MAKALELER

Bir Varmış... Belki De Yokmuş

2024.04.20 00:00
| | |
3184

Paylaş:
Ülkü Tamer'e saygıyla başlıyor her şey. Milat, öncesi ve bugün arasında bir yolculuğa çıkıyoruz.

"Tarihte Yaşanmamış Olaylar", rejisi, oyunculukları, dekor, kostüm, müzik tasarımları, koreografisiyle adından söz ettiren, son derece özenle hazırlanmış bir müzikli oyun.

Ülkü Tamer'e saygıyla başlıyor her şey. Milat, öncesi ve bugün arasında bir yolculuğa çıkıyoruz.
Uzaklardan gelen rüzgarlarla karışıp, uzaklara savrulan tarihin serin suskunluğunda, tarihi sorgularken buluyoruz kendimizi birden. Kuşaktan kuşağa, ağızdan ağıza fısıldananlar ya gerçek dışıysa ?  

"Bu kitapta okuyacaklarınızın tümü uydurmadır.
Düzmecedir. Palavradır.
Adlar da, tarihler de, olaylar da gerçek değildir.
Düş ürünüdür.”

"Babilliler Mısır’ı kuşatacak, Caesar’ın öldürülmesine karar verilecek, Albrecht, Sicilya gülünün peşine düşecek, Lord Wynter ile Lady Cecilia’nın çocukları olmayacak, Oogna Mbuti yüzmeyi başaracak ve böylelikle 'yaşanmamış' tarihin perdesi aralanacak. Ya asıl tarih bilmediklerimiz, öğrenmediklerimizse?”

Oyun "unutulmuş anların bakiyesi" ile "yaşanmış ve yaşanmamışların nakliyesi" arasında kukla ve korkuluk olmamamızı söylüyor ve ilave ediyor:

"Mesleğimiz umut bizim, kıranlara selam olsun..."

Sahi hiç inşaa edilmemiş piramit var mıydı? Mesela tarihte neler olmuş da bizim bunlardan haberimiz olmamıştı? Davalı mı, davacı mı olmalıydık tarihten? Tarih savunma mıydı, sorumluluk mu yoksa? Peki ya, tarihin unutulmuş zamanlarında oyuncular neler çekmişti? Hepsi ve daha fazlası için, önerim: 

"Tarihte Yaşanmamış Olaylar"ı, hemen, hiç zaman kaybetmeden izlemeniz...

Emrah Eren'i ilk kez "Cıngıllı Müzikali"nde izlemiştim. Son derece zekice, titizlikle hazırlanmış, her bakımdan üst düzey bir çalışmaydı. Bunca zaman geçmiş aradan hala belleğimde taptaze. Ah, 1989 yılında sergilenen dört Eva'lı "Evita"dan bahsedilen bölümü, şimdi nasıl hatırlamam?
Hemen hepsine eşlik ettiğimiz, aşina olduğumuz müzikallerden o güzelim şarkılar... Tabii, Emrah Eren'in yönettiği "Bir Baba Hamlet”,  “Don Kişot’um Ben”, “Kazanova”, “Tartuffe”, “Irgat”, “Taxim”,  “Ver Parayı”yı da saymadan geçmek, olmaz.

Ama ya "Anatevka", yani "Damdaki Kemancı"? Sütçü Tevye?

1970 yılında Cüneyt Gökçer, Handan Uran, Deniz Gökçer, Asuman Korad, Serpil Tamur, Alev Sezer, Hepşen Akar'lı kadrodan, o zaman yeni açılmış olan Atatürk Kültür Merkezi'nde "Damdaki Kemancı"yı ilk izlediğimde şimdikinden elli dört yaş daha gençtim. "Damdaki Kemancı"yı hiç unutmadım bütün o yıllar boyunca. Ve günlerden bir gün Emrah Eren'in yorumuyla tekrar "Anatevka"da buldum kendimi... Rolüyle kurduğu duygusal bağ, başarısı, yaşar kıldığı kimliğe kattığı pathos, şimdi hangi birini anlatsam?

Emrah Eren'e "Tarihte Yaşanmamış Olaylar"ı sordum geçen gün.

- Bu proje nasıl şekillendi?

- 6 Şubat’ta yaşadığımız deprem felaketi ve sonrasında yaşanan can pazarı, ne kadar yalnız, çaresiz ve kimsesiz olduğumuzun bir kanıtıydı. Derin bir mutsuzluk içinde buldum kendimi. Yola nasıl devam edeceğimi, bu trajedinin üstüne artık ne hikaye anlatacağımı bilemedim. Enkaz altında yaşamını yitirmiş kızının elini tutan baba… Tüm dünyanın en yetenekli sanatçıları bir araya gelse böyle bir trajik resmi hayal bile edemezler kanımca. Gerçek ve acımasız tarih bizim mesleğimizi elimizden alıyor. “Bu kadarı da olmaz” dediğimizden fazlası başımıza geliyor. “Nasıl mücadele edeceğim ben bu “gerçek”le” diye düşünürken elime geçen “Tarihte Yaşanmamış Olaylar” can suyu oldu bana. “Madem yaşanmışları içimizi karartıyor ben de yaşanmamışları anlatayım o zaman” deyip çıktım girdaptan. Gerisi uyarlama, prova ve prodüksiyon süreci…

- Yönetmen olarak işin en başında kurduğun hayal neydi ?

- Öykü kitabını uyarlayan değerli dostum Faruk Üstün’le birlikte önce oyun haline dönüşecek öyküleri belirledik ve sıraladık. Ülkü Tamer’in sıcacık ve samimi kalemine zarar vermeden, kadim ve manzum bir uyarlama dili hedefledik. Başlangıçta iki oyuncu ve bir sokak müzisyeni olarak belirlemiştik oyun kişilerini. O matematiğe göre uyarladı metni Faruk. Ancak sonrasında Kadıköy Boa Sahne Genel Sanat Yönetmeni Aytekin Atabey, proje İKSV Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü aldığı için, eğer mümkünse oyunun nüfusunu arttırabileceğimizi müjdeledi. Böylelikle yedi kişilik genç, dinamik, disiplinli ve yetenekli kadromuza kavuştuk. İki oyuncu için hazırlanmış uyarlamayı provalar süresince yedi kişilik ekibe paylaştırdık. İlk kurduğum hayalin ötesine geçen bir süreç oldu özetle.

- Bu hayalin yüzde kaçına eriştin ?

-Yüzde yüzü geçen bir oran. Yüzde yüz yirmi diyelim. 

- Faruk Üstün'ün Ülkü Tamer'den uyarladığı eserde dekor, kostüm, müzik, ışık, afiş tasarımları, hareket düzeni, oyun fotoğrafları oyuna artı değerler katarken, oyunculuk performansları da izleyicinin sahnede yaratılan illüzyondan bir an olsun uzaklaşmasını önlüyor. Rejisör olarak böylesi bir başarıyı bekliyor muydun ?

-Ülkü Tamer büyük bir isim, yumuşacık bir kalemi, muazzam bir hayalgücü var. Çalışmamızla önce ona halel getirmemeye çalıştık. Künyede yer alan tüm yaratıcı ekip zaten başarılarını kanıtlamış profesyoneller. Oyunu sırtlayan ve tek nefes olan oyuncuların her temsil gözleri ışıldıyor. Ve en önemlisi seyircimiz daha ilk günden sevdi oyunu ve yaydığı enerjiyi. Tüm bunları bir başarı olarak değil mesleğimizin gereği olarak adlandırıyorum ben. Mesleğimizin gereğini yerine getiriyoruz, ne mutlu ki seyircimiz de sahipleniyor.

Anahtar Kelimeler: tarihte yaşanmamış olaylar



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir