00:00
| | |
2405

Acının, merhametsizliğin, duygusal ve fiziksel yıkımların yaşandığı bir dünyada, sahnede estirdiği duyarlık rüzgarlarıyla...

" Yüzümdeki maskeyi sevdiniz siz.Beni değil.Kimdim ben ?


Acının, merhametsizliğin, duygusal ve fiziksel yıkımların yaşandığı bir dünyada, sahnede estirdiği duyarlık rüzgarlarıyla bizleri salt hoşgörüye, güzel duygulara, anlayışa, merhamete, tiyatronun, müziğin iyileştiriciliğine davet etmeye, yaşamın çekilmezliklerine karşı umut vermeye, kendi çizgisini, kendi ödünsüz tiyatro anlayışını tek başına ayakta tutmaya, bir ölçüt olmaya devam ediyor Kemal Başar.

Kemal Başar'dan, " Savaş Başar anısına " ,  ÖYKÜLERDEN OYUNLAR...

Hayır, sadece tiyatro resitali dersem hatalı olacak, biliyorum.En iyisi, şöyle yazayım : 

" Konser tadında (ve dahi kıvamında ) gerçek bir tiyatro resitali izledim geçen akşam."

Demlenen yalnızlıklar, tam zamanlı sevdalar, sevginin, heyecanın bittiği yerde değiştirilen ( değiştirilemeyen ) kavşaklar, iç sürgünlere 'nedensiz' gönderilişimiz, redlerimiz, isyanlarımız, kaçak dövüşlerimiz, " Ya sonra " sorusuna yüklenmiş kaygılarımız...yüreklerimizin bir yerinde taşıdığımız kılıç yaraları.İşte tüm bunları ayrımsadık, kabullendik bir anda.Gerçeğimizle kucaklaşmaya cesaret ettik nihayet.

Kemal Başar teatral bir biçimde ele alıp, yorumladığı şarkılarla bizleri bambaşka iklimlere taşıdı çünkü. Ozz Diyarı'nda birer Dorothy'den farkımız yoktu.

Dediğim gibi, uzun bir yolculuğa çıktık Kemal Başar ile.Yalnız da değildik.Yahya Kemal Beyatlı, Müşfik Kenter, Fikret Şenes, Hümeyra, Ayten Alpman, Ajda Pekkan da vardı yanımızda.

Her şarkıda henüz selamlaşmaya hazır olmadığımız aşklar, nankörlük mezarlığında unutulan anılar, çıkageliyordu.Kendi serüvenimizin kahramanıydık artık.Dahası içimize çektiğimiz hava değil, o melodiler, o sözler, o repliklerdi.

Kaderin bize hangi yazılmamış sayfaları açacağını düşündük bir an.İçimizdeki şeytanı azat ettik sonra.  

Erguvan yağmurlarında Cahide'yi, ıssız bir gün batımındaysa Ayşenur'u tanıdık.Sarp yamaçlardan, sert esintilerden, yanlış yollardan, çıkmaz sokaklardan geçip, bir defa daha hayatlarımızı seyrettik.Ne tuhaf, suyun mecrasını değiştirmek yerine suyun akışına bıraktık kendimizi.Rüzgara karşı uçmayı bile göze aldık.O sevgisiz, çorak beyinlerde çiçek açtırtan şarkıların gücüyle.Yorgun hayatlarımızın eşsiz baharı oldu o şarkılar yeniden.

" Yüzümdeki maskeyi sevdiniz siz.Beni değil.Kimdim ben ? " 

Sahi kim ? 

Hakkı Ergök'ün yazdığı, Kemal Başar'ın ustalık katındaki başarısıyla yönetip, canlandırdığı " Öykülerde Oyunlar ", yüreğiyle beyni arasında heyecanla koşup duran çocuğu hep korumuş bir sanatçının, Kemal Başar'ın eriştiği bir başka zirve aslında.

" Bu benim hayat hikayem değil," diyor Kemal Başar.Hepimizin hayatından birşeyler var bu hikayede.Mesela, aynı kişiyi kaç kere sevdiğimizi düşünürken, geçip tükenin sadece zaman değil, ömür olduğunu ayrımsıyoruz.

Dahası " İşler yolunda gitmiyorsa, mazi bir enkazdır, " diyor Kemal Başar ve ekliyor :" Hatıraların da belli bir kullanma tarihi var."

An geliyor gözlerimizin içine bakarak :

" Yalnız doğar insan ve yalnız ölecek...tüm bu süreçte neler gördü, neler yaşadı belki kimse bilmeyecek " diyor. Üstelik " Kapanınca malum perde artık kimse bilmeyecek..."

Konser tadındaki o güzelim tiyatro resitali boyunca, piyano ve vokal olarak Atacan Canay da, Kemal Başar'a eşlik ediyor.

Şarkılar şarkılara iliklendikçe hayata ait, hayata dair ne çok duyguyla yüzleştiğini fark ediyor izleyici.Nane şekeri yedikten sonra üstüne bir bardak su içmiş gibi ferahlıyor.Huzur buluyor.Kemal Başar'ın vokalisti olup, onun söylediği şarkılara sesini ekliyor usulca.

Kısaca Kemal Başar yine sanatının zirvesinde !

Anahtar Kelimeler: öykülerden oyunlar, tiyatro keyfi, kemal başar



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir